·109 syf.····Okunma: 15 Ekim 2024 00:00 Çocuk edebiyatını seviyorum. Müthiş bir hayal gücü sunuyor. Ama her şeyden önce modern zamanın yetişkinleri olarak göz ardı ettiğimiz birçok ahlaki edimin saf ve doğal yönünü gösteriyor bize. Böylece evrensel veya yerel bütün davranış kalıplarını sorgulama ihtiyacı hissediyoruz kendimizde. Bu da bize en başından yaratılmış saf bir hayat yaratma imkanı sunuyor ki; ben buna bayılıyorum. Galiba hakikatimde bulunan kudret elmasının suyunu iliklerime kadar hissedip kibirlenmek biraz da hoşuma gidiyor. :)
Evet bir çocuk için olay örgüsü, farklı ve çoğu zaman irreal yahut sürreal karakterler dikkat çekici olsa da, yetişkinler için bu karakterlerin temsil ettikleri, dolayısıyla metaforik anlatımlarla hikayelerin verdiği mesajlar daha önemlidir. Bu yüzden aslında çocuk edebiyatı olarak geçen birçok eserin; yazarlarının eleştirilmekten ve yargılanmaktan korktuğu için açıkça söylenemeyen fikirlerin gizlendiği yapıtlar olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple bu eserlerin gerçek muhataplarının aslında yetişkinler olduğunu (hatta bilişsel ve ahlaki anlamda gelişmiş yetişkinler olduğunu) düşünüyorum. Bu yüzden bu tür hikayelerin, gerek hikayesiyle gerekse satır arasındaki iğnelemeleriyle yetişkinlere ziyadeaiyle mesajlar verdiğini düşünüyorum.
(Bu kısımdan sonrası spoiler içerir)
Mesela söz konusu bu eseri sembolik ölçütlerle çözümlersek; hikayenin başındaki kısa insanları çocuklar, onların arasına düşen büyük insanı yani baş karakterimizi de bir yetişkin olarak sembolleştirildiğini söyleyebiliriz. Zaten böylece hikayenin mesajını hemen hemen %50'si çözümlenmiş oluruz. Yani yazar şu mesajı verir bize aslında; çocukların dünyası çok daha saf ve bu saf oluşu yönüyle de adil görünebilir bize. Ancak insanın doğası kötüdür ve çocuklar doğal oluşuyla bu doğal yöne bizden daha yakın oldukları için bizden daha adil değildirler. İd yani ilkel yön, kendilerini düşünen menfi duygular onlarda daha baskındır. Bu yüzden kendini ahlaki ve bilişsel olarak yetiştirmiş bir yetişkin, her zaman çocuklardan daha adil ve eşitlikçidir. Burada çocuk ile, çocuk kalmış kendini yetiştirememiş sıradan halk da kastetiliyor olabilir.
Aynı kurguyu baş karakteri yani dev adamı, topluma aşmış bir düşünür olarak da çözümleyerek anlamlandırabiliriz. Böylece hikaye sıradan insanların krallığının, o insanlığı açmış düşünürler nazarında pek sıradan meselelerle kafa yoran, basit meseleleri siyasi problem haline getiren ve özde yöneticilerin hazlarını tatmin eden bir oluşum olarak göründüğünü; bu yüzden de düşünürlerin topluma acıdığını ve merhamet ettiği mesajını çıkartabiliriz.
Aynı zamanda bu küçük insanların içine düşen bu küçük insanların esir aldığı o dev karakterimiz aslında tanrıyı da temsil ediyor olabilir. Nihayetinde bu küçük insanlar hikayenin başında kendisinden korkmalarına rağmen daha sonra onu seviyor, saygı gösteriyor ve karnını doyuruyorlar. Hikayenin devamında ise bu dev adamı kendi kurallarına uymaya zorluyorlar. İşte bu insanın ilkel döneminde tanrıdan korktuklarını anncak daha sonrakı dönemde ise tanrı'yı kendi isteklerine boyun eğdirdiklerini temsil anlatan bir metafor olabilir. Ve nihayetinde Tanrı aralarından kaçacaktır. Yani modern dönemde Tanrı insanlığı terk edecek ve deizm doğacaktır. Bu çözümlemeden, dev adamın neden boş tapınakta yatırıldığı da anlamlandırılmış oluyor.
