Doğruyu Söylemek

Michel Foucault
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
1 Ocak 2019
İlk Yayın Tarihi:
2005
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Orijinal Adı:
Fearless Speech
ISBN:
9789755394527
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·147 syf.··
2020 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2020 15:41
Foucault'un okuduğum ikinci kitabı bu kitap. Sanki okurken bilip de beynimin gizli bölmesine kaldırdığım şeyleri hatırlatıyor. Hakikat ve gerçeğin özgül ilişkini sorunsalaştırarak inceleyen düşünür, Hakikat söyleme hakkı üzerinde durur. Hakikati kim nasıl nerede söyler gibi şeylerin cevabını arayan yazar aynı zamanda kısa bir Antik Yunan tanıtımı da yapar. Özellikle "parrhesia" (yani hakikati söylemek) kelimesinin evrimini incelediği bölüm muazzamdı. En'el Hak diyen Hallac-ı Mansur ile harmanlayarak daha da haz alabiliriz. Büyük Adama saygılar:)
Doğruyu SöylemekMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 2019529 okunma
Puan vermedi·147 syf.··
2020 9. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2020 16:18
Foucault, hakikati söylemenin/ bilmenin, hakikati dile getirenlerin tespit edilmesi ve bunların hangi ayırt edici özelliklere göre belirleneceğini bilmenin bireysel ve sosyal açıdan ne derece önemli olduğunu karşılaştırıcı bir üslup ile ortaya koymaya çalışmıştır. Düşünce tarihi kavramına vurgu yapan Foucault, bu kavramı ideolojilerle kıyaslayarak gerçeğin ve hakikatin aslında ne olduğunu açıklamaya çalışıyor. Foucault hakikati söylemek üzerine verdiği bu derslerde bir problemi ele almaktan ziyade, problemin sorunsallaştırılması üzerinde durur. Ona göre bir şeyin sorun olarak görülüp görülmediği ile ilgili yaşanan süreçte ikilemler, sorunsallaştırmayı ortaya çıkarır. Parrhesia, bir sorunsallaştırma kavramı olarak karşımıza çıkar ve Türkçe’ye “doğruyu söylemek” şeklinde çevirisi yapılmıştır. Ancak bu çok doğru ve yeterli bir karşılık olmaz ya da bu kadar kolay olsaydı kavramları tanımlamak sayfalarca yazıp çizmeye ihtiyaç duyulmazdı. Zannımca bir diğer anlamı “aklından geçeni söyleme” olan, günümüze daha çok yakışan bir tanımlamadır. Ancak bu kimi zaman da boşboğazlığa kaçabilir ki bu da Parrhesia’nın istenmeyen bir durumudur. Foucault çoğunluğun hemfikir olduğu hiçbir noktaya şüphe olmaksızın yaklaşmamıştır. Kim bilir hakikat belki de sadece azınlığındır. Peki aslında doğru olan şeyler mi söylenir yoksa doğru olduğuna inanılan şeyler mi dile getirilir? Foucault’a göre, doğru olan şey söylenir. Çünkü o şeyin gerçekte olmasından kaynaklı olarak o şeyin doğru olduğu bilinir. Yani inanç ve hakikat arasında bir örtüşme vardır. Tehlikeye rağmen söylem, Parrhesiasteslik’tir. Risk alabildiğinde ya da riske rağmen söylem geliştirdiğinde doğruyu söylemiş olursun. Bir kral
Felsefe
Doğruyu SöylemekMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 2019529 okunma
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2021 103. kitabı
Bu kesinlikle eşsiz bir şaheser. Kesinlikle eşsiz! Bana kalırsa Fen Edebiyat fakültelerinde ders olarak okutulması gereken bir kitap. Bu kitabı bir gün kaybedersem kafayı yerim. Dünyanın en güzel en faydalı en çok şey öğreneceğiniz kitabı.
