Mutlaka Okumalısınız(hem kitabı hem sonsöz alıntıyı)
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2024 101. kitabı
Lev Nikolayevich Tolstoy ruhun şad, mekanın cennet olsun bilge insan(evet gerçek inanan ve iyilik yapan bütün insanların cennete gireceğine inanıyorum böyle marjinal görüşlere sahibim diye isterseniz beni tekfir edin umrumda bile değil). İlk üç hikayeside çok farklıydı, üçünden de farklı anlamlar çıkartabilirdiniz ancak beni esas şaşırtan, dumura uğratan eser sonuncusu oldu. Efendi ile Uşağı'ndaki sonu, o mükemmel imgelemleri, ölümün soğuk yüzünü, ölümün tasvirlerini sanırım ömrüm boyunca unutamayacağım. Karlı, fırtınalı bir ortamda geçiyor eser. Ben gereksiz uzatıp kitabı anlatmayacağım, direk sonuna geleceğim. Spoilerdir uyarayım. Kitabı okuyanlar bilir ki, son sahnedeki rüya durumu gerçekten takdire şayan bir ustalık gerektirirdi. Yani demem o ki Tolstoy gibi bir ustanın elinden böyle bir son çıkardı ancak. Son sahnede İvan sandığı kişinin parlak ışıklar içinde gelmesinden anlıyoruz ki o şahıs aslında Tanrı'nın ta kendisiydi. Rüyadan sonra bir mucize oldu ve ruhlar yer değiştirdi yani reenkarne oldu kendi aralarında. (Hatta bunu Tanrı'nın yaptığının bir kanıtıda adamın başka bedendeyken kendini o birkaç saniyelik durumda görebilme olanağıydı.) Veya Tanrı olarakta görmeyip sadece ilahi bir kişilik olarakta görebilirsiniz. Örneğin İsa gibi. Ölürken bile kendini düşünen kötü bir adam olarak öldü. Veya şimdi fakettimde şöyle de düşünebilirsiniz: ölen de yaşayan da aslında tek bir bedende çatışan iki farklı kişilikti ve Uşak galip geldi. (nitekim bu metaforu filmlerde de görebilirsiniz) Hayatımda okuduğum en sıradışı öykü olmaya kesinlikle adaydı. (bu arada şimdi okudum esas kitap olan Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları'nda, Efendi İle Uşağı'ndan başka bir de yarı otobiyografik romanı olan Bir Toprak Shaibinin Sabahı kitabı var onu da kesinlikle alıp okuyacağım) Tolstoy'un kitabındaki bu metaforik bölümde, hayatı sembolize eden bir fırtınada yolunu kaybeden bir kişinin ("ben") aniden iki farklı kişiye dönüştüğünü görürüz: bu kişiliklerden biri kendi arzularını, diğeri ise yolu bulacaklarına olan kesin inançlarını temsil ediyordur; ilki sahip olduklan kişilikken ikincisi ilahi kişiliktir; biri ölümdür, diğeri ölümden kurtuluş. Hikaye boyunca bu iki kişilik, iki farklı karakter olarak (Brehunov ve Nikita) ete kemiğe bürünecektir. Bu karakterler, on dokuzuncu yüzyıl ortası Rus hayatının sosyal ve ekonomik koşullanna yerleştirilecek ve dünyaya karşı takınılmış birbirine zıt iki ahlaki ve dini yaklaşıma sahip olacaklardır. Tolstoy'un karakterlerini gerçek hayatta yaşamaya, insanlarla ilişki kurmaya ve Dünya Sakinleri olmaya çağıran draması daha sonra bir keşif yolculuğu şeklini alacak ve Brehunov en sonunda Nikita'yla, o sembolik ve ilahi kişilikle yüzyüze gelene kadar aralarında ölümün sesini duymasının da yer aldığı bir seri gittikçe artan uyanış yaşayacak, en sonunda da aniden yolu keşfedecektir. Efendi ile Uşağı, Tolstoy'un içinde duyduğu, asla dinmeyen sevgiyi bulma mücadelesinden ve hayattaki amacını keşfetme sürecinden çıkardığı bir meseldir. Bu amaç öğretmenliğini de, ailesini de, sanatını da, efendiliğini de aşan bir çağrıydı: komşusunu kendisi gibi sevmesini söylüyordu bu içten gelen, ilahi çağrı. Benliğin, bir kısmının diğerine benzemeye davet edildiği iki farklı, birbirine zıt kişiliğin birleşimi olarak sunulması yeni bir şey değildir. Efendi ile Uşağı'nda gördüğümüz, Tolstoy'un büyük kitaplarının temelini teşkil eden yöntemin güzel bir şekilde ifadesini bulmasıdır. Daha önce görmüş olduğumuz gibi, Tolstoy bu kitaplarda kendi inanç mücadelesini iki grup karakteri karşı karşıya getirerek temsil etmektedir: bir yanda Nikolenka, Olenin, Prens Andrey, Pierre, Levin ve Nehlüdof vardır, öte yanda Maman, Mayanka, Nataşa, Kitty ve Katyuşa. Kadın karakterlerin hepsi ilahi aşka giden yolu temsil ve ifşa eden sembolik kişiliklerdir. Daha sonra yazdığı kısa romanlarında ise, Tolstoy'un bu kadın karakterlerinin yerini, zengin ve eğitimli sınıfları anlatan kitaplardaki sembolik karakterlerle aynı işlevi gören erkek köylüler alacaktır. Natalya Savişne hem kadın hem de köylü olan ilk karakteridir. Tolstoy'un kitaplarındaki önemli kahramanlar, insanın kişiliğini yitirmesini temsil ederler hep, ama bu karakterler aynı zamanda sembolik kişiliklerini keşfedip bulmak için bir yolculuğa da çıkmışlardır. Yolculuğun sonunda, bir süreliğine kendi ilahi, sembolik kişilikleriyle karşılaşır, aşka giden yolu görürler. Efendi ile Uşağı yazarının kendi psikolojisini incelediği bu teolojik düzyazının benim sembolik gerçekçi olarak adlandırdığım türünün en kusursuz örneğidir. (alıntıdır mutlaka okuyun okutturun) İnsan Ne ile Yaşar
Edebiyat
İnsan Ne ile YaşarLev Tolstoy · Yakamoz Yayınları · 2020234,4bin okunma
·
191 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.