Diş izleri İnceleme
4/10
·326 syf.··
2024 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2024 19:59
Konu: Londra'da kurtadam lakaplı seri katil, 4 ay olmasına rağmen yakalanamamıştır. Dedektif John Rebus, cinayetlerin çözümüne yardımcı olması amacıyla Londra'ya gönderilir. İskoçyalı ve dışarıdan biri olduğundan yoğun bir nefretle karşılaşır. Ne tesadüftür ki eski karısı Rhona, kızı Samantha ve 1.kitapta tanıdığımız meraklı gazeteci Jim Stevens da Londradadır.( Dünya ne kadar küçük, değil mi? ) Rebus, kurtadamı türlü tuzaklarla yakalamaya çalışırken yanı sıra uzun zamandır görmediği ailesi ile de görüşecektir. Ailesi özellikle kızı ile kopan bağları düzelecek midir? Kurtadamı yakalayabilecek midir? Rebus'u nefret, mücadele, aşk, sevgi yani tam bir kargaşa beklemektedir. Bu kitaba uygun yaş önerim: +20 Katilin yaşadıkları aşırı kötü. 20 yaş üstüne önerilir. Ayrıca cinsellik, şiddet, vahşet var. Bu kitabı okumalı mısınız? Yani ben kitabın yorumlarını okuyup beklentimi çok yükseltmiştim. Harika bir kurgu, kedi fare kovalaması bekledim. Olmadı. Kitap fena değil. Akışı biraz karışık ve sonu çok tatmin etmiyor. Ama sürükleyici, anlatımı akıcı. Bazı yerler çok zekice tasarlanmış. Çerez niyetine okuyabilirsiniz. Puanım 4/10. <<SPOİLER>> Kitabın ayrıntılı içeriği: Karakter tanıtımları: John Rebus: Ana karakter, müfettiş dedektif George Flight: kırklı yaşlarda, kısa ve sağlam yapılı, deri havacı ceketi ve kot giyiyor. Londra'da çalışan, aylardır Kurtadam'ı yakalamaya çalışmaktan perişan olmuş, dikkatli bir polis. Philip Cousins: En iyi içişleri pataloğu, kurtadam davasında otopsileri yapan kişi, George ile arkadaşlar Isobel Penny: Philip'in sekreteri, yardımcısı ve sevgilisi, Georgle ile üniversiteden arkadaşlar Lamp: Uzun, asık suratlı 14 yaşında görünen ırkçı bir dedektif memur Lisa Frozer: Psikoloji ile suçluların profilini çıkarıp polise yardım etmek isteyen bir kadın Katilin kurbanını öldürdüğü an ile kitap başlıyor. Katilin yaptıkları, düşünceleri anlatılıyor. Rebus trenle Londra'ya gelir. Amiri Watson ile bozuştuktan sonra Kurtadam seri cinayetlerine yardımcı olmak üzere buraya gönderilmiştir. Ne kendisi ne de amiri Rebus'un bu işi çözebileceğine inanıyordur. 1. Kitap olan Düğümler ve Haçlar'da Gordon Reeve seri katili ile mücadele etmiş ve yakalamış olan Rebus'u, bu olay ile duymuş olan George Flight çağırmıştır. (Bu kitabın sonuna doğru açıklanıyor. ) Rebus 4.cinayetin işlendiğini duymuştur, o yüzden Londra'ya gelince doğruca olay yerine gider. Orada George Flight, adli tıpçı Philip, sekreter Penny ile tanışır. Rebus, gördüklerinden dehşete düşer. Boşanmış bir kadın olan Jean Cooper, gece saat 10.00 da eve dönerken katilin arkadan saldırmasıyla boğazından bıçaklanmış, arka bölgede(anüs) kesikler ve karın bölgesinde diş izleri ile bulunmuştur. Cesedin otopsisi yapılmak üzere götürülür. George, Rebus'u arabayla otopsi yerine götürür. Yolda tartışırlar ve Rebus yine iskoçlu olduğundan ırkçılığa uğrar. Ardından cesedin otopsisi yapılır. Rebus otopsi yapılırken de ırkçılıkla karşılaşır. İskoçyada'dan gelen dedektifimize laf sokmalar, imalarla dalga geçerler. Örneğin: Lamp'ın imalı sözleri: Tıpkı senin gibi uluyorlar: anladın mı? Kuzey sınırımızdan gelen adam, öyle mi?(kibirli bir sırıtmayla beraber söylenen bir söz) Cath Faraday'ın sözleri: Londralı biri senin davana burnunu soksa ne hissederdin? Gibi gibi. George ile Rebus arasında dostluğa yakın ilişkisi oluşur. George, Rebus'u otele bırakır. Ertesi gün, cinayet yerlerini gezerler ve karakola gelirler. Rebus dava dosyalarını okur. 1.kurban: Maria Watkiss, 38 yaşında. Mesleği F*h*ş* . Kocası Tommy Watkiss 2.kurban: May Jessop. 19 yaşında ve ofis çalışanı. 3.kurban: Shelley Richards, 40 yaşında ve işsiz. Siyahi. 