·372 syf.····Okunma: 16 Ekim 2024 01:40 Konu: Polis ekibi ve dedektif Rebus, genelev baskını yapar, ünlü milletvekili Gregor Jack de oradadır. Milletvekili Gregor'un tam da baskının olduğu zaman ve yerde olması kötü bir tesadüf müdür yoksa.... bilerek yapılmış bir tuzak olabilir midir? Gregor'un adı gazetelere çıkar ve tam bir manşet olur. Rebus, Gregor'a yardım etmek ister ama olaylar gittikçe karışır. Entrika, sırlar, arkadaşlık ve gizli ilişkiler ... Olay gittikçe düğümlenir ve içinden çıkılmaz bir hal alır.
Uygun yaş önerisi:
+16
Genelev, f*h*ş* gibi unsurlar, az bir şey şiddet, intihara meyil, cinayete teşebbüs içerir.
Bu kitabı okumalı mısınız?
Kitapta birkaç yer çok keyifli ve zekice olsa da tüm kitaptaki kurgu eh işte, anlatım çok karman çorman, karakterler aşırı fazla ve gereksiz, özellikle son çok zayıf kalmış.
Beklentilerim orta düzeyde olmasına rağmen beklentilerimin çok altında kaldı.
Okumasanız da olur.
Puanım
1/10
<<SPOİLER>>
Karakter tanıtımları
John Rebus: Müfettiş dedektif, ana karakter
Amir Watson: Hırslı ama pek zeki olmayan, içki ve kahve bağımlısı bir polis
Lauderdale: Amir Watson'ın yalakası ve gizlice yerinde gözü var, keskin bir zekaya sahip. Ek olarak Rebus'un üstü.
Brian Holmes: 2.kitapta bahsedilen kıvrak zekalı genç ve yeni evli bir dedektif
Gregor Jack: çok çabalayarak milletvekili olmuş ve şuan hayatı sallantı da olan biri, kurnaz, zeki, soğukkanlı
Özet:
Karakolda bir geneleve yapılacak baskının planlamasıyla başlıyor kitap. Baskını planlayan amir Watson ve ekip. Rebus da buna dahil. Bu arada bu kitapda Brian Holmes karakteri de var. Kendisini 2.kitaptan tanıyoruz. Baskın yapılıyor ve ünlü milletvekili Jack Greoger ile karşılaşıyorlar. Bu durum tabi ki gazetelere düşüyor ve görevinden istifa etmesi isteniyor. Rebus'un görevlerinden biri de bir profesörün çalınan piyasa değeri yüksek antika kitaplarını bulması. Kitapları arıyor ama bulamıyor.
Dr. Patience Aitken ile tanışıyoruz. Kendisi Rebus'un şuanlık sevgilisi. Rebus, ara sıra onun evinde kalıyor, beraber yemek yiyip muhabbet ediyorlar. Ama kadın, Rebus'a aşık değil. Yani ikisi de geçici bir sevgililik dönemi yaşıyor.
Brian Holmes ve Nell evlenmiş. 2.kitapta sevgililerdi. (Evlenmelerine çok sevindim. Sanki kendi arkadaşının büyüyüp evlenmesi gibi. Gözlerim sevinç gözyaşları ile dolu... şaka bir yana) bu yeni evli çift, Rebus'u akşam yemeğine davet eder.
Rebus, akşam yemeği yer ve uyumak için geceyi evdeki misafir odasında kalır.
Ertesi gün izin günüdür, o da Jack Greoger'un evine gider. Evin önünde gazetecilerden oluşan bir ordu vardır. Kapı açılıp sekreter, gazetecilere çay ve bisküvi ikram eder. Rebus bu fırsattan istifade edip kendinin polis olduğunu söyler ve içeri girer. Meraktan gelip yine meraktan içeri girmiştir. ( Yani ben bu hareketi saçma buldum. Öylesine oraya hadi gittin...Hiçbir sebebin yokken neyine içeri girersin ki? Bir mazeretin, orada olmanı gerektirecek bir şey yok. ) Eve doğru giderken seçmen temsilcisi Ian ve sekreter Helen ile tanışır. Gregor ile konuşan Rebus, karısı ile ilgili bir şeylerin yolunda olmadığını hisseder. Adama da "efendim, arabanız sokakta, herkes fotoğraf çekiyor, içeri alın diye uyarmaya geldim." der. (Bu uyarı anda aklına geldi halbuki...)