Doğruyu SöylemekMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 2019529 okunma
Puan vermedi·147 syf.··
Beğendi
·
2021 177. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2021 11:19
Parrhesia Hakikati söylemek.. fakat herkesin bildiği, gördüğü ve ayrımını yaptığı bir gerçek değil buradaki kasıt; söylendiği takdirde söyleyen kişinin dışlanmasına, cezaya maruz kalmasına, sürgün edilmesine sebep olacak nitelikte bir doğruyu söyleme eylemidir. Antik Yunan çağında kullanılan ve konu alınan bu kavram; Foucault' un söyleşilerinden derlenmiş bu kitapta olabildiğince ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Platon ve Sokrates, Seneca ve Serenus, kinizm tarafında diyojen. Hepsinin ayrı ayrı hakikati söyleme tutumu ve niteliğini açıklıyor. Örnek metinler, tragedyalar analizleri ile pekiştiriyor. Hakikati söylemenin kanıtı " cesaret " tir. Ve bunu söyleyecek kişinin de bazı nitelikler taşıması gerekir. En basit örneği ile sizi eleştirecek kişinin size denk konumda olması gerekiyor. Maddi olarak, fiziksel olarak, üstün ya da altta olan birinin söyleyeceği şeylere kibir, aşağılama yahut imrenme duyguları karışacağı için hakikat zedelenmiş olacaktır. Kinizme göre ise bu bambaşka şartlar gerektirir. Parrhesia hem demokratik alanda hem de bireysel ilişkilerde kullanılan bir kavramdır. Retorikten sıyrılmış, dayandığı nokta tamamen kendi inandığı doğruları söylemek olan eylemdir. Burada kendilik kaygısını, demokrasi sorununu çözümlemek hedef değildir, tüm mesele sorunsallaştırmaktır. Bu parametreler doğrultusunda parrhesiastes olmak ya da bulmak bu çağda oldukça zordur. Fuko'nun öğrencisi olabilseydim dedirtecek bir kitap yine.. Keyifli okumalar.
Felsefe
Doğruyu SöylemekMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 2019529 okunma
10/10
·147 syf.··
2017 13. kitabı
''O meşhur,İskender ile Diogenes arasındaki karşılaşma Prusalı (Bursalı) Dio Chrysostom söylevlerindeki felesi yaklaşımı'' Diogenes orda otururken kral çıkageldi ve onu selamladı,beriki ise onu bir aslanınki gibi korkunç bir bakışla yokladı ve ona biraz kenara çekilmesini söyledi;zira Diogenes o sırada güneşleniyordu.bunun üzerine İskender adamın cesurca davranmasına ve kendisini gördüğünde dehşete kapılmayarak soğukkanlılığını korumasına memun oldu. Zira cesur kişinin cesuru sevmesi bir anlamda doğaldır; oysa ödlekler cesurları süpheyle süzer ve düşmanları gibi görüp onlardan nefret ederlerken ,alçakları hoş karşılayıp severler.Bu nedenle birinci gruba göre hakikat ve açıksözlülük [parrhesia] dünyadaki en güzel şeyken ,diğer grub yaltaklanmayı ve düzenbazlığı yüceltir.İkinci gruptakiler girdikleri ilişkilerde karşısındakinin gönlünü hoş tutumaya çabalayanlara büyük bir istekle kulak verirlerken ,birinci gruptakiler hakikatı,önemseyenleri kaale alırlar.
