Dem Yüzü...
Usul usul kanat çırpıyoruz. Göçmen kuşlar gibi yüreğimizi ısıtacak sıcak iklimlere.
"Bizim kuşların makâmâtı cânın aşk kuşuna doğru miracıdır."
Böyle diyor Attar...
İşte bu satırlarla, H Kitapkahve 'de kitapları karıştırırken tanıştık bu kitapla. Hani bazen bir cümle bir söz duyarsınız da içinizde, çok çok derinlerde bir duyguya temas eder ya işte tam olarak öyle oldu karşılaşmamız.
Leyla İpekçi in kaleminden ve gönlünden dökülen bir mânevi yolculuk hikâyesi Dem Yüzü
Yazar, sizi romanının kahramanı Arzu'yla birlikte Niyâzi Mısri 'nin izinde manevî bir arayış, bir irfân yolculuğuna çıkarıyor. Okurken Arzu'nun yaşadığı inişli çıkışlı yolları birlikte tecrübe edeceğiniz, bazen hüzünle, bazen coşkuyla, bazen de bocalarken Arzu'nun duygularına eşlik edeceğiniz, gezdiği , gördüğü her ortamı hissedeceğiniz, zaman zaman da gözyaşlarınıza engel olamayacağınız kadar sizi hikâyenin içine çeken, sürükleyici ve aynı zamanda da her olayı içselleştirip üzerinde uzun uzun düşünmeye sevk edecek bir hikâye bu.
"Âşk herkese farz. Kazaya bırakınca yüzünü örtüyor." Diyor yazar....
"İnsan" yeryüzüne aramak , bulmak, olmak için gönderilen... Bildiği ama yitirdiği şeyi, bir duyguyu bir ömür arayıp duran...
Ahh insan! ne şaşkın, ne cahildir... Çoğu zaman unutur ne aradığını, nereden gelip nereye gittiğini... Oyalanır, eğlenir de kalır yolundan...
Hatırlayalım, anımsayalım o "Belâ" dediğimiz günü.
Eve dönmenin yolu âşk vadilerinden, âşk yolundan geçiyor...
Evet...agâh olalım; biz dünyaya âşkı bulmaya ve O'na âşık olmaya geldik vesselâm...
"Çok usandım kendimden. Cehaletimin, gafletimin dikenli yollarından , sarp yokuşlarından geçip acizliğimin şafağında sana geliyorum..."