4.kurban: Jean Cooper, içki dükkanı tezgahtarı. Karakolda dışarıdan gelip bu davayı onların elinden almaya çalışıyor gibi gözüktüğünden ve ırkçılıktan dolayı yoğun bir nefretle karşılaşır. Örneğin görmezden gelinme, Rebus'a gelen telefonların Rebus'a verilmemesi, baştan savılması, kasıtlı yanlış yönlendirme, alay ve hakaret... Burada bunların başı olan Lamp'ı tanıtmasam olmaz. Lamp: İğrenç herifin teki. Evet, devam edelim. Rebus raporları okur, ardından Dr. Lisa Frazer ile görüşür. Lisa, bir uzman olduğunu ve seri katillerin suç profilini çıkardığını söyler. Kurtadam'ın da suç profilini çıkarabileceğini söyler. ( Rebus burada eski sahalara dönüyor. 1.kitapta gördüğümüz çapkın iş başında. Kadının güzelliğine ( ve bedenine! ) öyle bir vuruluyor ki anlatamam.1. ve 2.kitaptaki Gill'e ne oldu be!? Yazar bey, 2.kitabın sonundaki yakınlaşmanın devamı nerede? Gill hiç var olmamış gibi hop, yeni kadın karakter: Lisa Frazer! :/ Bu hiç hoşuma gitmedi.) Neyse Rebus, kaybedeceğim bir şey yok diyerek Lisa ile anlaşıyor. Sonra Rebus, eski eşi Rhona ve kızı Samantha ile görüşüyor. Rebus, ailesiyle yıllardır görüşmediğinden kendini dışlanmış hissediyor. Sohbet ederlerken kızı, Rebus'a gönderdiği mektuplarını Rebus'un hiç okumadığı düşünerek yanlış anlıyor. Rebus bunu görüyor ve düzeltmiyor!??! (NEDEN? Düzeltsene bu yanlış anlaşılmayı. Desene kızım okudum, okumaktan ezberledim ama geri yazamadım vb. Niye susuyon be adam?! Bu aranızı düzeltmek için bir şans. Ama yookk.) Sonra Samantha'nın sevgilisi Kenny geliyor. Rebus, Kenny'nin kızından ve eski eşinden aldığı sevgiyi kıskanıp Kenny'i küçük düşürüyor. Herkes şok! Sonra da Rebus oradan hiçbir şeyi halletmeden kaçıyor. Katilin gözünden kitabın anlatıldığı kısa bir bölüm geliyor. Katil, polisin gözünün kendi üzerinde olduğunu biliyor. Ama kana susamışlığınına karşı koyamıyor ve bir kurban bulup evde saklıyor, polisten uzak kalmaya çalışıyor. (Kendi kendine konuşması, anlamsız düşünceleri ürkütücü.) Ertesi gün Dr. Frazer ile Rebus telefonda konuşup akşam yemeği için sözleşiyorlar. Rebus, davada araştırma yapmak istiyor. İlk kurbandan başlıyor. George ile önce Tommy'nin mahkemesine gidiyor. Tommy, ilk kurbanın eşi. Saldırı suçundan mahkemede. Delilde açık olduğundan dava düşüyor. İzleyicilerden biri "Bravo Tommy!" diye bağırıyor. Rebus, bu kişinin Kenny olduğunu görüyor. Şüpheleniyor. Ardından orada savcı Chambers Malcolm ile tanışıyoruz. Kendisi alanının en iyisi. Sonra dişçi Dr. Anthony Morrison'u ziyaret ediyorlar. Dişçi, kurtadamın kurbanlarının karınlardaki izlerin, protez diş olduğunu söylüyor. Kurtadamın dişinin olmadığını ve bu dişlerle çok garip gözükeceğini çünkü üst ve alt dişin tam oturmadığını ekliyor. Yani dişçinin teorisi böyle. Hyde kelimesi ile önceki kitaba gönderme yapılıyor (Yazar ama o da yarım kaldı zaten, tam bitirmemiştin ki. Rebus kötüleri tam yenememişti. Neyse...) Kitapta katilin gözünden anlatılan kısımlarda kadın diye bahsediliyor. Yani kadın, bıçaktaki kanı yıkaması gerektiğini biliyordu, kadın kendi kendine ninni söyledi vb. Polisler kadın olabileceğine düşük ihtimal veriyor. Akşam yemeği için Rebus, Lisa ile buluşuyor. Lisa heyecanla çıkarımlarını anlatıyor: katil, cesetlerin üzerinde ağlıyor. Şizofren olabilir. Ama çok normal biri gibi davranıyor. Kurbanın ölümünden sonrasıyla ilgileniyor. Kurbanlar birini simgeliyor, arkadan saldırıp intikam alıyor olabilir. Polislerin çalışma düzenini bildiğinden rastgele cinayet mahalleri oluşturup ipucu bırakmıyor olabilir.... Rebus dinliyor, restorandan çıkıyorlar (sonra beraber Lisa'nın evine çıkıyorlar ve geceyi birlikte geçiriyorlar. Buraya kadar çok güzel. Lisa ve Rebus arasından saf, tatlı bir aşk havası var. Ama sonra pat diye yetişkin kategorisine dönüşüyor. Evet, birlikte oluyorlar. Burada sinir olduğum kısım daha tanışalı bir gün olmasına rağmen bir