Puan vermedi·1026 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Ağustos 2024 18:37 Sauron'un yüzüğü okuyan, izleyen herkesi etkisi altına aldı. Kabul edelim hepimiz bir halkanın etrafında büyülendik. Kendime bir yüzük alıp içine " ash nazg thrakatulûk agh burzum-ishi krimpatul." yazdırmamak için durduran tek şey altın fiyatları :) ( Kem gözün kanatlı dehşeti Nazgûllerin viyaklaması eşliğinde Karanlıklar Efendisi'nin kara sesinden duydum, tüyler diken diken)
Okuyarak ya da izleyerek bu rengarenk şiirlerle bezeli yolculuğa çıkıp da pişman olan yoktur herhalde.
Tolkien'in de isteği böylece gerçek oldu. Orta Dünya var ve şuradan ışık huzmeleri arasından Galadriel Hanım'ın yumuşak bir tüy gibi hafif elf sesini duysak veya piposunu tüttüren bir buçukluk çıksa karşımıza ya da heybetli, bakışları yorgun, yaşlı Ağaçsakal' ın homurtusunu duysak ya da uçar gibi koşan Gölgeyele üzerinde bir sütun gibi duran işlerin en karanlık anında beliriveren ak saçlı, ak sakallı bilge Gandalf'ı görsek şaşırır mıyız? Kesinlikle hayır! :)
Kuytu ormanlarda rüzgarların fısıltısı, yaşlı, kızgın entlerin adımlarının gıcırtısı kulağımızda. Bu yolculukta yorulduğumuz yerde yaşlı entlerin doyurucu suyundan içmişiz gibi ya da biraz lembas kırıntılarından tırtıklamışız gibi canlanıyoruz.
Aydınlık ve karanlığın, iyi ve kötünün savaşı, her şey zıddı ile var olur. Ve zıddının ölçüsünde belirginliği kuvvetlenir. Işığı karanlık sayesinde, iyiliği kötülük derecesinde algılarız. Epik destanımız da ortada durarak bize her iki tarafı da gösteriyor.
Frodo, " Artık hiçbir umut göremiyorum. Ama hâlâ elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışmalıyım. " (s.880)diyerek umudun yeryüzünü terk etti yerde bile bize pes etmemeyi hatırlatıyor.
" Ümit doğar genellikle, her şey ümitsizleştiğinde. " ( s.837)
Karanlığı ile yutup boğmak isteyen Karanlıkların Efendisi'nin kasvetli diyarının karşısında yüreklerindeki iyiliğin göz kamaştıran ışığı ile dolu Elf diyarını daha da yüceltiyor.
Var olan her şeye hükmedecek karanlığı ile yutacak olan o tek yüzük; kudretli Gandalf'ı , yüce Elfleri, insanları, kralların iradesini sarsarken küçük olarak niteleyebileceğimiz Hobbitler yüzüğün kasvetli fısıltısına diğerlerinden daha dirayetli çıkıyorlar.
Yüzüklerin Efendisi'ne sadece bir fantastik roman olarak kesinlikle bakamayız; yaşlı bir ent ağacı gibi her yaprağında ayrı bir derinlik var, her karakter incelikle işlenmiş. Filolog olanTolkien, diyalogları oluştururken her ırkın özelliğine göre oluşturmuş. Elf dilini oluştururken Latince, Yunanca,Eski İngilizce, kullanmış. Sauron'un dilini ise kendisi karanlık bir dil olarak oluşturmuş. Çevirmenimiz de Rohirrim'in çevirisinde Orta Asya dili, Elf dilinde Lisanı Osmani, Ağaçsakal da yine ağdalı, ağır bir dil kullanmış.
Karanlıklardan, savaştan bahseden bir kitap ama iyi niyet, dürüstlük, merhamet, cömertlik, cesaret, taşlarıyla döşeli bir şaheser; bu çetin yolculukta içiniz saf sevgi, dostluk ile ısınıyor, yüreğiniz yumuşuyor. Bu dünyadaki canlıların birbirine duyduğu nezakete imrendim.
Doğuştan kötü olunmadığı ve herkesin yeni bir şansı hak ettiği inancı var. Melkor, yozlaştırdığı Elfleri orklara dönüştürmüş. Yüzük'ün kudreti ise zavallı bir Hobbit'i Gollum'a çevirdi. Ak bilge Saruman'ı ise bir haine...
Kitapta yazar buna birkaç yerde çok güzel değinmiş.
" Ben Gollum'a hiç acımıyorum. Ölümü hak ediyor.
Hak ediyormuş! Belki ediyordur. Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme. Çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez."
Frodo, " Gandalf'ın sözlerini hatırlıyor musun: Gollum'un bile daha yapacak işi olabilir. O olmasaydı Sam, Yüzük' ü ben yok edemezdim. " (s. 902)
Hainlik üstüne hainlik eden sefil yaratık Gollum'un karanlığın aydınlığa kavuşmasında büyük bir başarısı olmuştu. Herkesin yaşamaya hakkı var. Ben o kadar yüce gönüllü biri değilim galiba Saruman'ı, Gollum'u, Solucandil'i affedebilir miydim, sanmıyorum.
Orklar, Frodo'yu leş kokulu Shelob'un ağına sarılmış vaziyette götürürken orkların konuşmalarında liderlerden birinin sözünün eri olduğundan bahsediyordu. Onların da kendilerine ait bir hayatlarının olması, onların da kendi hayatları için verdikleri mücadele düşündürdü, biraz da üzdü. İyi olmak gibi bir seçenekleri yok, karanlık tarafından yaratıldılar ve yaşamak için savaşmak zorundalar. Her ne kadar bizim için iğrenç olsalar ve öldürülmeleri gerekse de her canlının bir yaşam mücadelesi var. Bazen de karşı gözden bakmak gerekiyor. Beyhude geçen bu ömür sadece iyiyi yüceltmek için mi var?
Kendimle bu konuda çok çatışıyorum caniler kesinlike ölmeliler, diyorum sonra onu o hale getiren sebepleri bilsem yüreğim yumuşar mıydı, diye düşünmeden edemiyorum.
Gölge tarafından yaratılmamış ama yozlaştırılarak ona hizmet etmek zorunda bırakılmış iğrenç, çürümüş görünümlü orklar. Size de tanıdık gelmiyor mu? Gördüğü yanlışlıklara, yolsuzluklara, rüşvetlere, tacize, tecavüze karşı üç maymunu oynayan sadece kendini düşünenlerin içlerindeki çürümüş korkak bir ork yok mudur sizce de?
Tolkien eserinin alegorik olmadığını, bir tarih kitabı olduğunu dile getiriyordu. Yine de bir Hristiyan olarak İsa'nın doğduğu günde, 25 Aralık'ta dokuz kişiden oluşan Yüzük Kardeşliği Ayrıkvadi'den ayrılır ve tarihi yolculuk başlar. Mordor'da 25 Mart'ta İsa'nın çarmıha gerildiği tarihte de sona erer.
Bize de Tolkien'in yazdığı ne varsa okumak düşer geriye.
Unutulmayacak bir yolculuk sizi bekliyor :)