Aynı zamanda yazar burada, bu küçük insanların krallığına dahil olan bu büyük insanın, ilk başta bu krallığı İngiltere krallığını karşılaştırarak, İngiltere krallığının bu krallığa göre daha az adil olduğu hükmüne varmasını sağlıyor. Nihayetinde bu dev adam, küçüklerin krallığını yakinen tanıdıktan sonra onların adil olmadığını kanaat getiriyor. Böylece yazar "ilk bakışta İngiltere krallığının haricindeki krallıklar, İngiltere krallığından daha adil gibi görünse de aslında her zaman İngiltere krallığı bunlardan daha adildir" mesajı vermek istiyor da olabilir.
Hikayenin ikinci kısmında baş karakterimiz bu sefer devler ülkesine gidiyor ki bu metaforda bu ülkenin küçük insanı oluveriyor. İşte hikayenin bu kısmı da mitolojik dönemin tanrılar ülkesini temsil etse gerek.
Bu tanrılar karakterimize aş verecek, iş verecek ve ev verecektir. Hepsinden öte onlar sevgilerini sunacaklardır. Ama en nihayetinde karakterimiz tüm bunların karşılıksız olmadığını anlayacak hatta biraz da Özgür olmayışından dem vuracak, yani hür iradesini arzulayan bir Adem olarak elmayı yiyecek ve öz vatanına arzulayarak buradan kaçacaktır. Sanıyorum Bu da insanlığın kitabın yazıldığı dönemde dinden uzaklaşmasını temsil eden veya bu mesajı veren bir metafor olabilir. Yani Adem'in yadak meyveyi "özgür iradeyi" yiyerek insan olmaklığı seçmesi ve böylece cennetten "tanrılar ülkesinden" kaçmasını temsil ediyor da olabilir.
Nihayetinde karakterimiz bütün maceralarından sonra İngiltere'ye gidecek ve kendi evinde bu maceraları kaleme alacaktır. Bu da dinlerin mitolojik gerçekliğini yazarak yahut anlatarak insanlığın dimağına sunan peygamberleri temsil ediyor olabilir. Neticede peygamberlerin -en azından kendi söylemlerinde- dini tecrübeleri gerçektir ve bu yüzden dini bilgiler, dindarlar nazarında birincil kaynak kabul edilir. Çünkü peygamberler anlatılanları ya yaşamıştır, ya da direkt müşahede etmek yoluyla mucizevi bir şekilde birincil kaynak olmuşlardır.
...
Belki de tüm bu çözümlemeler benim hayal gücümün bir ürünüdür ve yazarın eseri kaleme alırken aklına dahi gelmemiştir; bunları da kabul ediyorum. Ancak sanat zaten bu demek değil midir? Sizden sudur eden muhatabının algısınca, donanım ve dimağ yeteneğince anlamlanabiliyor ise bu sudur eden ürüne, çok yönlü oluşundan sebep sanat denir.
Bu yüzden isabetli olsun veya olmasın bütün çocuk edebiyatını hatta ve hatta dünyaya mal olmuş bütün sürrealist romanları çözümlemeyi kendime bir iş atfediyorum. Ve yaptığım çözümlemeler konusunda yukarıdaki sanat tanımı ile vicdanım da gayet rahat. Ayrıca bu çözümlemeler ike ya da çözümlemek için üzerine düşünmem hasebiyle her bir eser gözümde daha da büyüyor ve kıymetli hale geliyor. Dolayısıyla benim için daha da anlamlı oluyorlar.
Velhasıl sözü çok uzattım. Eseri bütün okullara tavsiye ediyorum. Pek tabii benim gibi çözümlemeye çalışarak okumalarını tavsiye ve tembih ederek tabikide...