anda birlikte olmaları ve Lisa'nın Rebus'u eve aldıktan sonra boş laflara gerek yok, hadi ne istiyorsak yapalım deyip işe koyulmaları. Lisa, çok pardon da siz hayvan mısınız??!! Yani kız diyor ki oyalanmaya hiç gerek yok, yapalım gitsin. Öncelikle dün tanıdığın adamla bu ne samimiyet? İkincisi bu ne biçim bir tavır??? Yani olayı o kadar basitleştiriyor ki sanki para karşılığı olacak, o derece. Çok rahatsız ediciydi. Bu tatlı akşam yemeği sonrasında yaşanan cinsellik gereksiz ve bir anda olmuş. Sevmedim. Rebus'un Lisa ile birlikte olurken kurtadam davasını düşünmesi de ayrı bir rahatsızlık verici. Yaptığın işe biraz saygı göster. Odaklan be adam.) Katil, sosyal biri ve sıradan biri gibi yemeğe gider, kurtadam hakkında konuşur. Yemek dönüşü yolda otostop çeken hayat kadınlarından birini alıp galerisine götürür. Galeride önceden öldürdüğü bir ceset olmasına rağmen bu kadını da öldürür. Ama bu cinayete rağmen kana susamışlığı geçmez. (Bence bunun sebebi yemekte gazetecinin "kurtadam eşcinseldir." haberi yapacağını söylemesi. Yani katil, bu haberden dolayı kışkırtıldı ve kana susamışlığı arttı.) Şizofrenik anıları ile gelgit yaşar. Ertesi gün Rebus, bir davanın şahitliği için kimseye haber vermeksizin Glaslow'a gider. Şahitliğinden önce zamanı vardır, bitpazarını gezer ve takma dişlerin satıldığını görür. Takma dişlerle ilgili biraz gözlem yapar, bilgi toplar. Ardından şahitlik yapar ve Londra'ya geri döner. ( Rebus, giderken Lisa ve George'u arayıp haber vermeliydi. Aramaması hiç hoş bir hareket değil.) Rebus otele varır varmaz George arar, bir cinayet daha işlenmiştir ve katil yakalanmıştır. Rebus, hemen cinayet mahalline gider. Gazeteciler, olay yerinin önünde beklemektedir. Lisa da buraya gelir. ( Lisa sen orada ne arıyorsun???Niye gelirsin ki? Olay yerine polis dışında birinin girmesi ve bu girişe izin verilmesini de saçma buldum.) Rebus ile Lisa, içeri girer. Adli patalog Philip, bu cinayetin Kurtadamın kopyacısı olduğu söyler, yani taklit etmiş. Rebus ise bir kumar oynar ve yanında duran Lisa ile basına kurtadamın yakalandığını söyler. Bu bir kışkırtmadır. Kurtadama tuzak kurar. Bu sayede Kurtadam sinirlenecek ve saklandığı yerden çıkmak zorunda kalacak, kendisini kanıtlamak için bir şeyler yapmak zorunda kalacaktır. Ya birini öldürecek ya da polisle iletişime geçecektir. (Rebus'un bu hamlesini çok beğendim. Elindekini krizi fırsata dönüştürdü. Kartlarını güzel oynadı. Herhalde bu kitapta Rebus'un beğendiğim tek zekice hareketi bu.) Karakola giderken Lisa'yı evine bırakır. ( abi hem kızla geceni geçir, sonra hiçbir haber vermeden tüm gününü geçir, kızı katilin potansiyel hedefi haline getirdikten sonra yani gazeteler fotoğrafını çektikten sonra eve bırak. Çok kötü davranıyor bence kıza. ) George, Rebus'u kafasına göre iş yaptığından azarlar. Rebus, planını anlatınca sakinleşir. Bir daha böyle şeyler yapmaması için uyarıda bulunur. Rebus, George ile konuştuktan sonra ofisine girer. Masasında hareket eden sinir bozucu bir oyuncak vardır. Bunu yapan tabi ki Lamp'tır. Lamp, iki büyük ayak üzerinde duran plastik çenenin açılıp kapandığı oyuncağı Rebus'a şaka yapmak için kullanır. Rebus sinirlenir ve oyuncağın çenesini ikiye ayırır. Bu sayede protez dişlerle ilgili bir fikir aklına gelir. Hemen George'a gider ve der ki: katilin dişleri var, gerçek dişlerinin üstüne takma diş takıyor. En başından beri polisi yanlış yönlendirdi. Katil protez dişleri rastgele seçmiş çünkü umrunda değil ve bitpazarından almış olmalı. Yani çok kurnaz biri. ( Burada katile karşı olan beklentilerim yükseldi. Zeki bir katilin yakalanışı nasıl olacak acaba?) George çok şaşırır ve Rebus'u takdir eder. Katil, gazetedeki "kurtadamı yakaladık!" haberini okur, Lisa ile Rebus'un fotoğrafının gazetede basılmış olduğunu görür. Rebus ve Lisa'yı