·408 syf.····Okunma: 14 Eylül 2024 00:00 Aslında güzeldi ama çevirisi o kadar kötüydü ki çoğu yeri anlamadım bile. Cümleleri kim kuruyor, bir cümlede geçen kelime ne alaka asla mantık kuramadım.
Kimsesiz, sokakta yaşayan bir adamın öldürülmesi ve eksik organı ile başlıyor bu kez kurgu. Eve hem kimsesiz insanları hedef alan bu cinayetleri araştırıyor hem de kendisine karşı kurulan tuzaktan kurtulmaya çalışıyor. İki cephede birden uğraşırken de çok sevdiği mesleği tehlikeye giriyor. Eve için polisliğin ne olduğu ve nasıl bir öneme sahip olduğunu gösteren bir kitaptı Ölüm Tuzağı.
Sonu çok hızlı, bazı şeyler daha derine anlatırsa güzel olabilirdi ama bence bu hâliyle de güzeldi. Türkçeye çevrilirken, basıma hazırlanırken daha özen gösterilse en azından okuduğumuz cümelleri anlardık. Kitabın baskısına bir puan verecek olsam eksilerde bir sayı olurdu bu. Kitaba baktığımda ise Eve ve Roarke ilişkisini okumak, Roarke'ın her adımda Eve'in yanında olması çok hoştu. Bu seriyi de en çok bu yüzden seviyorum.
#alıntılar
Bazıları için ölüm düşman değildi; ama yaşam, ölüme göre merhameti az olan bir düşmandı. Gecenin içinde sürüklenen gölgeler gibi soluk pembe gözleri, gergin ve titreyen elleriyle gezen eroinmanlar içinse yaşam; sadece bir zorluktan bir sonraki zorluğa akılsızca yapılan kısa bir yolculuktu. Bu kısa yolculuk, çoğu kez acı ve çaresizlik içindeyken bazen de korku doluydu.
...
Söz konusu zaman, her ne kadar aydınlıksa insan doğası da o denli bilinmez ve ölüm gibi önceden kestirilemez bir durumdaydı.