Doğruyu Söylemek

9,1/10  (12 Oy) · 
30 okunma  · 
8 beğeni  · 
1.208 gösterim
Hayatının büyük bir bölümünü Batı'da "özne" kavramının hangi söylemsel ve pratik süreçlerle kurulduğunu araştırmaya vakfetmiş olan Michel Foucault, bu amaçla eserlerinde delilik, suça eğilimlilik, hastalık gibi kategorilerin özne oluşumunda ne gibi tarihsel ve toplumsal roller oynadığını araştırmıştır. Düşünür, Cinselliğin Tarihine yönelik olarak çalıştığı son yıllarında ilgisini modernite öncesi döneme yöneltmiş, Antik Yunan ve Latin metinlerine dönerek modern özne düşüncesinin izini sürmeye girişmiştir. Kendi deyişiyle bir "düşünce tarihçisi" olarak her zamanki titiz çalışmasını sürdüren Foucault, dur durak bilmeden söz konusu dönemlerde yazılmış metinleri incelemiş, bu metinlerde özne ve kendilikle ilgili hangi meselelerin ön plana çıktığını, hangi soruların zaman içinde gündemden düştüğünü ve hangi kavramsal çerçevelerin kurulup dağıldığını araştırmıştır.
(Arka Kapak'tan)
  • Baskı Tarihi:
    2005
  • Sayfa Sayısı:
    147
  • ISBN:
    9789755394527
  • Orijinal Adı:
    Fearless Speech
  • Çeviri:
    Kerem Eksen
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
K. Lebedkin 
01 Haz 11:06 · Kitabı okudu · 10/10 puan

''O meşhur,İskender ile Diogenes arasındaki karşılaşma Prusalı (Bursalı) Dio Chrysostom söylevlerindeki felesi yaklaşımı''

Diogenes orda otururken kral çıkageldi ve onu selamladı,beriki ise onu bir aslanınki gibi korkunç bir bakışla yokladı ve ona biraz kenara çekilmesini söyledi;zira Diogenes o sırada güneşleniyordu.bunun üzerine İskender adamın cesurca davranmasına ve kendisini gördüğünde dehşete kapılmayarak soğukkanlılığını korumasına memun oldu. Zira cesur kişinin cesuru sevmesi bir anlamda doğaldır; oysa ödlekler cesurları süpheyle süzer ve düşmanları gibi görüp onlardan nefret ederlerken ,alçakları hoş karşılayıp severler.Bu nedenle birinci gruba göre hakikat ve açıksözlülük [parrhesia] dünyadaki en güzel şeyken ,diğer grub yaltaklanmayı ve düzenbazlığı yüceltir.İkinci gruptakiler girdikleri ilişkilerde karşısındakinin gönlünü hoş tutumaya çabalayanlara büyük bir istekle kulak verirlerken ,birinci gruptakiler hakikatı,önemseyenleri kaale alırlar.

İlkay Şal 
15 Şub 01:52 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sosyoloji ve felsefe alanında incelenmesi oldukça nitelikli bir eser :) yavaş yavaş ve bağlı olduğu teoriye göre değerlendirip,düşünülmeli :)

Kitaptan 7 Alıntı

Söylediklerinin sadece doğru olmasına değil,
konuştuğun kimsenin bu doğruya katlanabilecek olmasına da
dikkat et.

Doğruyu Söylemek, Michel Foucault (Sayfa 115)Doğruyu Söylemek, Michel Foucault (Sayfa 115)
Muhammet Verim 
02 Nis 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Halk nezdinde kabul gören ahlaksız hatipler sadece insanların duymayı arzuladıkları şeyleri söylerler.

Doğruyu Söylemek, Michel FoucaultDoğruyu Söylemek, Michel Foucault

Platon aşık insanın, aşk nesnesi söz konusu olduğunda kör olduğunu söyler. O halde eğer herkes en çok kendisini seviyorsa, insan kendisi söz konusu olduğunda kördür.

Doğruyu Söylemek, Michel FoucaultDoğruyu Söylemek, Michel Foucault
Ferhat Tan 
08 Eyl 23:50 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Diogenes-İskender Karşılaşması
Karşılaşma gerçekleştiğinde kral ayağa kalkar, Diogenes ise fıçısına dönüp oturur. Diogenes güneşlenebilmek için İskender'e gölge etmemesini emreder. Güneş ışığının Diogenes'e ulaşabilmesi için İskender'e kenara çekilmesi emrinin verilmiş olması, filozofun güneşle olan doğrudan ilişkisinin olumlanmasıdır. Ve bu yolla, soyu tanrılardan gelen kralın güneşi temsil ettiği düşüncesi üzerine kurulu mitik soyağacıyla bir tür kontrast yaratılmış olur.

Doğruyu Söylemek, Michel Foucault (Sayfa 103)Doğruyu Söylemek, Michel Foucault (Sayfa 103)

Phaedra: En cesur ruhlu insanı köle yapacak tek bir şey vardır, o da anne ya da babasının yaptığı utanç verici bir şeyin sırrına haiz olmaktır.

Doğruyu Söylemek, Michel FoucaultDoğruyu Söylemek, Michel Foucault

Hakikatin söylenmemiş halde kaldığı bir hayatın güvencesi altına kalmaktansa, hakikati söylemek uğruna ölümü göze almış olursun.

Doğruyu Söylemek, Michel FoucaultDoğruyu Söylemek, Michel Foucault