sayfayı yırtarak ayırır ve Lisa'nın kafasını koparır. Bir mektup yazmaya karar verir. Rebus, Lisa'yı pek çok kez telefondan arar ama ulaşamaz. ( Burada katilin Lisa'yı öldürdüğünü düşündüm. ) Ertesi gün, katilin ilk hedefi olduğunu iddia eden bir kadın karakola gelir. Adı Jan Crawford olan kadının, korkak bir hali vardır ve boynunda bıçak yarası izi vardır. Katili teşhis etmek için polise geldiğini söyler. (Polisiye romanlarında aslında ilk kurbanı, dedektif bulur. Kurbanların profilini çıkarır, hastane, kamera kayıtlarını kontrol eder. İlk kurbanı bulur. Onu ifade vermeye ikna eder. Burada ilk hedef kendi gelip söylüyor. Bu da garip. Rebus'un bir şey yapmasına gerek kalmadı. Bu bana çok tesadüf ve raslantısal geldi. İlk hedefler genellikle konuşmaktan çekinir ve saklanır. Ayrıca kitabın sonunun ters köşe olduğunu okumuştum. Bu yüzden kızın katil olabileceğinden şüphelendim.) Sonra Rebus, Lisa'yı tekrar arar ve ulaşamaz. Çalıştığı yere gider, orada olmadığı söylenir. En sonunda Lisa'nın evine gider. Lisa çok şaşırır çünkü en az 10 tane mesaj bırakmış ve Lamp, ona Rebus'un İskoçya'ya döndüğünü söylemiş. (Irkçılığı ve nefreti görüyorsunuz. ) Rebus, Lisa ile vakit geçirir. Sonra evden ayrılır. Daha sonra Rebus, Kenny'nin (kızının sevgilisini) nerede olduğunu bulur. Kenny'nin telefon numarasını gizlice bulduktan sonra polisten kurtadam davasıyla ilgili olduğunu söyleyerek takip edilmesini ister. Yani yetkilerini kötü kullanır. Kenny'nin Churchill'de olduğunu öğrenir. Orası tekinsiz ve tehlikeli bir yerdir. Rebus'a "oraya yalnız gitme." derler. Rebus da "ben sınıfımın en iyisi olan özel bir askerdim. Bana bir şey olmaz. " diyip uyarılara kulak asmaz. Churchill'e gider. Rebus, sokakta yürürken kafasına televizyon düşmesinden son anda kurtulur. Kenny'i bulmaktan vazgeçip geri dönecekken serseriler tarafından şaşırtmalı bir kaykay hamlesiyle darp edilir ve soyulur. (Ne oldu Rebus? Hani çok iyi bir dövüşçüydün? Gurur, hırs yaptın ve sonunda rezil oldun. Dövüş becerilerini ne zaman kullanmayı planlıyorsun??!) Rebus, serserilerden yerde dayak yerken sarhoş biri tarafından kurtarılır. Sarhoş kişi, onu bir bara götürür. Bardaki sarhoşlar Rebus'a para verip oteline gitmesine yardım ederler. O sırada katil mektubunu yazmayı bitirmiştir, mektubu postaya verir. Ertesi gün Rebus, uğradığı hırsızlık hakkında bir rapor yazar. O sırada Lisa, göz yaşları içinde karakola gelir. Kurtadam ona mektup göndermiştir. Sıradaki hedef o'dur. Rebus, kurtadamı kışkırtıp hedefini Lisa'ya yöneliceğini düşünemediğinden pişman olur.( pardon da ne bekliyordun? Gittin beraber fotoğraf verdin. Lisa'ya ulaşamadığın an, ben dedim ki aha katil Lisa'yı öldürdü. Hem hedef gösteriyorsun sonra da sevdiklerini korumaya almıyorsun. Katilin seni ve sevdiklerini hedef alacağı belli. Eeee, sevdiklerin öldürüldükten sonra intikam istiyorsun. Allah'tan katil öldürmemiş, uyarı göndermiş. Biraz uyanıklık, öngörü lütfen!) Mektubun özeti: Şunu bil, kurtadam seni öldürecek.Seni tanıyor. Gerçeği söyle ki başına bir şey gelmesin. Mektubu inceliyorlar. Rebus, katilin herkes hatta polis olabileceğini düşünüyor. George, Jan Crwaford'a ve katilin polis olabileceğine inanmıyor. Rebus'u buraya davet eden kişinin George olduğu ortaya çıkıyor. Rebus'un ilk kitaptaki kız çocukları katilini yakalamasından etkinlenmiş. Neyse mektubu inceliyorlar, bir şey çıkmıyor. Lisa, George'a korunaklı eve gitmeyeceğini ve görüşmeleri olduğunu söylüyor. ( Lisa'nın peşinde bir katil var ama kızın umrunda değil, kızım cesurlukla aptallığı karıştıyorsun. Güvenlikli eve git işte, ölmek mi istiyorsun??) George, Lisa ve Philip'i aynı arabayla gönderiyor. ( Burada yazar öyle bir kuşku veriyor ki okuyucuya sanki Philip katil çıkacak ve buna rağmen Lisa ile gidiyor!) George, Rebus'a Lisa'nın korunaklı bir eve gönderildiğini söylüyerek yalan söylüyor. Rebus aslında kendisi Lisa ile gidecek ama kızı Sammy telefondan arıyor. "Baba gel, sana ihtiyacım var." diyor. Kız, Kenny'den haber alamayınca korkmuş. "Baba ne olur Kenny'i bul." diyor. Kenny'nin Arnold adında bir arkadaşı olduğunu söylüyor.