Candide adında bir genç zenginlikler içinde yaşadığı bir yerden kovulur ve ardından hayatta kalmaya çalışır. Bu süreçte birbirinden farklı kişilerle karşılaşır, olaylar yaşar. Biz de kitapta Candide’in deneyimlerini okuruz.
Candide’nin çok sevdiği bir filozoftan edindiği hayat felsefesi vardır. Bu felsefe hayatta yaşadığımız her şeyin, daha iyiye varmamız olduğudur. Başımıza gelen her şey iyidir. “Çünkü her şey en iyisi içindir.”
Peki ülkeden ülkeye gezer ve işkencelere uğrarken Candide hala aynı şeyi savunabilecek midir?
Her acı mutluluğa kavuşur mu? Mutluluk neyle mümkündür mesela? Parayla mı? Çok paran olursa çok mu mutlu olursun? Peki ya sonrası?
Kitapta İstanbul’a da uğruyorlar ve İstanbul’da başka bir hayat felsefesi ediniyor Candide: “Ne ekersen onu biçersin.”
Voltaire’i daha önce okuduysanız hicivli dilini bilirsiniz. Bu kitapta da oldukça var. Ülke ülke gezerken diğer ülkelere ve insanlarına güzel geçiriyor. Onların değerlerine, farklılıklarına…
Voltaire’in Sadık veya Kader/Zadig (ikisi aynı kitap) kitabı geldi aklıma. O kitap da aslında Candide’in kısa benzer bir versiyonu.
Ben ithaki yayınlarının İpek Ortaer çevirisiyle okudum kitabı ve benim okuduğum kitapta Candide’ten sonra Voltaire’in Micromegas hikayeleri de var (bu normalde ayrı bir kitap). Diğer yayınlarda böyle mi bilmiyorum ama almak isterseniz bilginiz olsun.
Okumanızı öneririm.