Tᴀᴠşᴀɴ (Bᴜɴɴʏ)
Mona Awad'ın 2019'da yazdığı ve Türkiye'de bu yıl yayımlanan "korku" türü romanıdır Tavşan. Time ve Vouge dergilerine göre 2019'un en iyi romanlarından biri, Goodreads okur ödülleri korku romanı finalisti.
Konusa gelecek olursak: Samantha Mackey, Warren Üniversitende yüksek lisans yapan ve yaratıcı yazarlık atölyesinde karanlık hayal gücünün ürünlerini ortaya koyan bir kızdır. Samantha aynı atölyede bulunan dört kişilik, havalı, zengin ve oldukça tuhaf davranan kız grubu Tavşan tarafından dışlanmaktadır. Birgün bu kız grubundan kendisine bir mektup gelir. Samantha Tavşan grubunun "Müstehcen Salon"una davet edilmiştir. Bu salon Tavşan'ın yaratıcılıklarını arttırmak için kullandıkları, korkunç ve gerçekdışı ürünler ortaya çıkardıkları karanlık bir atölyedir. Samantha kısa sürede kendini Tavşan denen kültün içinde, aklının sınırlarını zorlayan ayinlerin bir parçası olarak bulacaktır.
Gelelim dürüst, pr'sız yorumlarıma:
Kitap bana bookstagram'da popüler olan kitapların, Time'ın Goodreads'ın falan övdüğü kurguların gayet kötü olabileceğini bir kez daha hatırlattı. Öyle hevesle almıştım ki kötü olabileceği ihtimali benim için çok azdı. Ama öyleydi. Her açıdan hayal kırıklığıydı. Türü korku diye geçse de korkutucu hiçbir yanı yoktu. Fantastik sayılacak bir yanı vardı ama bu fantasyanın kökeni, arka plandaki hikayesi, kendi içindeki kuralları vs anlatılmamıştı. Konu ne kadar ilgi çekici ise kitabı okumak o kadar sıkıcı ve bunaltıcıydı. Sürüne sürüne bitirdim desem yeridir. Sadece konunun sıkıcı ilerlemesi yüzünden böyle olmadı elbette, imgesel yazım dili de kurgunun katiliydi. Tamam psikolojik bir yanı olsun diye olaya sürreal, imgesel bir dil eklenebilir ama sıradan bir eylemi bile bu şekilde yazmak bütün akıcılığı mahvetmiş. Çeviri okuduğum içinse bazı kısımlar o kadar İngilizce tadında, o kadar amerikanvari kalmış ki beynim kelimeleri çiğ çiğ sindirmek zorunda kaldı. Evet kitap okurken beynim bir mide gibi ona verdiklerimi sindiriyor ve açıkçası bu kitabı kusmadan bitirmek zorunda kaldı. Asıl önemli olaylar birkaç sayfada geçip giderken ve kopuk kopuk, birbirinden bağımsız cümlelerle anlatılırken Samantha'nın en alakasız yerlerde geçmişinden saçma sapan bir anısını düşündüğü ya da tekrar tekrar "bu ne demek istiyor" şimdi dediğiniz iç konuşmalarını dinlediğiniz kısımlar uzadıkça uzamış.
Karakterlerle o kadar bağ kuramıyorsunuz ki başlarına gelen iyi ya da kötü bir şey sizi etkilemiyor, o hissi içinizde yaşatamıyorsunuz. Bir de her yere her karaktere verilen takma adlar var ki artık "yeter" dedim. Herkesin bir kod adı olmak zorunda değil. Sevgili yazar, o kadar isim düşüneceğine karakterlerin birbirinden ayırt edilmesi için onlara daha belirgin özellikler ekleseydin keşke dedim defalarca. Böylece bir parça da olsa kitapla bağ kurardım. Daha anlatacak pekçok sevmediğim özellik var ama sevdiğim tek bir yanı var kitabın: Konusu. O da zaten farklı olma çabasıyla ya da sadece yetersiz bir kalem nedeniyle harcanmış gitmiş. Beni reading slump'a geri döndürdüğü için ayrıdan kızgınım. Ve hayalkırıklığımı tarif edemiyorum. Tavşan'ı önermiyorum. Ben orijinal dilinde okurum, bence öyle daha iyidir diyen varsa o başka. Belki öyle daha çekilebilir bir kitaptır ama bazı yazım dillerinin çevirisinin olamayacağını bana çok fazla hissettirdi bu kitap. Gerçi olay akışı da kötüydü, aradığımı vermiyordu. Neyse... Bir daha Mona Awad'ın bir kitabını okuyacağımı sanmıyorum. Ayrca kitap yetişkinler için onu da söyleyeyim.