(Burada baba-kız yakınlaşıyorlar, çok tatlış :) ) Arnold, çocuk istismarı suçlarından kurtulup George'un muhbiri olarak çalışan bir herif. ( dünya çok küçük, di mi?) George ve Rebus, Arnold'u sıkıştırıp Kenny hakkında bilgi alıyorlar. Bir anda Lisa ile anıları depreşen ve içine kurt düşen Rebus, Lisa'nın üniversitedeki ofisine gitmeye karar veriyor. George ise onun gitmesini engellemeye çalışıyor, Rebus inatla gidince davadan almakla tehdit ediyor. Rebus gurur ve hırsından gidiyor. Lamp ile karşılaşıyor. Lamp, Sammy hakkında iğrenç imalarda bulunuyor. Lamp'ın karnına bir geçiriyor, Lamp iki büklüm.( Lamp bunu çoktan hak etmişti. İçimin yağları eridi, oh olsun sana Lamp!) Rebus, üniversiteye gidip Lisa'nın bir doktor değil öğrenci olduğunu öğreniyor. En başından beri yalan söyleyip araştırma yapmak için Rebus'u kullanmış. ( şok şok şok! Lisa kendini doktor olarak tanıtıp soruşturmada yer almış. Çünkü kendi doktorasını kanıtlamak istiyormuş. Yani en başından beri Rebus'u kandırmış, yalan söylemiş. Bu gerçekten çok komik. En başından beri kadın dürüst değilmiş... Rebus da hiç şüphelenmemiş.) Rebus, çok sinirleniyor. Sonra Lisa'nın savcı Malcolm Chambers ile bir randevuda olduğunu öğreniyor. George'un da kendisine yalan söylediğini anlıyor. Çünkü Lisa, sözde korunaklı evdeydi. Rebus her şeyi boş verip yürürken Amerikan aksanlı gençlerin konuşmasını duyar. "Şunu bil, annesi...." O sırada Rebus'un zihinde şimşekler çakar. Şunu bil tabiri ABD'de kullanılır. Şunu bil diyen kimdi? Katil. Başka nerede duymuştu bu tabiri... Tabi ya Malcolm Chambers da kullanmıştı. Kendisi bir süre ABD'de kalmıştı. Tamam! Katil, Chambers! Çünkü Rebus öyle hissediyor, içgüdüleri öyle diyor. ( Açıkçası bu çıkarım çok saçma, katil olduğunu ispatlaman lazım ve kanıt olarak şunu bil cümlesini mi sunacaksın? Burayı okuduğumda herhalde dalga geçiyorlar veya şaşırtmaca diye düşündüm. Çünkü böyle bir akıl yürütme çok saçma ve dayanaksız. ) Rebus, hemen bir taksiye atlayıp Lisa'ya gidiyor. Çünkü Lisa, kurtadamla yani Chambers ile tehlikede. Yolda George ile konuşup çıkarımını anlatıyor. George pek inanmıyor. Rebus koşa koşa binaya varıyor. Chambers ile Lisa otoparka inmişler, arabaya binip gidiyorlar. Onlara yetişmeye çalışan Rebus, hakimin arabasına el koyuyor. Arkada hakim var, önde kendisi Chambers'i takip ediyor. ( Burada Rebus, telaştan hakimin arka koltukta oturduğunu sonradan fark ediyor, onla beraber biz de. Çok komik ve şaşırtıcıydı! Bunu sevdim!) Chambers, hakimin arabasının kendini takip ettiğini anlayıp hakimi arıyor. Hakim, takip etmiyorum falan deyince Chambers manyaklaşıp "arabada kim var? Söyle yoksa kızı arabadan atarım!" diyor. Rebus "ben varım ve katil sensin!" diyor. Chambers'in sesi kadınlaşıyor ve katil olduğunu kabul edip kendisini takip etmeyi bırakmasını söylüyor. ( Yani Chambers, kızı sakince arabadan indirse salak gibi katil olduğunu ifade etmese Rebus ne halt yiyecek? Allah aşkına Chambers, niye itiraf ediyorsun? Elinde hiçbir kanıt yok. Sırf iç güdü. Chambers, Lisa ile görüşüp evine gitse ne olacaktı? Katilin durduk yere delirmesine ve itiraf etmesine ne gerek vardı?) Trafik ışıklarında arabalar durunca Rebus, sessizce arabadan inip katilin arabasına binmeye çalışıyor. O sırada ışıklar yanınca serçe parmağının kırılmasıyla kalıyor. Katil, iyi denemeydi diyor. Katili takip etmeye devam ediyor. George sayesinde barikat kuruluyor, katil daha fazla ilerliyemiyor.