Müptezeller

·
Okunma
·
Beğeni
·
15,7bin
Gösterim
Adı:
Müptezeller
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
163
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750520976
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Müptezeller, uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. Lime lime, ufalanarak. Emrah Serbes, kenarların soluğunu, dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor.

“Üzülme baba,” dedim, “alt tarafı bir ev, alt tarafı beton parçası ya. Çalışır ederiz, yine alırız. Ben de çalışırım bundan sonra, söz, alırız bir ev daha.” “Ona üzülmüyorum ki ben,” dedi babam. “Her ay evin taksitini ödedik de ne oldu. Bak, uçup gitti elimizden balon gibi. Keşke seni ağlatmasaydık çocukken. Keşke sana o akülü arabayı alsaydık.”

Güzel olmak isteyen alkolikler, berduşlar, kardeşler… Zembereği boşalmış hayat memat ezberleri, tek gözlü geceler. Yeraltının karın gurultusuna, belalı bir gündüze sarılan cuaralar.

Müptezeller, uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. Lime lime, ufalanarak.

Emrah Serbes, kenarların soluğunu, dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor.

Yaz biter, güz biter, hep kış gelir.
163 syf.
·2 günde·6/10 puan
Bir tane de Emre Serbes okuyayım diyerek başladım kitaba. Okumak istediğim bir yazardı, ama...

Fakir Köpek, Bombacı, Platin, Hoca ve Son Balonlar hikayelerinin başlıkları.

Henüz yirmili yaşlarda, her türlü uyuşturucu madde içen bir genç. İlk olarak Antalya’da bir otelde garsonluk yapıyor, sonra aklını başına toplayıp! Ankara’ ya okumaya giderek yazdığı kitabı buradan mail ile yayınevlerine gönderiyor. Ve son durağı İstanbul. Kahramanımız buraya yazdığı kitabı yüzyüze görüşerek bastırmak amacıyla geliyor ve bir yayınevi bulmak umuduyla.

Şehirleri değiştirse de o hep aynı kalıyor. Hep aynı bataklıkta, hep bir umutla.

"İçimdeki eski serseriyi susturup tokatladım, yeni gayretkeş bene de, ha gayret oğlum dedim, sırtını sıvazladım."
Bu cümlelerini okuyunca hıh tam şimdi herşeyi bırakacak aklını başına toplayacak diyorsunuz yok, olmuyor. Tekrar başa dönüyor. Kitabı da basılacak sandım, içki de içmeyecek sandım, mutlu da olacak, hayatını da düzene sokacak sandım, sandım da sandım. Olmadı. Bitti kitap.

Kitabı Emrah Serbes'in hayatıymış gibi okuyan bir ben değilimdir ve olmayacağımdır umarım.

Bir de bol bol küfür var, kullanılmasaydı iyiydi. Küfür denince aklıma
#40197748
#40110426
bunlar geldi.

Dünyamızın inkar edilemez acı veren gerçek bir yüzü olan, gençlerimizin de bu batağın içinde olduğu bu hayatlar... Maalesef böyle bir dünyada yaşıyoruz... Birileri daha da zengin olacak diye biten hayatlar. Bu hayatları, bu insanları, bu ismi geçen yerleri bilmiyor muyuz biliyoruz. Ama görmek ve okumak bir kez daha farkına varmak üzüyor insanı ve gerçekten her şey o kadar dibimizde ve gözümüzün önünde ki... Rahatsız etti, üzdü, düşündürdü.

