İpucu içerebilir.
Bu bir inceleme yazısından ziyade kitap hakkındaki şahsi fikirlerimdir.
Kitabı okurken yaşadığımız dünyanın değişmez kurallarıyla bağlantı kurmamak imkansız. Özgür olmak için isyan çıkaran hayvanlar işin sonunda eskisinden daha da sefil bir hayatla karşılaşıyorlar. Trajik olan ise bunun farkında olmamaları ve eskisinden daha iyi yaşadıklarına inanmalari/inandırilmalari. Kitaptaki kahramanlar aslında gerçek dünyada da karşımıza çıkan insanları açık bir şekilde temsil ediyor. Özgürlük çağrısı bir domuzun konuşması ile başlıyor ve fikir tohumlarını eken domuz ölünce yine domuzların devam ettirmesi ile bir isyan başlıyor. Elde edilen özgürlükte domuzlar kendilerine pay bicmeyi ve kendilerini diğerlerinden üstün tutmayı ihmal etmiyorlar da. Toplanan elmaların hepsini onlar tüketiyor. Ne de olsa önemli fikirler beyan ederken çok yoruluyorlar(!) Sırt sırta savastiklarini unutan hayvanlar buna karşı çıkmıyorlar ve bu ilk boyun eğis diğerlerinin devamını getiriyor. Domuzlar her seferinde diğer hayvanlara daha fazla iş yüklerken kendilerine daha fazla ayrıcalık sağlıyor. Guzel kiyafetler giyen,lüks bir evde yaşayan, yanlarında köpekleri ile gezen , en güzel yiyecekleri yiyen domuzlar diğer hayvanların kralı konumuna geliyor adeta. Birlikte kazanılan savaş unutulmuş,birlikte yazılan değişmez yedi emir işlerine geldiği gibi düzenlenmiş ve sonuç yaşanması daha zor bir çiftlik meydana çıkmıştır. Burda tasvir edilen hayvanların özellikleri de oldukça dikkat çekici. Her şeye tamam diyen ve sürekli ezberletileni tekrar eden koyunlar, sürekli daha fazla çalışması gerektiğini düşünen ve gücünün son damlasına kadar bu düzen için çalışan Boxer , hayvanları tatlı sert dili ile her konuda ikna eden Squelar. Doğruları söylediği ve hayvanları gercekten düşündüğü için