(George da Rebus'un açıklamasına nasıl inanmış anlamadım. Hiç yeterli bir açıklama değildi. ) Lisa bir anda yürek yemiş gibi arabada katille mücadele edip kazaya sebep oluyor. Lisa arabada kalıyor, katil arabadan inip National Galleri'nin içine kaçıyor. Bundan sonra katilin çocukluk anılarını giriyoruz. Katil, çocukken kız olması istenmiş ve kız gibi giyindirilmiş. Ressam olan annesi, onu sürekli aşağılayıp ihmal etmiş. Babası sarhoşken sürekli çocuğa t*c*v*z etmiş. Babası bunu yaptığı her seferden sonra her şey bir oyunmuş gibi çocuğun karnını ısırırmış. Annesine anlatmış ama annesi ona inanmamış. Çok uzun zaman bu böyle devam etmiş ta ki gaz sızıntısından ebeveynleri ölene kadar. Katil, sonra kadın kişiliğini sahiplenmiş, zihni bozulmuş ve cinayetlere başlamış. İşte kurbanlarının karnını ısırması ve anüse zarar vermesinin sebebi. Büyük ihtimalle kurbanları babası olarak düşünüp intikam alıyor. Şizofreniyle karışık. ( yani buraya kadar katili anladık ama cinayetlerin başlama sebebi neydi? Normalde bir tetiklenme sebebi olur ama burada sebep şizofreni ve delilik gibi gözüküyor. Gözle görülen bir tetiklenme sebebi yok. Kurbanları babası olarak düşünüyorsa neden kadınlar? Erkek kurbanlar daha mantıklı değil mi?) Rebus ile Chambers son bir mücadele girişirler. Rebus, küçük mutfak makasıyla gafil avlanır ve yaralanır. Boğuşurlar ve ardından katil kendini öldürür. ( neden kendini öldürüyorsun!!!? O kadar mücadelenin sonucu bu muydu?? Şak diye intihar ediyorsun. Cinayet mahallerini rastgele seçen, protez dişlerle polisi yanıltan zekan nerede? Katil sonunda tamamen deliriyor ve zeka yok oluyor. Çok yetersiz bir sondu, bu kitap daha kaliteli ve doyurucu bir sonu hak ediyordu. ) Katilin evini ararlar ve 3 ceset daha bulurlar. George, Rebus'a bir güvenlik şirketinde işe başlayacağını ve polis olmayı bırakacağını söyler. Vedalaşırlar. Rebus, Kenny'i bulur. Kenny, Tommy Watkins'in yeğenidir. Tommy'nin çalıntı mallarını taşıyan bir kuryeymiş ve malları çalmış. Tommy şüphelenmiş ve Kenny'nin peşine düşmüş. Rebus, şehirden kaçmasını ve kızından uzak durmasını söyler. Kenny, Lamp'ın rüşvet aldığını söyler. ( Lamp, şimdi sen naneyi yemedin mi?:]) Rebus, Kenny'nin peşindeki adamları uzaklaştırır. Lisa ile de dostça vedalaşır. Rebus, George ile konuşur. Lamp'ı anlatır. Sammy'ye Kenny'nin Londra'dan gittiğini söylemesi için bir polis göndermesi gerektiğini söyler. Rebus, kızıyla görüşmeden trene binip eve gönder. ( Rebus, kızın için bir ton şey yaptın, niye onunla görüşmeden kaçıp gidiyorsun? Desene böyle böyle. Hiç olmazsa bir görüşürüz de, aranı düzelt. Bir daha ne zaman görüşücen?) Son Yorum Önceki kitabın ucu açık sonuna bir açıklık getirilmemesi sinir bozucu. Her şeye sil baştan başlamışlar. Keşke yanıtlansaydı. Gill'e ne oldu? Hyde kulüpten sorumlu kişilere ne oldu? Öylece bırakıldı mı? Sorularıma cevap bulamadığımdan dolayı yarım kalmış ve üzgün hissediyorum. Yazar, bazen sahne aralarına felsefik düşünceler ekliyor. Yani ben bunu gereksiz buldum. Örneğin otopsi yapılırken "herkes etten kemikten ölüm var." diye felsefe yapmaya gerek var mıydı? Konuyla olan alakasızlık bana komik geldi. Beni gülümsetti. Bu kitap beklentilerimin altında kaldı. Kitap yorumlarında mükemmel bir ters köşe olduğunu okumuştum. Ama sonu çok aniden gelişmiş gibiydi, içgüdü ile katilin bulunması ve şansına katilin manyaklaşması çok saçma geldi. Sonu beni çok hayal kırıklığına uğrattı, o kadar ki bu incelemeye büyük hevesle başlayıp aylarca süründüm. ( 5 aydır ;( ) Yazma hevesimi aldı. Ayrıca önceki kitaplardaki ana karakter gelişimi ve karakterin potansiyeli de bana büyük umutlar vermişti. Gerçekten mükemmel ötesi bir kitap bekliyordum. Şimdi kitabın sonuna kadar birçok kişinin katil olacağından şüphelendim. George Flight, Jan Craword, Philip ... Sonunda da bu kadar akıl karışıklığı ve şüphe etme karşılığında tatmin edici bir