Felsefe
Doğruyu SöylemekMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 2019529 okunma
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2018 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2018 14:43
-İlk not olarak şunu belirteyim, bu eseri Kerem Eksen çevirisiyle birlikte okudum, kendisi bugüne kadar okuduğum en iyi çevirilerden birine imza atmış ki başkası çevirse Foucault okumak oldukça zor olabilir- İncelemeye geçeyim, Foucault'un bu eserinin 1983 yılında Berkeley Üniversitesi'nde 'Söylem ve Hakikat' adındaki altı dersinin kayıtlarından derlenmiş olduğunu belirteyim. Foucault bu derslerinde temel olarak 'parrhesia' sözcüğünden yola çıkıyor. Dilimize 'hakikati söylemek' olarak çevirsek de bu çevirinin kelimenin tam anlamı olduğunu söyleyemeyiz. -Zaten öyle olsa niye bir ders konusu olsun ki?- MÖ V. yüzyıl ile MS V. yüzyıllar arasında popüler olan bu kelime, zaman içinde de değişimlere uğramış ve Hristiyanlık'in daha geniş alana yayılmasıyla unutulup gitmiş. Foucault; Sokrates, Diogenes, Euripides, Kinizm, Sofizm gibi düşünürlerin ve düşünce akımlarının 'parrhesia'ya nasıl yaklaştıklarına bakarak bu kavramı da zihnimize sokuyor.
Felsefe
Doğruyu SöylemekMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 2019529 okunma
Parrhesia
Puan vermedi·147 syf.··
2020 155. kitabı
Seminer notlarından derlenmiş bir kitap. Antik Yunan'daki Parrhesia (yalın dürüstlük) kavramı üstünde aydınlatıcı ve açıklayıcı bir şekilde durulmuş ki bu doğrular, dokuz köyden kovulmayı aşan türde daha ağır riskleri ve tehlikeleri de barındıran doğrular. Tartışma ânında parrhesia kullanma izni istemesi de parrhesiastası (sözünü sakınmadan konuşan kişiyi) doğrucu davutluktan ayıran bir özellik. Kelimenin gerçek anlamıyla kırmayı, kırılmayı sonuçladığı ölçüde yaklaşılan bir aşama gibi.
Doğruyu SöylemekMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 2019529 okunma
Puan vermedi·147 syf.··
2018 18. kitabı
“Sadece söylediklerinin doğru olmasına değil, konuştuğun kimsenin bu doğruya katlanabilecek olmasına dikkat et.”(Seneca, s.124) “Platon şöyle der: Cehalet insanlar için kötü olan her şeyin kök saldığı, filizlendiği ve koparanların ağzına acı bir tat bırakan meyvelerin yetiştiği topraktır.”(s.57)
Doğruyu SöylemekMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 2019529 okunma
8/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2018 5. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2018 00:00
Foucault ile tanışmak için gayet uygun bir kitap. Ben de felsefe okumalarına ve en önemlisi Foucault okumalarına bu kitapla başladım. Doğruyu söylemek/hakikati söylemek eylemini eski Yunan tragedyalarından örneklerle açıklaması ufkumu açtı.
Felsefe
Doğruyu SöylemekMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 2019529 okunma
Puan vermedi·147 syf.·
2019 82. kitabı
Öncelikle bu kitap Foucault’nun kaleme aldığı bir yapıt değil. Bu metin, Foucault’nun 1983 sonbahar döneminde Berkeley’deki California Üniversitesi’nde verdiği dersin band kayıtlarından derlenmiş. Benim bu kitabı seçme nedenim ise ince olmasıydı. Foucault okumayı çok istediğim bir düşünürdü fakat okumamı daha başlardan almalı ve direkt içine girmemeliyim diye düşündüm. Bence doğru bir karar vermişim. Bir yazara daha hafif yapıtlardan başlamak iyi bir seçim. Kitap hakkında size söyleyebileceklerim şu şekilde: “parrhesia” sözcüğüyle başlıyoruz hakikat meselesine. Sözcüğün 3 hali olmasının yanında yaygın kullanımı, açıksözlülük ve özgür konuşma anlamını taşıyor. Antik metinlerde olumlu anlamı yaygınlıkta kullanılmış olsa da önemli bir ayrıma gidiyor Foucault, “aklından geçeni söyleme” anlamına da gelen parrhesia sözcüğünün olumlu ve olumsuz anlamının birbirinden ayrılması gerekmektedir; bunlar boşboğazlılık ve hakikati söylemektir. Ve genellikle metinlerde bu ikinci anlam kullanılır. Zira parrhesiaya sahip olabilmek için de yurttaş olmak gerekmektedir. Bu bir haktır Antik Yunan’da. Fakat parrhesianın kullanıldığı yerler ve içerdiği anlamlar bunlarla sınırlı değildir; ödev, eleştri gibi anlamlar da içermektedir. Bu anlamları açıkladıktan sonra sözcüğün evrimine geçiyor Foucault ve biz bu şekilde antik yazarlar sayesinde çeşitli metinlerden parrhesianın, toplumsal değişimlerin de ışığında meydana gelen evrimini inceliyoruz. Bu yapıt benim için Antik Yunan hakkındaki bilgilerimi pekiştirmeme, aralarına yenilerini eklememe olanak verdi. Ve gündelik hayatımızda kullandığımız, üstüne düşünmediğimiz “doğruyu söylemek” olgusu üzerine düşünmemi ve bir birikim elde etmemi sağladı.