Ne çok beğendim ne hiç beğenmedim.
163 syf.
·6 günde·1/10 puan
1 puan veriyorum bu kitaba. Neden mi?
Olay örgüsü baştan savma.
Zaman saçma bi şekilde hızlı ilerliyor.
Betimlemeler çok yetersiz.
Üslup yerlerde : anca sövme.
Yazarın bir dili yok.
Sözler olayın akışına göre değilde, söze göre olay akışı şekillendirilmiş gibi.
Kitaba giremiyor ve saçma bir diziyi başka bi şey yok diye öylesine izliyormuş gibi hissediyorsunuz.
Vermek istediği tek düşünce ümitsizlik.
Özellikle kitap boyunca küfürü geçsek bile madde kullanımının had safhada olması, gençleri özendirici, merak uyandırıcı etkiler oluşturabilir.
Bu kitabın yazılmasının ne sanata ne de okura bir katkısının olmayacağı görüşündeyim.
Okumayın.
  • Erken Kaybedenler
    7.7/10 (1.859 Oy)1.529 beğeni7,2bin okunma4.759 alıntı24,5bin gösterim
  • Daha
    8.8/10 (2.485 Oy)2.504 beğeni8,2bin okunma14,7bin alıntı35,2bin gösterim
  • Piç
    8.1/10 (1.569 Oy)1.423 beğeni5,6bin okunma7,9bin alıntı29,9bin gösterim
  • Oğullar ve Rencide Ruhlar
    8.3/10 (2.081 Oy)1.743 beğeni6,4bin okunma7,2bin alıntı28,5bin gösterim
  • Dublörün Dilemması
    8.4/10 (2.925 Oy)2.715 beğeni10bin okunma14,7bin alıntı46,5bin gösterim
  • Hikayem Paramparça
    7.8/10 (810 Oy)695 beğeni3.649 okunma4.610 alıntı12bin gösterim
  • Az
    8.6/10 (3.654 Oy)3.388 beğeni12,2bin okunma15bin alıntı57,7bin gösterim
  • Korkma Ben Varım
    8.5/10 (1.569 Oy)1.572 beğeni5,4bin okunma14,1bin alıntı39,8bin gösterim
  • Deliduman
    7.2/10 (757 Oy)573 beğeni3.333 okunma1.690 alıntı9,9bin gösterim
  • Ruhi Mücerret
    8.3/10 (2.999 Oy)2.820 beğeni10,5bin okunma31,7bin alıntı50,8bin gösterim
163 syf.
·Beğendi·6/10 puan
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Çayımı hüpürdetip biralardan arta kalan tuzlu fıstıkları tırtıkladığım ve işe gitmeyip izin kullandığım, bayat ekmeklerle kargaları beslediğim bir günden daha hepinize selamlar İŞSİZ kardeşlerim.. Hemen girizgah yapmak istiyorum zira kitabı pekte beğenmiş değilim.. Mümkün olduğunca kısa kesmeye çalışıcam yani el verdiği müddetçe.. hazırsanız başlayalım ..

- SÖZ VERDİĞİM GİBİ KuP KuP BoY ile BERABERİZ! -

Kitabın başlığını aylar evvel ilk gördüğümde baya bir merak ettim ..Sonra sağdan soldan pıtırak gibi paylaşılan alıntılarına denk geldim.. Meraklandım doğrusunu söylemek gerekirse.. Yeraltı edebiyatına ve kötü olan herşeye , daha doğrusu sizin tabirinizle kötü olarak adlandırdığınız tüm negativiteye full destek verenlerdenim.. Birşeyin doğasının kötü olmasını ya da iyi olanın şartlar ve kendi isteği ile kötüye evrilmesini, kafamızı aksi yöne çevirerek yok sayma şansına sahip değiliz ..İster beğenin ister beğenmeyin onlarda bu toplumun içindeler ve iyi dediğiniz herşey daha doğrusu iyinin tanımı onlar sayesinde var .. etkiye tepki meselesi bu .. tabii bir de chaotic good dediğimiz bir sınıf daha var ki onlar bambaşka bir tartışma konusu olmasına rağmen kısa keserek açıklayayım .. Kimdir bunlar ? bünyesi itibari ile içinde barındırdığı iyiliğin ve kötülüğün birbirine egemen olamayıp yenişemediği tiplemeler .. Bir nevi limon suyu çok kaçmış mayonez tabiri yapabiliriz bu insanlar için .. Tabii insan psikolojisi her daim iyiliği görmeye alışkın olduğu için kötülüğü ve kötü olanın üstünü boardmarkerlarla çizmeye meğilli..dolayısıyla onlarda - opsiyonel - kötü sınıfındakiler topluma göre.. Bu tayfayı niçin açıkladım çünkü kitabın içinde bahse konu olan şahıslar tam olarak bu insanlar .. Bu yüzden , yok efendim kitapta çok küfür var , aman da uyuşturucu tüketimi gençlerimize zerk edilmek isteniyor , cinsellik gak guk gibi eleştirileri okumak isteyenler , size şu dakika kırmızı kadife koltuklarda şarap içip beyaz çikolataya bandırılarak dondurulmuş üzüm tanelerini tırtıklayacağınız "ustalara saygı kuşağı filmi" galasına bir adet one-way ticket (git geri gelme) veriyorum.. Charles Bukowski söyleyince pek bir hoşunuza gidiyor ..her neyse geri kalanlarla devam edebiliriz ..