(Jack Gregor'un kendinden emin ve planlı halini sevdim. Şüpheli ve temkinli bir hava yayıyor. Aynı zamanda tehlikeli ve sinsi görünüyor. )
Rebus, bu milletvekiline bir sempati duymaktadır. Çünkü ikisi de fakir ve işçi sınıfından tırnaklarıyla kazıyarak bir yerlere gelmiş insanlardır. Neyse...
Çıkışta Helen'i kandırarak Gregor Jack' in karısı Elizabeth'in nerede olabileceğini (Dear Lodge) öğrenir.( Rebus'un bu hamlesini sevdim. Zekiceydi. Zeki fikirleri severim.)
Sonra Rebus, Patience ile görüşüp onu gazetecilerin mekânı olan bir bara götürüyor. Orada Chris Kemp ile Gregor Jack hakkında bilgi alışverişinde bulunuyor.
Rebus, karakolda amir Watson ile görüşür. O da Rebus gibi Gregor Jack'e tuzak kurulduğunu düşünmektedir. Rebus' tan Gregor'a yardım etmesini ve çalınan antika kitaplar için nadir kitap koleksiyonuna sahip olan Cath ile konuşmasını ister. Cath, ünlü oyuncu Rab Kinnoul'un karısıdır. Rab Kinnoul ise Gregor ile arkadaştır. Bu bilgiler ilgisini çekince Rebus, hemen görüşmeye gider. Görüşmeden pek bir şey çıkmaz.
Rebus, Gregor'un karısı Liz'in ( Elizabeth'in kısaltması) olabileceği yerlerden biri olan (Dear Lodge) kulübeye bakması için birini görevlendirmiştir. Görevli, Liz'in orada olmadığını söyler.
Bu bilgiyi aldıktan sonra Rebus, Gregor'u arar. Liz'in bulunamadığını yani ortada bir sorun olduğunu, yardım isteyip istemediğini sorar. Gregor durumu kıvırmaya çalışsa da işe yaramaz.(Konuşmaları çok eğlenceliydi.)
Rebus, Gregor ile görüşmek için yola çıkarken Brian ile karşılaşır, beraber giderler. Brian bir ipucu için evi dolaşırken Rebus ile Gregor konuşur. Gregor'un; Liz' den haber alamadığını söyler, nerede olduğunu ve genelev baskınını bilip bilmediğinden bile haberi yok. Gregor, Rebus'a Liz'in gitmiş olabileceği arkadaşlarının adını verir. Brian çöpte sevgili fantezi oyuncakları, iki kızın Gregor'u soyarken ki fotoğraflarını bulur. Rebus ve Gregor'a bunları gösterir. Gregor, yanlış anlaşılmamak için çöpe attığını söyler.
Dean köprüsünün altında boğulmuş bur kadın cesedi bulunmuştur.
Katil olduğunu söyleyen bir adamı karakola alırlar. Adam, sarhoş olduğunu söyler ve özür diler. Adamın adı William Glass'tır. Adamı salarlar. Adam İşsizler yurdunda kaldığı için içine kurt düşen Rebus, adamın kaldığı yeri arar, adam ortadan yok olmuştur.
Rebus, Liz'in yakın arkadaşlarından biri olan ünlü nakliye şirketinin sahibi Bryan randevulaşıp barda görüşür. Ondan Liz'e tedirginlik verici telefon aramaları geldiğini öğrenir.
Cesedi olay yerinde gören Rebus, bu kişinin Liz Jack olduğunu söyler. Greogor gelir ve bu bilgiyi doğrular.
Otopside kadının öldürüldüğü ortaya çıkar. Yani bu bir cinayettir.
Rebus daha çok bilgi edinmek için Liz'in sık sık kaldığı yer olan Dear Locge' daki kulübeyi incelemeye gider. Liz'in hobileri grup partileri, fantezi cinsel ilişkileri olduğundan her yer dağınıklık içindedir. Kulübeyi incelemeleri için adli tıbbı çağırır. O sırada bir pansiyonda kalır. Ev sahibinin arazisinde dolaşırken Liz'in arabasını bulur. Ev sahibinin oğlu Alec, Çarşamba günü bir adamla kadının tartıştığını görmüş. Adam, kadını bırakıp gitmiş. Sonra kadın da ortadan kaybolmuş ama araba kalmış. Bu herif de beleş mal deyip almış. Bu kadın Liz ama görüştüğü adam kim?