son ve katili bulma, yüzleşme istedim. Ama sonu beni çok hayal kırıklığına uğrattı. Rebus katili sadece hisleriyle buluyor. Bu mu yani? İçgüdü, his??? Çok daha iyi bir şekilde katili bulabilirdi. Sonra katille yüzleşmesi de çok kötüydü. Katili kovala kovala en son katil kendini öldürsün. Cidden mii??? Neden?? Kurtadam yakalandı sahte haberinden sonra (173.sayfada) katilin Rebus'a takması çok iyiydi, tüylerimi ürpertti. Dil ve Anlatım Yazarın dili ve anlatımı gerçekten çok gerçekçi. Kendinizi bir anda sinemada izlediğiniz filmin içinde gibi hissediyorsunuz. Sürükleyici ve akıcı bir anlatımı var. İnandırıcı ve gerçekçi olay yerleri, zaman-mekan anlatımı çok hoşuma gitti. Bir anda, o ana o mekana ışınlandım. Betimlemelerin aşırı iyi olduğunu da eklemeliyim, gözünüzün önünde canlanıyor. Betimlemelerin artması ve detayların fazlalığı, bana Jean Christophe Grange'in romanlarındaki betimlemeleri hatırlattı. Ama gittikçe ayrıntılara aşırı yer verilmiş bence, bu da olayın akışını engelliyor. Yani Rebus'un valizindeki eşyalar tek tek sayılıyor, Goerge'un babasının geçmişte yaptıkları anlatılıyor... Bize ne abi? Niye bu kadar ayrıntıya giriyorsunuz? Sıkıldım, bunaldım... Otopsi sahnesi ilk defa yazarın bu kitabında anlatılıyor. Önceki kitaplarda ayrıntılı bir otopsi anlatımı yoktu. Bu sahne bana Tess Gerritsen'ın otopsi anlatımlarını hatırlattı. Tess Gerritsen kitaplarında aşırı ayrıntılı otopsi bölümleri var, bir yerden sonra tasvirler, kan, betimlemeler aşırı rahatsız edici oluyor. Doktor olacaklara önerilir. Tam doktorların anlayacağı bir dili var. Ana karakterimiz olan Rebus'un içinden geçen fikir ve duygularını duymayı seviyorum. Kişinin kendi kendine konuştuğu iç sesini bizimle paylaşıyor. Böylece karakterle daha fazla bağ kurabiliyorum. Düşünce tarzı, karakterin durumlara verdiği tepkiler bazen ironik ve komik oluyor. Bu da kitaba eğlence katıyor. Öte yandan bir yerden sonra bu kafamızı karıştırmaya sebep oluyor. Rebus'un şüpheleri olayları iyice karmaşık hale getiriyor. Yeni gelen bir karakterin önce yüzünü, vücudunu betimleyip ardından ismi veriliyor. Önce ismi söylense daha iyi olur. Böyle kafa karıştırıcı oluyor. Örneğin Philip Cousins tanıtımı... Metro bölümünde sayfa sıralaması olarak bir yanlışlık var. Sayfa 53 ile sayfa 58 arası Rebus ve Goerge'un ilk cinayet mahallini incelemesi ile bölüm başlıyor. Sonra 58-61. sayfalar arası Rebus'un otelde uyanması ve George ile konuşup cinayet mahalline gitmesi ile devam ediyor. Bölüm ilk olarak Rebus'un uyanması ile başlamalı ardından cinayet mahalline gidilmeliydi. Sayfalar arasında bir karışıklık olmuş. Yazar veya çeviri veya başka bir şey kaynaklı olabilir. Düzeltilmesi iyi olur. 87.sayfada Rebus'un bakış açısından Kenny'nin bakış açısına geçiliyor, ama bu geçiş çok belirsiz, karakterin değiştiğini anlayamadım, birkaç defa okumam gerekti. Karakter geçişleri net olmalı. Rebus ve George'un Lisa ile olan akşam yemeği öncesi muhabbetinden zaman atlaması ile küt diye Lisa ve Rebus'un konuşmasına geçilmesi çok belirsiz, (119.sayfadan 120.sayfaya geçiş) ne oluyor? Sayfa mı atladım? diye düşündüm.. Sahne geçişi daha net olmalı. Kafam karıştı. Kitabın en başından beri katilin kadın olduğu yazılıyor. Kadın onu bıçakladı, kadın mektubu yazdı gibi. Ben de katilin kadın olduğunu düşündüm. Ama katil erkekmiş, şizofrenik kişilik bozukluğundan kendini kadın sanıyormuş... Kitabın en başından beri katilin kadın denilerek yanlış yönlendirilmemiz hoşuma gitmedi. Katille ilgili tüm sahneleri kadın olarak hayal etmiştim. Şimdi gel her sahneye bir adam koy. Yazar burada bilerek okuyucuyu kandırmış gibi hissettim. Bu kandırmaca hoşuma gitmedi. Katilin olduğu kısımlar gerçekten ürkütücü. Katil, kafadan bir tahtası eksik gibi duruyor. Tablodaki resimde derenin sırıttığını gördüğünü düşünüp