Doğruyu SöylemekMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 2019529 okunma

Yazar Hakkında

Michel FoucaultYazar · 54 kitap
Michel Foucault Fransız düşünür, sosyal teorist, tarihçi, edebiyat eleştirmeni, antropolog ve sosyolog. 15 Ekim 1926’da Poitiers'de doğdu. Babası, oğlunun kendi kariyerini takip etmesini isteyen bir cerrahtı. Foucault, Saint-Stanislas Okulunu bitirdikten sonra, saygın bir okul olan Paris’teki 4. Henry Lisesi’ne girdi. 1946’da, daha önce sınavlarında başarısız olduğu École Normale Supérieure’e kabul edilen dördüncü öğrenciydi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Poitiers, Alman ordularının işgali altında kaldı. Maurice Merleau-Ponty ile felsefe çalıştı. 1948’de felsefe diplomasını, 1950’de psikoloji diplomasını aldı ve 1952’de psikopatoloji diplomasıyla ödüllendirildi. 1950-1953 yılları arasında Fransa Komünist Partisi'nde yer almıştır. Partiye girişi Louis Althusser aracılığıyla olmuştur. Ancak Stalin'in Sovyetler Birliği'nde izlediği politikalar onu partiden soğutmuş ve bir süre sonra partiden ayrılmıştır. 1954’ten itibaren dört yıl İsveç’te Uppsala Üniversitesi’nde doktora tezini yazdı. Zamanın Uppsala Üniversitesinin pozitivist damarı Foucault'un tezini bilimsel bulmayıp kabul etmedi. Birer yıl da Varşova ve Hamburg Üniversitelerinde Fransızca öğretti. 1960’da Fransaya Clermont-Ferrand Üniversitesine felsefe bölüm başkanı olarak döndü. "Delilik ve Medeniyet" (Folie et déraison. Histoire de la folie à l'âge classique) kitabındaki teziyle doktorayla ödüllendirildi. Aynı yıl Foucault, kendinden on yaş küçük olan felsefe öğrencisi Daniel Defert’la tanıştı. Defert’ın politik aktivizmi çalışmalarında ona yol gösterdi. Foucault, Defert’la aralarındaki ilişki için çok sonraları bunun zaman zaman da aşka benzeyen uzun soluklu bir tutku ilişkisi olduğunu söyledi. Foucault’nun ikinci önemli eseri "Kelimeler ve Şeyler" (Les mots et les choses) 1966’da yayımlanan karşılaştırmalı bir ekonomi, doğa ve dil bilimleri çalışmasıydı. Çok satan bu kitap Foucault’nun adının tanınmasında büyük rol oynadı. 1966-1968 arasında Defert’la birlikte Tunus’a gitti ve birlikte tekrar Paris’e döndüler. Foucault, Vicennes’deki Paris-VIII Üniversitesi’nde Felsefe bölüm başkanı oldu, Defert da sosyoloji bölümünde ders vermeye başladı. 1968 öğrenci hareketinden oldukça etkilendiler. Aynı yıl Foucault başka aydınlarla beraber Hapishane Bilgilendirme Grubu’nu (Groupe d'information sur les prisons) kurdu. 1969’da "Bilginin Arkeolojisi"’ni (Archéologie du savoir) yayımladı. 1970’de en önemli araştırma enstitülerinden biri olan Fransa Koleji’ne Düşünce Sistemleri Tarihi profesörü olarak seçildi. 