Rebus, Gregor ve Liz'in eski arkadaşı olan ama karısını öldüren ve şuanda akıl hastanesinde olan Andrew ile görüşür. Liz'in onunla geçen gün görüştüğünü söyler ve Liz'i bekleyen bir adamın olduğunu da söyler. Yani Liz'in bir sevgilisi olduğu çıkarımına ulaşıyoruz.
Bu yeni bilgiler ışığında Rebus, Gregor ile konuşur. Gregor Liz'in ölümünden dolayı kendini suçlar. En sonunda geneleve gitme nedeninin kız kardeşini görmek olduğunu söyler. Biri arayıp kız kardeşin orada çalışıyor demiş ve o gidince de polisler basmış. Yani başından beri bir tuzakmış.
Rebus, 3.kitaptan tanıdığımız karakter George Flight ile de telefon görüşmesi yapıp yardımını ister. George hala polistir, Rebus onu emekli olmaktan vazgeçirmiş. (önceki kitaplara yapılan göndermeleri seviyorum. Diş izleri kitabında George emekli olup güvenlik görevlisi olacaktı.)
Gregor'un kız kardeşi Gail'in yerini, George'un yardımıyla bulan Rebus, kızla konuşur. Kız, pek bir şey söylemez.
Liz'in arabasında mücadele izleri, kan damlaları bulunur. Demek ki arabada bir şeyler yaşanmış ve Liz'in cinayetiyle bir ilgisi vardır.
Rebus, gazeteci Chris Kemp ile konuşmaya gider. Chris'e, Gregor'un kız kardeşini görmek için geneleve gittiği bilgisini verir. Ondan da ( ünlü oyuncunun eşi) Cath ve (kitapçısı olan sessiz bir tip) Steele'in ilişkisi olduğunu öğrenir. İkisi de Liz'in arkadaşıdır. Ayrıca Profesörün çalınan antika kitaplarını burada bulur. Anlar ki kitapçıda çalışan Vanessa, Profesörün öğrencisidir ve kitapları çalmıştır. Chris ile sevgili olduklarından kitaplar Chris'te kalmıştır. Rebus, kitapları alır ve dikkat çekmeden geri vereceğini söyler.
Çarşamba günü öğleden sonra Gregor ve Steele'in golf oynadıkları yere gider. Orada konuşunca aslında bu randevuların genellikle ertelendiğini öğrenir. Özellikle Liz'in öldürüldüğü gün ikisi de gelmemiş.
Rebus, Gregor ile görüşür. Çarşamba günkü golf oyunu ayağına nerede olduğunu sorar. Gregor, Steele'in biriyle görüştüğünü ve Steele'i korumak için böyle bir yöntem oluşturduğunu söyler. Gregor, bir yerlerde gezindiğini, sahile gittiğini söyler.
Rebus, Gregor ve Liz'in arkadaşlarından biri olan Tom Pond ile görüşür. Kendi yazlık evine kendisinden izinsiz birinin girdiğini ve bunun Liz ile sevgilisi olabileceğini söyler. Banyo da ipuçları bulan Rebus, incelemeleri için adli tıbbı çağırır.
Rebus ertesi gün, Steele ile görüşür. Golf oynamadığı yani cinayet günü nerede olduğunu sorar. Cath'i ile olduğunu itiraf eder Steele.
Gregor'un kız kardeşi Gail, Rebus'u arayıp konuşmak istediğini söyler. Aylar önce, 3 kişilik bir grubun geldiğini ve onlara Gregor Jack'i tanıdığını söylediğini anlatır. Rebus bu kişilerin Byran, Steele, Rab olduğunu anlar.
Amir ile konuşan Rebus, genelev baskınını haber veren kişinin antika kitapları çalınan Profesör olduğunu anlar. Profesör ile konuşur. Ona genelevi kapatmak istediğini söyleyen Steele'miş. Geneleve gitmiş, çok utanmış. Profesörün yardımıyla da genelevin kapatılmasını istemiş, tam tarihini öğrenmiş. O sırada Tom Pond'un yazlık evi incelemesinden Liz ve Steele'in parmak izleri bulunur.