Müptezelin tanımı nedir ? Tdk ya göre bayağılaşmış , saygınlığını yitiren ;argo tabirde ise "hem satan hem de kullanan" kimseler .. Yani amiyane tabirle hem "keyifçiler" (içiciler) hem de "torbacılar" (seyyar ve taşeron tüccarlar ).. Romanda bu sınıfa mensup kimseler garsonlar .. Kitabın içerisindeki hikayeler de bu yozlaşmış takım cevresinde vuku buluyor.. Kendim de bir dönem hem öğrenciliğimde hem de iş aradığım sonraki dönemlerde boş kalmamak adına sayısız kalite ve ölçekte müessesede garsonluk ve barmenlik yaptığım için bu tayfayı gayet iyi bilirim ..Sekiz sene yaptım bu işi.. Garsonlar arasında bir tabir vardır garson kelimesine karşılık..Garson , erkeğin kötü yola düşmüşüdür ..Bir insan garsonluk yapıyorsa Türkiye gibi bir ülkede ya vasıfsızdır ya da öğrencidir..Hobi için barmenlik yapan belki çıkar tek tük ama garsonluk çekilecek bir kahır değildir.. Bu sektörün hammaddesi , iş gücü bellidir..Toplumun alt kesimi ya da öğrenciliğinde alt kesimi tatmış olanlar.. Bu bağlamda kitaptaki işleyişe geri dönecek olursak yazarın kendisi yani Emrah Serbes' te benimle aynı dönem Dil Tarih Coğrafya Fakültesin de okumuş bir arkadaş.. Tam emin olmamakla beraber sanırım bir kaç kez aynı masada oturup içmişliğimizde var kendisiyle.. Kitapta anlatımda bir sorun var ..Aslında birden fazla sorun sıkıntı var ..Hem kurgudaki zorlama olaylarda (ki burda spoiler verip limon sıkmak istemem keyfinize ) hem de anlatımdaki samimiyetsizlikte..Evet cidden garsonlar kendi aralarında konusurken bundan çok daha ağır tabirler ve küfürler kullanırlar hem kendi aralarında hem de baktıkları masalardaki müşteriler için
(Sevmedikleri müşterilere neler yaptıklarını HİÇ anlatmayayım bir daha o cicili bicili ultra lux cafe ve restoranlara ve hatta sheroton ve hiltondakiler de dahil hiçbir restoranta adımınızı atmazsınız).. Yukarda da belirttiğim gibi kendi adıma bununla ilgili EN UFAK BİR PROBLEMİM YOK.. Hatta ve hatta bazı küfürlü diyaloglar cidden baya baya güldürdü. Ama..

