·352 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Ekim 2024 23:54 " Yaşarken kana doymadın. İşte... Şimdi sana söz verdiğim gibi kana doyuyorsun. " Tomris Hatun denilince hemen bu kelam gelir akla. Hikâyesini bilenler ne anlama geldiğini hemen kestirirler, bilmeyenler de onu bu sözüyle tanısın istedim ne kadar güçlü bir karakter olduğunu görebilsinler diye. Beni en çok etkileyen kadın karakterlerin başında gelir Tomris Hatun, hatta bir gün olur da bana anne olmak bahşedilirse kız evladıma koymak istediğim isimlerden birisidir Tomris. O yüzden hakkında yazılan bir kitap olduğunu duyunca hiç düşünmeden aldım, iyi ki de almışım. Tek kelime ile ifade edecek olursam; enfesti... Peki bu kadar beğendiğim; okurken her bir satırından, dilinden, üslubundan, kurgusundan bu kadar zevk aldığım bir kitap neden benim içimi bu denli burktu? Özellikle her gün daha da çok yozlaşan toplumumuzda aldığımız kadın cinayet haberleri, bebeğe kadar varan tecavüz hadiselerinin içerisinde bu kitabı okurken içim burkuldu demek bile az kaldı, resmen yandı. Biz kadını Hatun kabul ettiğimiz, Han kabul ettiğimiz, başa taç ettiğimiz o günlerden bu günlere nasıl gelebildik diye her bir satırda içim acıdı. At sırtında kılıç sallayan, obasına döndüğünde emrindeki binlerce insanı korkuyla titreten kadınlardan şu anki itibarsızlaştırılmaya çalışıldığımız bir vakte nasıl ulaşabildik? Ne zaman unuttuk Tomris'i, Hayme Hatun'u da bu devirlere geldik? Bunları kendime sordukça yine kendime verdiğim cevaplar hoşuma gitmedi, ardını bıraktım. O yüzden döndüm geldim yine kitaba; Tomris Hatun küçük bir kızken başlıyor türlü acılar çekmeye, hepsine de göğüs germeye. Çektikçe büyüyor, büyüdükçe güçleniyor, en sonunda kaderin ördüğü ağlar onu Sakaların hükümdarı, hem de ilk Türk kadın hükümdar yapıyor. Çoğu sevdiği ardında kalıyor, ancak gönlünde taşıdığı bir ateş var ki onu ne kadar zaman geçse de hiç söndüremiyor. O ateşle yanarken kocası vefat edince elinde kalan devletini ve her varından kıymetli oğlunu büyütmeye adıyor kendini. Değme erkeğe de taş çıkarırcasına başarıyor bunu ancak huzur bu ya elbet bir gün son bulur. Pers Kralı Kyros dayanıyor kapısına, gözü Saka topraklarında. Bilmiyor ki karşısında Tomris Hatun var; onu kendisinden vuramayınca oğlundan vuruyor ama bedelini de kendi bedeninden ayrılan kellesiyle ödüyor. Ben masalsı anlattım belki biraz ama başından sonunda destansı aslında ve bu güzel anlatı için de Dilşad Çelebi'ye gerçekten teşekkür ederim. Kendisi bir paylaşımında; " Ben anne oldum, sakin bir hayata bulandım." demiş. Umarım o sakinliğin içerisinde yazmayı bırakmamıştır çünkü ben anladım ki kendisi ne yazsa okurum.