Yani özetle her fırsatta Steele ve Liz buluşup görüşüyordu. Dear Lodge, Pond'un evi... Ama Liz'e tamamen sahip olmak istedi. Gregor'un kız kardeşi Gail'i öğrendi ve tuzak kurdu. Sonra da Liz, Steele'den ayrılmaya karar verdi. Steele de Liz'i öldürdü. ( Bana da saçma geldi ama Rebus'un hipotezi bu, ne yapayım?)
Katili Steele diye belirlemişken, Brian gelir ve Gregor'un garajında mavi, kiralık bir araba gördüğünü söyler. Liz ve sevgilisini görenlere göre Liz, mavi renkli arabası olan biriyle gezmektedir. Bu yeni ipucu tüm teoriyi tamamen değiştirir. Çarşamba günü Liz, Steele ile tartışır ve Steele onu orada bırakıp gider. Telefon kulübesinden kocasını arayan Liz'i, Gregor alır. Yani Steele, Liz ile görüşen en son kişinin Gregor olduğunu biliyor. Gregor'un sahile indim açıklamasını sekreterinden duyup kendi yapmış gibi anlattığını anlayan Rebus, Gregor'u arar ama bulamaz.
Kısaca anlatayım Liz, birçok kişiyle eğlencesine partiler düzenler, birlikte olur. Arkadaş gruplarından Steele ile sevgilidir. Dear Lodge ve Pond'un evinde görüşürler. Çarşamba günü Steele ile sokağın ortasında tartışırlar( Alec bunu görür.), Steele orayı terk eder. Kocasını arayan Liz, kocası ile buluşur. Kocası kiralık mavi bir araba ile gelir ve onu öldürür. ( cinayet nedeni? Yok) köprü altında bulunan cesetlerden biri haline getirir. Önceden de bir kadın cesedi bulundu. Liz'i bagaja atıp onu nehirden atar. Ardındandan hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi davranır.
Gregor'un Dear Locge'da olduğunu öğrenirler. Rebus ve 2 memur içeri girer. Steele'i canlı halde, elleri bağlı, ağzı tıkalı, kafası kana bulanmış şekilde Gregor'un yanında bulurlar. Önceden yerlere benzin dökmüş olan Gregor, ortalığı ateşe verip kaçar. Rebus'un Steele'i kurtarırken saçları yanar. Gregor'u ormanda arayan Rebus, uçurumda onunla karşılaşır. Gregor gidip uçurumdan atlar. ( eveeeett, bir katilin daha intihar ettiği saçma sapan bir son. Neden, nedennn?? O kadar oyunculuk, ikiyüzlülük, soğukkanlılık nereye gitti? Bari yaptıklarının sebebini açıklasaydın? Neden karını öldürdün? )
Rebus hastanede tedavi olur.
Rebus, cinayet nedeni hakkında teoriler üretirken kitap biter.
Yorum
3.kitap Londra'da geçmişti. Bu kitap tekrar Rebus'un ana memleketi olan iskoçya'da geçiyor. Tanıdık bir yer ve karakterler olması daha sıcak hissettirdi bana. Daha çok hoşuma gitti. Özlemişim. :))
Kitap çok durağındı. Olay yoktu, aksiyon yoktu. Önceki kitapta en azından katilin de konuştuğu yerler ve katille bir mücadele vardı. Bunda hiçbiri biri yok. Hatta sonu "hadi bir şeyler yazayım da bitsin." der gibi.
Gregor'un katil çıkmasını sevmedim. Ben gerçekten iyi biri olduğuna inanmıştım, endişelenmiştim ve en başta katil olabilecek en büyük potansiyel şüpheli zaten kocası. Dönüp dolaşıp yine aynı yere gelmesini sevmedim. Ayrıca Gregor'un beni kandırması hoşuma gitmedi. Söylediği her şey yalanmış.
