·147 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Ekim 2024 16:56 SPOİLER VARDIR!!!
Son zamanlarda diğer kitaplarla birlikte sindirerek ve yavaş-yavaş okuduğum ve daha önce de farklı bölümlerini paylaştığım Michel Foucault'un "Doğruyu Söylemek" eserinden başka bir bölümünde önemli olduğu kanısındayım. Kitabın "Demokratik Kurumların Krizinde Parrhesia" başlıklı bölümünde Foucault MÖ IV. yüzyılda kurumların geçirdiği krizle ilgili olarak demokrasi bağlamında parrhesia'yı inceliyor. Ancak öncelikle parhessia'ın sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklamakta fayda var. Kitabın ilk bölümünde Foucaullt sözcüğü etimolojik açıdan şöyle açıklıyor: "parrhesiazesthe- ki pan (her şey) ve rhema (söylenen) sözcüklerinin birleşiminden oluşur - "her şeyi söylemek" anlamına gelir." Bu her şeyi söyleyen kişi ise parrhesiates olarak adlandırılır. Ancak bu her şeyi söylemek özelliğini boşboğazlıktan ayırmak için kitapta uzun uzun açıklamalarla ve burada ayrıntılarına giremeyeceğimiz şekilde parrhesiates'in belirli özelliklere ve ahlaki niteliklere sahip olması gerektiği kanısına varır ve şöyle açıklar : "Parrhesia oyunu parrhesiates'in birinci olarak hakikati bilmek ikinci olarak da böylesi bir hakikati başkalarına aktarmak için gereken ahlaki niteliklere sahip bir insan olduğunu varsayar."
Parshesia ve parrhesiates üzerine yapılan kısa açıklamalardan sonra başta zikrettiğim bölüme dönecek olursak, her kesin eşit söz hakkı olduğu demokrasilerde parrhesia'ın mümkün olamayacağı çünkü her kesin parrhesiates'in özelliklerini taşımasının mümkün olamayacağı üzerine düşüncelerini İsokrates'in MÖ 355 yılında yazdığı "Barış Üzerine" eseri üzerinden inceler. Düşünür kitapta başka düşünürlerin eserleri üzerinden de incelemeler yapmıştır ancak benim açımdan en çarpıcı örnek olan İsokartes'in "Barış Üzerine" metninden incelediği bir parçayı aynı şekilde sizinle paylaşıyorum: " Şimdi ise çok daha ılımlı bir konumu savunan bir metne geçmek istiyorum. Bu metin IV. yüzyılın ortalarında İsokrates tarafından yazılmıştır. İsokrates parrhesia kavramına ve demokraside özgür konuşma sorununa defalarca değinir. Yazar, MÖ 355 yılında yazdığı büyük konuşması "Barış Üzerine" de [Peri eirênês], Atina yurttaşlarının aklı başında ve iyi eğitimli kişilere danışıp kendi özel işleriyle ilgili tavsiyeler alma tarzlarıyla, kamusal meselelerle ve siyasi etkinliklerle meşgul oldukları zamanki tavsiye alma tarzlarını karşılaştırır:
...kendi özel işlerinle ilgili tavsiye alman söz konusu olduğunda zekaca senden üstün insanların peşine düşersin; ama devlet işleri üzerine düşündüğün zaman bu tür insanlara karşı güvensiz ve hoşnutsuz bir tutum takınır ve onlar yerine bu platformda önüne gelen hatiplerin en ahlaksızıyla arkadaş olursun; ve sarhoşların ayıklardan, ahlaksızların bilgelerden ve halkın parasını sağa sola dağıtanların kamusal hizmetlerini kendi cebinden karşılayanlardan daha iyi birer halk dostu olduğunu söylersin. Öyle ki bizler, bu tür akıl hocalarından faydalanan bir devletin daha iyi mertebelere geleceğini düşünen insanların bulunmasını pekala hayretle karşılayabiliriz.
Ancak Atinalılar sadece en ahlaksız konuşmacıları dinlemekle kalmazlar; onlar gerçek anlamda iyi konuşmacıları dinlemeye bile istekli değillerdir; zira bu konuşmacıları seslerini duyurma olanaklarından bile yoksun bırakırlar:
Gördüğüm kadarıyla sizler, size hitap eden konuşmacıları eşit saygıyla dinlemiyorsunuz; kimilerine dikkat kesiliyor, diğerlerine gelince ise seslerini duymaya bile zahmet etmiyorsunuz. Ve sizin bunu yapmanız hiç de şaşırtıcı değil; çünkü geçmişte, sizin isteklerinizi destekleyenler dışındaki tüm hatipleri kürsüden indirme alışkanlığını edindiniz.
Ve bence bu önemli noktadır. Çünkü sizin de gördüğünüz gibi iyi ve kötü hatip arasındaki fark birinin iyi, diğerinin is kötü tavsiyelerde bulunması değildir. Aradaki fark şudur: Halk nezdinde kabul gören ahlaksız hatipler sadece insanların duymayı arzuladıkları şeyleri söylerler. Bu nedenle İsokrates bu tür konuşmacılara "pohpohçu" [kolakes] adını verir. Buna karşılık dürüst hatip ise demos'a karşı koyma becerisine ve cesaretine sahiptir. O, yurttaşların iradelerini sitenin çıkarlarına en iyi hizmet edecek şekilde dönüştürmeye çalışmasını gerektirecek eleştirel ve pedagojik bir rol oynamaktadır. İnsanların iradeleri ile sitenin çıkarları arasındaki bu karşıtlık, İsokrates'in Atina'daki demokratik kurumlara yönelttiği eleştiri açısında temel niteliktedir. Ve İsokrates, demos'un iradesini papağan misali tekrarlamayan kimsenin sesini duyurma şansı olmadığı için demokrasinin hüküm sürdüğünü- ki demokrasi ona göre iyi bir şeydir- ancak geriye kalan az sayıda dinleyici sahibi parrhesiates'in yada sözünü sakınmayan konuşmacının "pervazsız hatipler" yada "komik şairler" olduğunu söyler:
...Sizin düşüncelerinize karşı çıkmanın tehlikeli olduğunu ve özgür bir yönetime sahip olmamıza rağmen "konuşma özgürlüğü" nün [parrhesia] bulunmadığını biliyorum. Tabii bu mecliste konuşup sizin refahınız için kaygı duymayan pervasız hatiplerin ve tiyatroda seslerini duyuran komedi şairlerinin tadını çıkardığı konuşma özgürlüğünü varsaymazsak.
O halde demokrasinin olduğu yerde parrhesia, olumlu ve eleştirel anlamıyla parrhesia bulunmaz. "