tabloyu parçalıyor. Katilin şizofrene yatkın cümleleri, geçmişten gelen anıları, ebeveynlerinin sesleri gerçekten ürkütücü ve korkutucu. Sanki gerçekten şizofren birinin kafasının içine girmişsiniz gibi. Kitabın sevdiğim kısımlarından biri katilin geçmişini parça parça da olsa keşfedebiliyor olmamız. Yani geçmişinde ne olmuş anlıyoruz. Bölük pörçük anıları kitapta yeri geldikçe anlatılıyor. Kitabın en başındaki anlamsız sözler bile anlam kazanıyor. Bu sadece bir oyun, bir erkeğe hiç yakışmaz sözleri gibi. Karakterler Her karakterin bir hikayesi var. Yani karakterlerin gerçekten üstüne düşünülüp emek harcanmış. Önemli karakterlerin hayatları, kişilikleri, ilişkilerinden kısaca bahsediliyor. Bu hoşuma gitti. Rebus'un ailesine karşı tavrı hiç hoş değil. Daha nazik davranabilirdi ve cesur olabilirdi. Tüm kitap boyunca Rebus pasif kaldı. Bir en sonda katille mücadelede harekete geçti. Rebus, çok bir şey yapmadı açıkçası kitap boyunca. Lisa ile sevgili oldu, sezgileri ile katili buldu ve ailesiyle görüşmeden eve döndü. Yani önceki kitaplarda gösterdiği zeka ve dövüş yetenekleri bu kitapta göremedik, bu üzücü. Rebus'un insanlar ona yakın ve samimi davrandığında hoşnut olması çok hoşuma gidiyor. Bana Kumarbaz romanındaki Tom karakterini hatırlatıyor. İnsanlardan uzaklar ama aslında samimi ilişkiler kurmak da istiyorlar. Lisa, kendisi pek yararlı bir karakter değil. Rebus'a yalan söyleyip doktorasını tamamlamak için Rebus ile ilişkiye giren biri. Ayrıca pek akıllı değil. Katil sana mektup gönderiyor ona rağmen gidip röportaj yapıyorsun. Güvenli eve gitmek istemiyorsun. En son da katille mücadele ediyorsun?? ( Anlam veremediğim bir hareket?) Bu karakteri pek sevmedim. George Flight. Bu karakter fena değil. Yani aylardır kurtadam davasına çalışıyor ve katili bulamıyor. Sonra Rebus diye birini çağırıp Rebus'un sözlerine inanıp katili yakalıyor. Sonra da emekli oluyor. Yani bu karakterinde pek zeki olduğunu düşünmüyorum. Lisa'yı korunaklı eve göndermemesi, Rebus'un lafına inanıp katile barikat kurmasi... Yani meh.( çılgın hırsız annesinin Gru'yu onaylamama sesi.) Katilin sondaki davranışlarını anlamadım. Keşke şizofren değil de aklı başında planlı, acımasız, soğukkanlı, zeki bir katil olsaydı... O zaman çok daha tatmin edici olurdu. Kurgu Kitapta sürekli yanlış yönlendirme var. İlk katil aristokrattı, o yüzden katil philip olabilir. Herkes olabilir. Jan yalancı olabilir falan. Niye okuyucunun kafasını karıştırıyorsun? Güvenilir bilgiler ve ipucları versene! Kitapta da katilin kadın veya erkek olabileceği söylenen birkaç yer var. Kitabı okurken bu kısımlarda heyecanlandım çünkü katilin kimliğine yaklaştıklarını zannettim. Meğersem okuyucunun kafasını karıştırmak için verilmiş. Çünkü katilin kendisi erkek. Yazarın sürekli okuyucuyu yanlış yönlendirmesini sevmedim. Hikaye akışında Rebus'un aklına aniden alakasız bir şey gelmesi ve olay akışını o yöne çevirmesi rahatsız ediciydi. Bir iz giderken ansızın Lisa için endişeleniyor ama bir anda kızından telefon gelince Lisa'yı unutup Kenny'i aramaya başlıyor. Sonra Kenny hakkında bilgi alıp aniden aklına Lisa ile garipsediği bir konuşma geliyor ve birden üniversiteye gidiyor. Daha birçok örnek var. Olayları mantık çerçevesinde bağlanması lazım. Pat pat diye gökten düşer gibi karakterin aklına geliyor. Çok raslantısal olmuş ve akışı bozmuş. Sevmedim. Yazar ünlü birçok karaktere veya kişiye yer veriyor. Örneğin Dickens yazar, Rumpole of the bailey serisinden Rumpole karakteri, Churchillvari( Amerika başbakanı), Adam Smith( iskoçyalı ekonomist) Jack Frost( kış perisi ) Roy Scheider ( oyuncu film)... Bu da yazarın sosyal - kültürel zenginliğini gösteriyor.
Kitap İncelemesi
Diş İzleriIan Rankin · Alfa Yayıncılık · 201942 okunma
·
977 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.