YILAN AVI / DUR - JOHN VERDON
Beni gurup okumalarına dahil eden sevgili TC Arzu'nun "Yılan Avı" okuyoruz paylaşımını görünce "ben de, ben de" diye ağladım , onlara zorla katıldım; onlar kim mi? Tabii gurup başı ( ayy halay başı gibi oldu ) TC Arzu Ortaören, Bahar Esen ve Ayşegül Akkuş (böyle bakınca da 'okeye dördüncü' olmuşum gibi ).
Kitaba dönersek, "Yılan Avı - Dur", John Verdon'un Aklından Bir Sayı Tut ile 2011 yılında başlayan, emekli dedektif Dave Gurney'in çözdüğü cinayetleri anlattığı serinin son kitabı.
"Eski tenis oyuncusu ve yeni uyuşturucu satıcısı Ziko Slade, küçük çaplı bir suçlu olan Lenny Lerman'ı vahşice öldürmekten yirmi yıl hapis cezasına çarptırılır. Arkadaşının ricası üzerine davayı üstünkörü inceleyen Dave Gurney ortada görünürden çok daha katmanlı bir suç olduğunu anlar. Gurney olayların perde arkasını araştırırken kendini bir cinayetin baş şüphelisi olarak bulur ve soğukkanlı bir katil tarafından takip edilir. İtibarını kurtarmak için işlenen cinayetleri çözmeye çalışırken kanundan kaçmak zorunda kalan Gurney dedektiflik mesleğine olan sarsılmaz güvenini sorgulayacaktır." Tanıtım yazısını okurken ilk anda aklıma gelen; 1974 -1977 yıllarında TRT'de yayınlanan 'Kaçak' dizisi oldu. Aynı şekilde işlemediği bir cinayetle suçlanan Dr. Richard Kimble herkesin kahramanı olmuştu.
Dehasıyla cinayetleri çözerken kanun tarafında olup, suçluları bulmaya çalışan Gurney, bu defa bir cinayetin baş şüphelisi olarak aranmaktadır. Aynı zamanda çözmeye çalıştığı bu cinayetin katilleri tarafından izlenmektedir. Avcı iken av olan Dave, bu kovalamaca üçgeninden kurtulup, gizemleri aydınlatabilecek mi?
Hikayede tam tarih verilmiyor sadece mevsimden bahsediliyor. Beni rahatsız eden küçük bir ayrıntı var. Polis ve savcılık son sistem teknolojileri ( mesaj servisi, GPS haritası, DNA testi vb.) kullanarak delilleri mahkemeye sunuyor ama duruşma sırasında savcı cinayet fotoğraflarını eski tip mantar panoda mahkemeye sunuyor. Oysa gerçekte tepegöz, projeksiyon gibi daha güncel teknolojiler kullanılmakta. Aynı eksiklik Gurney'in davranışlarında da var. Laptop, cep telefonu gibi aletleri kullanan Dave, Tess Larson (sf. 200 - 201) gibi önemli bir tanıkla konuşmasının ses kaydını almıyor. Sonradan kaybolan, inkar eden tanıklar olmasına rağmen tecrübeli dedektif bu hatayı nasıl yapıyor?
Önceki kitaplarda dikkatimi çekmemişti ama bu kitapta rahatsız etti (belki aksiyonun daha az olmasındandır), Verdon da sanal reklam (Fedex vb.) modasına uymuş, marka reklamı yapıyor, özellikle araba markalarından (Pontiac, Corolla, BMW vb.) kendimi galeride gibi hissettim.
Kitap başta ağır ilerliyor, tüm aksiyon son 50 sayfada dolayısıyla bu kadarcık heyecan için ilk 370 sayfayı okuyup bunalmaya değer mi? Seriyi tamamlamak adına okudum, böyle uzun seri yazan yazarlarda bu tip tıkanmalar oluyor maalesef. Bu kitapta aksiyon az ama karakterlere, psikolojik durumlara odaklanılmış, geçmişle hesaplaşmalara yer verilmiş.
Benim için bir iyi bir kötü son var bu hikayede bakalım gelecek kitapta nasıl sonuçlanacak? Önce iyisinden başlayayım; nihayet Dave'in gözü açıldı aklı ilişkisini sorgulamaya başladı. iki yüzlü Madeleine'den kurtuluyoruz (ilk kitaptan beri sevemedim bu karakteri ). Madeleine, tüm ilişkiler için geçerli olan en büyük hata ile bu birlikteliğe başlamış. "Bana olan sevgisi sayesinde Dave'i değiştirir, istediğim kalıba sokarım." Nihayet bu karakter değişikliği olmayıp, Gurney, kalıba girmeyince gerçek duygular ortaya çıktı. Dave, kaza yüzünden geçirdiği beyin sarsıntısı sonucu üzücü akıl oyunlarına maruz kalır. Yeni kitapta sağlığına kavuşur inşallah. Kötü son ise kıymetlime () ne oldu? Hardwick'imin durumu netleşmedi(). İnşallah gelecek kitapta Hardwick aramıza döner.
Arzu OrtaörenBahar Esen