·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Ekim 2024 12:37 Hikaye anlatımı açısından başarılı buldum. Bunu da kısa sürede okuyucuyu dünyada oradan oraya gezdirerek yapıyor. Sırasıyla Paris, İstanbul, Adana, Beyrut, Montpellier, Lyon, tekrar Beyrut, Paris ve nihayetinde Beyrut ile Hayfa arasında gitgellerden sonra Beyrut ve Paris şeklinde bitiriyoruz. Kısa bir roman için çok hızlı mekan değişikliği yapıldığından sahneler değişiyor, bu da okuyucunun sıkılmasına engel oluyor.
Fakat benzer şeyi anlatımın canlılığı için söyleyemem. Bu öykü kısıtlı bir alanda geçiyor olsa çok sıkılırdık. Fakat o zaman da yazar muhtemeldir ki karakter gelişimine daha fazla vakit harcayacaktı. Romanı kısa tutmak bilinçli bir tercihse birinden fedakarlık yapmak zorunda kalmış olmalı.
Örneğin Clara gibi önemli bir karakterin bize bu kadar yabancı kalmasını garipsedim. İsyan'ın babasıyla, hatta Salim'le bile daha fazla yakınlık kurulabiliyor. Clara ise uzak bir figür.
Bu romanda en ilginç bulduğum tema baba - çocuk ilişkisi oldu. Mesela İsyan'ın babasıyla olan ilişkisi ve babasının ondan beklentileri İsyan'ın kararlarında çok belirleyici oldu ve romanda önemli bir alan tuttu. İsyan bunu eleştirse de daha sonra, tıpkı babasının kendisine yaptığı gibi, kendi kızına ç bir kahraman rolü biçecekti. Elbette çok farklı koşullar altında gerçekleşti bu kabul, ama bu ortak nokta ebeveyn çocuk ilişkisi konusundaki duygularımızı düşünmemiz için bize bir tetikleyici olabilir.