·163 syf.····Okunma: 07 Ekim 2024 14:19 Hayatımda bu kadar saçma bir kitap daha okumadım. Bu kitaba harcadığım zamana üzülüyorum. Evden uzakta olduğum için arkadaşımın kitaplığındaki üç beş kitaptan birini alıp okuyayım, hiç okumamaktan iyidir dedim, hiç okumasaymışım keşke, o derece.
Müptezellerin, bağımlıların, hayatını idame ettiremeyen, ota boka bulaşan, aile desteğini bile elinin tersiyle itenleri anlatıyor kitapta hem de iğrenç, küfürlü bir üslupla. Bunca çürümüşlüğün içinde hepimiz de bir şekilde nefes almaya çalışırken bedenimizi de hayatımızı da uyuşturucuya, haplara, arka sokakta cigara saran dayılara/gençlere bulaştırmıyoruz. Yaradan bize bir irade vermiş, bu iradeyi sağlayamıyorsak destek almak şart. Hastaneler, doktorlar, psikologlar, polisler vs bunlara yardım için el uzatan yerler. Yardım almak yerine her seferinde bu bağımlılığa devam etmeyi seçiyorsak, çıkmak yerine batmayı seçiyorsak, kendi hayatımızla birlikte milyonlarca insanın, gencin, çocuğun, kadının, hayvanın hayatını da batırıyorsak kahrolun o zaman ne diyeyim...
Hayat bize tercihler sunuyor ve bu tercihleri değerlendirebilmek bizim elimizde. Bağımlılık bambaşka bir boyut evet, ama yukarıda sözünü ettiğim hatta etmediğim daha yığınla kurum, bağımlılıkla savaş için var.
Gündemde olan yığınla taciz, tecavüz, öldürülen, parçalanan kadınların hayatlarında hep madde ile ilişkisi olan erkekler var. Ama yapılan bu iğrenç durumları sadece maddeye bağlayamayız arkadaşlar. “O saatte ne işi varmış, bu eteği neden giymiş” martavallarını da bir kenara bırakalım. Samuray kılıcıyla öldürülen başı kapalı bir kardeşimiz de hunharca katledildi, etek mi giymişti, hayır. Kafa yapımızı biraz değiştirmeye, geliştirmeye, okumaya, öğrenmeye, çocuklarımıza ahlaklı ve saygılı bireyler nasıl olur’u öğretmeye odaklanalım.
Bu süreçte bu kitabı okurken de müptezel güzellemesi yapan, arka kapakta “müptezeller, uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların kitabı” olarak yorumlayan yazarı şok içinde okudum. Delikanlılık geniş bir kalıptır ama burada anlatılanlar bir delikanlılık örneği değildir, hele ki müptezellere atfediliyorsa bu sözcük, hiç değildir. Emrah Serbes’in hayatını biraz araştırdıktan sonra da bu kitabı yazmış olmasına şaşmadım, iletişim yayınlarının baskıya sunmasına şaşırdım sadece. Neyse, okumayın arkadaşlar, zamanınızın kıymetini biliyorsanız okumayın.