1975’te belki de en etkili kitabı olan "Hapishanenin Doğuşu"’nu (La naissance de la prison) yayımladı. Ömrünün kalan yıllarında kendini "Cinselliğin Tarihi" (Histoire de la sexualité) çalışmasına adadı. 1976’da ilk cildini yayımladı, çalışmasını tam bitirememiş olsa da ikinci ve üçüncü ciltler 1984’teki ölümünden hemen sonra yayımlandı. 1978'li yıllarda İran'da Şah karşıtı gösteriler ayyuka çıktığında Foucault, Corriere della Sera ve Le Nouvel Observateur dergilerine muhabirlik yapmış, İran'ı ziyaret etmiştir. Paris'te Ayetullah Humeyni ile görüşmüş, İran'daki muhalefet liderleri ve gösteriye katılan insanlarla mülakatlar gerçekleştirmiştir. İran'a ilişkin "Ruhsuz dünyanın ruhu" gibi yazdığı makaleler ve kullandığı "siyasi ruhanilik" kavramı ilginçtir. Bu makaleler İngilizceye çok sonradan tercüme edilmiş, özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından ilgi görmüş; siyasal İslam, İran-Batı ilişkileri bağlamında incelenen metinler olmuştur. Michel Foucault, daha çok toplumdaki daimi doğruları inceleyen bir filozoftu. Nietzsche ve Heidegger’in düşüncelerinden oldukça etkilenen Foucault, çalışmalarında çoğunlukla Karl Marx ve Sigmund Freud’un fikirleriyle mücadele etti. Hapishaneler, polis, sigorta, delilik, eşcinsellik ve sosyal haklar konularında çalıştı. Bütün çalışmalarını modernitenin bireyler üstündeki etkisi ve getirdiği yeni iktidar ilişkileri üstüne kurdu. Öte yandan Gerard Raul'a verdiği röportajda post-modernist yahut post-yapısalcı olarak tasnif edilmeyi reddettiğini söylemiştir. 25 Haziran 1984'te Paris'te yakalandığı AIDS hastalığı nedeniyle vefat etmiştir. Foucault' un felsefi yönünün anlaşılması, bir sosyal bilimler öğrencisi için aşılması ayrıcalık getirecek bir eşiktir. Foucault toplumdaki daimi doğruların oluşum sürecini modernist bir bakış açısı olarak görür ve kökten reddeder. Postmodernite kendini genel geçer doğruların aksine hareket eden bireylerde ve düşünüşlerde bulur. Bu nedenledir ki Foucault deliler üzerinde araştırmalar yapmıştır. Deliler ona göre toplumun daimi doğrularına uygun hareket edemeyen bireylerdir. Toplumun genelini bir oda içerisinde gören Faucault bütün düşüncelerin, hareketlerin bu daimi doğrular çerçevesinde yahut kıskacı altında ortaya çıktığını iddia eder. Gay, lezbiyen, transseksüel, biseksüel oryantasyonlar daimi doğrulardan ayrı doğrular çerçevesinde oluştukları için postmodernitenin varoluşunu ve moderniteden çıkıldığını gösterir (modernite bu kavramları asla kabul edemezdi). Foucault kendi çalışmalarının bile genel geçer daimi doğrulardan olmaması gerektiğine inanır ve çalışmalarının kullanıldıktan sonra atılmasını öğütler.