Aması şu , yazarın tüm bunları yazarken gözlem gücü ve kurgusu yetersiz kalmış. Misal kendim barmenlik dönemlerinde beraber çalıştığım bir iş arkadaşımdan örnek vereyim..İsmini vermediğim bu arkadaş lise yıllarında abisinin zoruyla gaspa karışıyor ..Sonrasında cezaevi yolları , çıkış ve lekeli sicille beraber garsonlukla tanışma.. Sevdiği bir de kız var ama aldığı para belli.. Annesi hatırlayamadığım bir hastalıktan muzdarip ve ilaç alınması lazım .. Abi hapiste, eve bu bakıyor.. Sewdiği kızı da bu arada başkasına verecekler .. Ne yapıyor bizimki dersiniz ? BİNGO!! gündüz garsonluk ve garsonluğa ek olarak geceleri ve gündüzleri full time torbacılık.. Öğle yemeklerinde personel yemeğine kaşık salladığımız masada her gün ama istisnasız hergün anlatırdı bunları bize .. Torbacılık yaptığını söyleyemezdi ama biz garsonlar bilirdik .. Belirli bir ahlak anlayışı işliyordu ona karşı .. Kendi kullanmıyordu ama satıyordu .. bilirdik hepimiz .. Emrah Serbes ' in Müptezeller' de işlediği konular cidden şu örnekten trilyarlarca ışık yılı uzakta .. Ha kendisini sucluyor muyum ? Hayır !!! Çünkü bu tayfanın içinden gelmiş bir insan değil .. Onda yazım hamuru var ama gözleme dayalı hammadde eksikliği mevcut .. Pek tabii Behzat Ç tayfası ve parmağı kesilen küçük enişteye gözyaşı döken Türk halkı onu bağrına basar mı ? Evet basar.. AMA BEN DEĞİL.. Sonuç itibariyle okunur mu ? Evet okunur.. Cerez niyetine okunur kardeşim .. Sıkıcı değil gideri var ..Ama daha iyi örnekler de var.. Emrah Serbes kötü bir yazar mıdır dersen ona da bir şey diyemiyorum çünkü okuduğum ilk kitabı.. Lakin bunun yerine 0.000001 mol dozajda alacağınız bir HAKAN GÜNDAY sizi zevkten kudurtur.. Bunun garantisini veriyorum .. Yeraltı edebiyatına başlamak isteyenler için KATRANA bağışıklık kazanmak adına bir basamak olarak görün derim ben bu kitabı .. NE ÇOK İYİ , NE ÇOK KÖTÜ ...

not : OMO OLKOL VOR ..KOFOR ODOLOYOR diyenler yorum yazacaksanız size de OBÜSÜ AYRI TATTIRIRIM ..


tehdit değil dost canlısı uyarı
gözün görmez sokaktaki kaşarı
burda goygoy senin için başarı
yazarsan görürsün mitralyözlü AYARI

uykuda kalıp düşmeyesin sakın ola ki damdan
ben bir sahtekar ali şen sense bir ilyas salman
dolu vurur da olmadan toplatırız inan seni daldan
damıtıp şişeler de satarız seni zift diye baldan

- KuP KuP BoY -
163 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kitapta kötü alışkanlıkları olan,zor bir hayat süren aynı zamanda yazar olmak gibi büyük bir hayali olan genç bir adamın yaşamından bazı olaylar kendi ağzından anlatılıyor. Yeraltı edebiyatı alışkın olduğum bir tür olmamasına karşın kitabı çok beğendim. Bu arada bilmeyenler için Emrah Serbes Behzat Ç'nin de yazarı.Kesinlikle kitabı okumanızı tavsiye ederim.
163 syf.
·Puan vermedi
Yine Emrah Serbes kitabı incelemesine başlarken uyarı vereyim. Kitapta argo küfür ve uyuşturucu geçmektedir. Rahatsız olanlar ve sırf kötü yapmak isteyenler okumasın. Kitapta ard arda yaşanan hikayeler bulunmakta. Yeraltı edebiyatı seviyorsanız kesinlikle okumanız gereken bir kitap. İyi okumalar dilerim.
163 syf.
·6 günde·9/10 puan
Kaybedenlerin kitabı kenardaki insanların soluğu...
Kanımın donduğu gözümün dolduğu çok oldu sayfalarda. “Hayatta neler var ,girmediğimiz sokaklarda hangi hayatlar sönüyor ya da yanıyor?” dedim son sayfayı kapadığımda. Çiçek gibi bir kitap su gibi okunuyor otursanız tek günde biter kesinlikle tavsiye ediyorum. Behzat Ç. gibi bir başyapıttan sonra tam da beklediğim tadı buldum .
163 syf.
·4 günde·7/10 puan
Öncelikle kitabın içeriği ile ismi çok uyumlu. Yeraltını, kaybedenleri, yoksunluğun ve hiçliğin içinden gelenleri, bir nebze mutluluk uğruna yitip giden hayatları çok gerçekçi bir biçimde anlatan, okurken o çaresizliği, sıkkınlığı yüreğinizde hissettiren türden bir kitap.Benim duygusallığımdan mıdır yoksa kitabın insana tesir eden o cümlelerinden midir bilinmez gözyaşı döktüğüm, ağzımın açık kalıp inanamadığım yerler oldu.Okumanızı tavsiye ederim.
163 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Dönüp dolaşıp aynı duvara tosluyordum. o görünmez, o boş duvara. bu yazdıklarım da bir boka yaramayacak biliyorum, biliyorum ama yine de yazıyorum, zanaata saygıdan, ilk tablete, başka nedeni yok. anlatılamayacak olanı anlatamamaya devam ediyorum.
163 syf.
·7/10 puan
Müptezeller
“Seni seviyorum,” diye bağırdım. “Bu gece ve her gece seni seveceğim. Kimi özlediğimi bilmediğim zamanlarda bile seni seviyordum. İçimdeki yokluğun ne yokluğu olduğunu bilmediğimde bile seni seviyordum. Sen yanımdayken içimde bütün bir şehre yetecek kadar mutluluk vardı. “
" Sanki şu dünyadaki,
yedi milyar insanın en çekilmezi benmişim gibi.. "
Ve hâlâ unuyorum ki belki birgün sarhoş kafayla sana o mesajı atıp, seni ne kadar çok özlediğimi söylerim.. ve umarım benim için değil de bu şekilde bitmesine izin verdiğin için pişman olursun.
Uyumak istemiyorum," dedi.
"Neden?" dedim.
"En kötü düşünceler yatarken aklıma geliyor."
Sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana, onların dediği çıkacak
eninde de sonunda da...
163 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Romanda alkol ve uyuşturucu bağımlısı gencin hayata bir türlü tutunamaması ele alınıyor.Hikaye Antalya’da başlıyor, Ankara ve İstanbul ile devam ediyor.Bu illerin arka mahallelerinde olup biten olaylar, merdiven altı tezgahların nasıl döndüğü anlatılıyor.Bitmişliğin hatta hiçliğin hikayesi. Emrah Serbes'in en beğendiğim kitabı oldu. Argo ve küfürden rahatsız oluyorsanız ve ya bir kitap illa edebi bir dille yazılması gerek diyorsanız okumayın. Ama bu hayatı bilen, gören veya gözlerini kapatmayan her insanın bir şeyler hissedeceği bir kitap. Okunmalıdır.
Ayrıca şu akıp giden günlerinde yuvarlandığımız hayatı düşününce, o hayattan ne öğrendiğini kim tam olarak bilebilir ki? Hayat bir okul değil ki öğrendiklerimizi deftere yazıp ezberleyelim ve sınav günü geldiğinde de yüz alalım.
Bir hayal gerçekleşmesi gereken zamanda gerçekleşmelidir. İşte tam o günlerde alınmalıydı bana akülü araba. Artık çok geç, her şey için çok geç, uçup gitti elimizden o balon.
Bazen karanlık bir duvarı yıkarsınız ve önünüze geniş bir yol açılır ama ikinci bir duvara kadardır bu.Gelmez duvarların sonu. Bazen de aklın barikatlarını yıkarsınız ve önünüzde deliliğin yolları açılır ama yeni bir akla kadardır bu. Ne deliliğin sonu vardır ne de aklın, ne duvarların sonu vardır ne de yolların...
Ama ne günah değil ki, bu ülkede yaşamanın kendisi günah! Nefes almamız günah! Bu sefil ruhlarla, bu sefil hayatlarla, ezile büzüle, boyun eğerek yaşamamız günah!
Emrah Serbes
Sayfa 67 - iletişim Yayınları
Benim de bir özel hayat eşiğim vardı, ne kadar içersem içeyim kendime sakladığım acılarım vardı. Hususi acılar, kamuya kapalı, üzgünüz, sürücünüz bu acının biçimini desteklemiyor.
Bir hayal, gerçekleşmesi gereken zamanda gerçekleşmelidir, işte tam o günlerde alınmalıydı bana akülü araba, artık çok geç, her şey için çok geç, uçup gitti elimizden o balon.
Emrah Serbes
Sayfa 29 - İletişim
"İyi insan diye bir şey kaldı mı dünyada? Bak benim İsmail diye bir arkadaşım vardı, pırlanta gibi çocuktu, beraber garsonluk yapardık, kazandığı bütün parayı kardeşine gönderirdi, tek hayali gübre fabrikasına kapağı atıp işçi olmaktı, otelde köpekleri zehirlediler diye adam bile bıçakladı, içeride yattı, böyle hassas adamdı. Şimdi ne yapıyor biliyor musun? Bağcılar'da torbacılık yapıyor, belde emanetle geziyor.
İyi insan kalmadı oğlum dünyada, bitirdiler."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Müptezeller
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
163
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750520976
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Müptezeller, uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. Lime lime, ufalanarak. Emrah Serbes, kenarların soluğunu, dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor.