Bir de cinayet işleme sebebi yok!!! Bu en önemli şey ama yok. Bu çok büyük bir eksiklikti. Tüm kitabın kurgusunu anlamsız hale getirdi. Sonunda her şeyi açıklamalıydı! Neden öldürdü, niye saklandı?? Çok fazla cevapsız soru vardı. Okuma zevkimi düşürdü. Yani her şey bu anlamsız son için miydi? diye düşündüm.
Çok fazla karakter var, bu da okuyucuyu yoruyor. Daha az karakterle daha iyi bir kurgu tasarlanabilirdi. Yol geçen hanı gibi ışığı gören geliyor. Kafa karıştırıcı ve sıkıcıydı.
Yazar da sonunda kararsız kalmış gibi geldi bana. Kimi katil yapsam? Steele mi Gregor mu? Belki de bilerek şaşırtmaca yapmak istedi ama olmamış. Bana kararsızlık gibi geldi. Neyse bence Steele'in katil çıkması daha iyi olurdu. Daha mantıklı geliyor, kıskanç bir sevgili. Gregor hiç olmadı. Peki neden olmadı? Gregor, fakir bir yerden çok emek vererek milletvekili olmuş bir adam. Karısını öldürerek neden sahip olduğu her şeyi , makam, mevki, para..., riske atsın? Karısı ile birbirlerine aşık değiller ve birbirlerini umursamıyorlar. O yüzden Steele ile sevgili olduklarını duyup çıldırması gibi bir ihtimal de yok. Gregor zeki, kurnaz, içten pazarlıklı, her şeyi önceden planlayan soğukkanlı bir adam. Öldürmeye niye gerek duysun? Ayrıca öldürmesi niye gereksin? Yani Gregor'un katil çıkmasını saçma buldum. Hele intiharı daha da saçmaydı.
Kurgusal karakter Rab Kinnoul'un oynadığı filmler sayılırken Knife ledge, The Sweeney gibi film adları var. İşin ilginci bu filmler gerçekten var. Birçok yerde böyle isimler geçiyor. Yazarın kültürel-sosyal yönü zengin biri olması güzel.
Karakterler
John Rebus. Karakterimiz potansiyeli oldukça yüksek olmasına rağmen bir gelişme olmadı. Zeka, çeviklik, dövüş yeteneklerini kullanamadı.
Rebus ve Dr. Patience.
Rebus bu romanda yine yeni bir kadınla beraber! Her romanda yeni bir kadın geliyor ve bu beni bıktırdı. Anlamıyorum neden???
Sadık bir eşi olsun, mutlu olsunlar, bitsin işte. Niye her romanda Rebus'un hafızası sıfırlanmış gibi yeni bir kadın ile ilişkiye başlıyor? Hem Gill'e ne oldu? Kendisi ?1.kitapta gördüğümüz Rebus'u seven ve anlayan çok tatlı bir karakterdi. Hiç bir açıklama olmadan romandan çıkarılıverdi? Hala açıklama bekliyorum, ayrılık sebepleri neydi? ( 3 kitap oldu, artık vazgeçmeliyim. )
Karakter gelişimi olarak sevgilisine olan sadakati arttmış. Dr. Patience'i , Gill ile karşılaşsa bile aldatmıyor. Umarım sadık bir sevgili ve koca olur. Gerçi sonlara doğru bir hemşire ile flörtleşiyor ama... Pek umudum yok bu konuda.
Dr. Patience'i pek sevmedim. Rebus ile olmamışlar. Yani Gill varken bu kadın uymamış. Zaten aşık da değiller, daha çok birbirlerini kullandıkları bir ilişki içindeler.
Ayrıca Rebus ve Brian Holmes arasındaki baba- oğul ve usta - çırak ilişkisine bayılıyorum. Şakalaşmaları, atışmaları ve birbirlerine gösterdikleri samimiyet çok hoşuma gitti.
