Bir tane de Emre Serbes okuyayım diyerek başladım kitaba. Okumak istediğim bir yazardı, ama...
Fakir Köpek, Bombacı, Platin, Hoca ve Son Balonlar hikayelerinin başlıkları.
Henüz yirmili yaşlarda, her türlü uyuşturucu madde içen bir genç. İlk olarak Antalya’da bir otelde garsonluk yapıyor, sonra aklını başına toplayıp! Ankara’ ya okumaya giderek yazdığı kitabı buradan mail ile yayınevlerine gönderiyor. Ve son durağı İstanbul. Kahramanımız buraya yazdığı kitabı yüzyüze görüşerek bastırmak amacıyla geliyor ve bir yayınevi bulmak umuduyla.
Şehirleri değiştirse de o hep aynı kalıyor. Hep aynı bataklıkta, hep bir umutla.
"İçimdeki eski serseriyi susturup tokatladım, yeni gayretkeş bene de, ha gayret oğlum dedim, sırtını sıvazladım."
Bu cümlelerini okuyunca hıh tam şimdi herşeyi bırakacak aklını başına toplayacak diyorsunuz yok, olmuyor. Tekrar başa dönüyor. Kitabı da basılacak sandım, içki de içmeyecek sandım, mutlu da olacak, hayatını da düzene sokacak sandım, sandım da sandım. Olmadı. Bitti kitap.
Kitabı Emrah Serbes'in hayatıymış gibi okuyan bir ben değilimdir ve olmayacağımdır umarım.
Bir de bol bol küfür var, kullanılmasaydı iyiydi. Küfür denince aklıma
#40197748#40110426
bunlar geldi.
Dünyamızın inkar edilemez acı veren gerçek bir yüzü olan, gençlerimizin de bu batağın içinde olduğu bu hayatlar... Maalesef böyle bir dünyada yaşıyoruz... Birileri daha da zengin olacak diye biten hayatlar. Bu hayatları, bu insanları, bu ismi geçen yerleri bilmiyor muyuz biliyoruz. Ama görmek ve okumak bir kez daha farkına varmak üzüyor insanı ve gerçekten her şey o kadar dibimizde ve gözümüzün önünde ki... Rahatsız etti, üzdü, düşündürdü.
Ne çok beğendim ne hiç beğenmedim.