“Üzülme baba,” dedim, “alt tarafı bir ev, alt tarafı beton parçası ya. Çalışır ederiz, yine alırız. Ben de çalışırım bundan sonra, söz, alırız bir ev daha.” “Ona üzülmüyorum ki ben,” dedi babam. “Her ay evin taksitini ödedik de ne oldu. Bak, uçup gitti elimizden balon gibi. Keşke seni ağlatmasaydık çocukken. Keşke sana o akülü arabayı alsaydık.”

Güzel olmak isteyen alkolikler, berduşlar, kardeşler… Zembereği boşalmış hayat memat ezberleri, tek gözlü geceler. Yeraltının karın gurultusuna, belalı bir gündüze sarılan cuaralar.

Müptezeller, uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. Lime lime, ufalanarak.

Emrah Serbes, kenarların soluğunu, dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor.

Yaz biter, güz biter, hep kış gelir.

Kitabı okuyanlar 5,5bin okur

  • Yasemin Çürük
  • Seçil Akgün
  • Feyzullah ekinci
  • A. S. T.
  • Furkan Savran
  • Helin Örde
  • ceren babur
  • Nurullah Yıldırım
  • Diyar
  • Salih Şahin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%10.6
13-17 Yaş
%8.2
18-24 Yaş
%28.6
25-34 Yaş
%28.8
35-44 Yaş
%16.9
45-54 Yaş
%4.7
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.9
Erkek
%46

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17 (251)
9
%11.7 (173)
8
%20.8 (306)
7
%20.8 (307)
6
%12.1 (179)
5
%7.3 (108)
4
%2 (30)
3
%3.3 (48)
2
%1.8 (26)
1
%3.1 (46)

Kitabın sıralamaları