Gregor Jack
Karımdan haber alamıyorum derken, cesedi teşhis ederken, karısının ölümünden dolayı kahrolmuş gibi davranırken, kafayı tırlatmış aciz biri gibi rol yaparken... Adam psikopat. Her şeyi rol. Rebus onu golf mazeretini yalan olduğunu söyleyip köşeye sıkıştırınca bile maskesi düşmedi. Şimdi böyle ahım şahım zeki bir karakter gitti intihar etti, nedennn? Ayrıca katilin kimliğini belli etmeden bizimle konuşması çok iyi olurdu be. Düşünsenize " Ahh, çok üzgünüm dedektif. Onu son zamanlarda görmedim." Dedektif buna inanmıştı. Aptal adam. Karşısında katil vardı ama bulmaktan acizdi. Çünkü ben her şeyi çok iyi planlamıştım. Ardımda bir iz bırakmadım. Gerçekten çok komik!! (Kafayı sıyırmış gibi içten bir zafer kahkahası) Aradıkları adam benim ama bunu göremeyecek kadar körler... Gerçekten çok iyi olurdu.
Gregor ve Rebus'un arasındaki ilişkiyi sevmiştim. Rebus'un ona iyilik yapması, onu kurtarmaya çalışması... Aralarında olan söz savaşları, birbirlerini süzmeler falan. Gerçekten eğlendim ve keyif aldım. Ama sonunda katil çıkması bu zevki kursağımda baktı. Boşuna gitti bence ilişkileri.
Dil ve Anlatım
Kitapta çok fazla gereksiz bilgi var. Bilgi kirliliğine sebep oluyor.
Rebus'un yaptığı zekice hareketler pek yoktu. Her şey raslantısal gelişti. Yani parçaları birleştirdi ama büyük işi kurgu yaptı.
Yazarın kaliteli mizahı arttmış, sevdim
Betimlemeler yine aşırı ayrıntılı ve derin. Buna rağmen yazarın anlatımı gerçekten çok hayattan, inandırıcı ve gerçek geliyor. Kendisini orada yaşıyor veya polismiş gibi. Sevdim.
Otopsi sahneleri geçen kitaptan farklı olarak çok ayrıntılı ve mide bulandırıcı değil. Bunu da sevdim.
Bazı ara sahneler gereksiz geldi. Rebus'un günlük hayata dair kendi fikirleri bizi bu kadar da alakadar etmiyor bence. Yazılmasa da olur bu yerler. Sıkıyor çünkü.
Kurgu
Kurgu yönünden asıl olaydan çok uzaklaşılıyor. Araya sürekli ek olay ve karakter giriyor. Çok dağılmış.
Kitapta olayların birbiri içinde bölünüp durması, parçalanması ve ipucu olmadan sezgisel şekilde karakterin ilerlemesi Önceki kitaplarda olduğu gibi devam ediyor. Hala aynı. Okumayı ve anlamayı zorlaştırıyor, içgüdüler kısmı okuyucuyu güldürüyor.
Bu kitap bana Agatha Christie'nin kurgularını anımsattı. Bir ailede veya evde cinayet işlenir, biri katili bulmaya çalışır. Ama göründüğünden çok daha farklı bir aile, sırları falan var. Herkes şüpheli ve entrikalar var. Tabi Agatha Christie'nin kitapları hem kurgu hem de karakterler ve nedenler konusunda çok başarılı. Kesinlikle zekice bir kurgu ve karakterler var. Sonu da sizi tatmin ediyor.
Ama bu kitapta karakterler çok zeki değil, çok karışık bir anlatım var. Yanlış yönlendirmeden dolayı okuyucunun kafası karışıyor, Yani aslında okuyucuya doğru düzgün bilgiler verilmiyor.
Kitabın sonu olayların bir yere bağlanması gibi yönlerden belirsiz bitti. Bu yüzden hayal kırıklığına uğradım. Yazarın gittikçe daha iyi bir iş çıkaracağını düşünmüştüm. Yani tatmin edici bir final yazma konusunda.
Sonu da hiç iyi değil. En azından hapise girmeliydi. Yani bu kovalamaca tatmin edici bir şekilde sona ermeliydi.
Beğenmedim. Beklentilerim de yüksek değildi, ortalamaydı ona rağmen çok altında kaldı beklentimin.
Ufak bir Hatırlatma
Öncelikle bu kesinlikle benim düşünce ve yorumlarımdır. Başkası farklı düşünebilir ve katılmayabilir. Bu kitabı okumanızı ve katılıp katılmadığınız yerleri tartışmayı isterim. Önemli olan ortak kitap okumamız ve tartışırken eğlenmemiz. Kesin bir doğrusu yok, kimse kimseye katılmak zorunda değil. Saygı çerçevesinde yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın.