Puan vermedi·261 syf.····Okunma: 16 Ekim 2024 16:51 Çok yakınlarımızın da gelip hava attığı
“ Acı Vatan Almanya’nın” gerçek yüzünü görmek için çok kısa zamanda okudum…
Alman gazeteci Günter Wallraff, 1983 yılında sıra dışı bir iş yapmaya karar vermiş. Kılık değiştirip 2 yıl boyunca Türk işçisi “Ali Levent Sinirlioğlu” takma adıyla çalışacak, böylece misafir işçilerin çalışma şartlarını yakından görmüş olacakmış.
Siyah bir peruk ve lens takıp, Türk bir babanın Yunanistan’da büyüyen oğlu olarak Türkçesinin az olduğunu söyleyecekmiş.
Tüm hazırlıklarını tamamladıktan sonra gazeteye ilan verir: “Sağlam ve yapılı yabancı işçi iş arıyor. Ağır ve pis işlerde çalışırım. Ücret önemli değil.” İlk bulduğu işlerden biri inşaat işidir :“Bir inşaat firmasında işe başlıyorum. Bana buyrulan ilk iş, öteki işçilerden farkımı ortaya koyuyorum. Öyle ya yerimin neresi olduğunu başından bilmeliyim! Tuvaletler temizlenecekmiş! Görevim işçilerin kullandığı en az 1 haftadır tıkalı olan tuvaletleri temizlemek…
Dizlerime kadar dışkının içerisindeyim.
Şef bağırıyor: “Kovayı küreği al, temizle şurayı fazla sallanma.” İçeride inanılmaz bir koku var, işin sırf eziyet olsun diye verildiği belli. Ustabaşına gidip boruların tıkanık olduğunu, tesisatçıların girmesi gerektiğini söylüyorum.
Bana “Sen işine bak, düşünmeyi eşeklere bıraksan iyi edersin, ne de olsa onların kafaları daha büyüktür” diyor. Pekala! Elimde kova-kürek tuvalet temizlerken girip çıkanlar da oluyor.
İki Alman laflıyor: “Hep aynı, bizim bokumuzu sizlere temizletiyorlar.”Wallraff, çiftliklerde, fabrikalarda, madenlerde çalışıyor.
Bir ara çalıştığı iş yerine ziyarette bulunan Bavyera Başbakanı Strauss'la bile tanışmış, siyah peruğu ve lensiyle kendisini “Ali” olarak tanıtmıştı.
Berlin’de oynanan Almanya-Türkiye maçını izlemeye gitmiş, burada ırkçılığa maruz kalmış, saçlarına sigara atılmış, başından aşağı bira boşaltılmış.
Tribünde neonazilerin arasında kalınca canını kurtarmak için ilk kez “Ali” kimliğini reddetmek zorunda kalır.
Wallraff, Thyssen’de çalıştığı için ömür boyu taşıyacağı kronik hastalığa yakalanır.
“Çalıştığım yerde biriken metal tozdan kimse görmeden bir avuç alıyorum. Bir taş kadar ağır. Bremen Üniversitesi’ne bağlı bir enstitüye göndererek analizini istiyorum. Bir süre sonra sonuçlar geliyor. Raporda şimdiye kadar bu derece tehlikeli dozda bir maddeyle karşılaşmadıkları yazıyor.
Neler yok ki! Astat, baryum, kurşun, krom, demir, civa, kobalt, bakır, rodyum, çinko, krom, gadolin, niob, titan, vanadyum, volfram, sirkonyum…
Ve tam 25 zehirli madde daha!”Wallraff, iki yıl boyunca misafir işçilerin çalışma şartlarını yakından görür.
Küçük ve kısa süreli işlerin dışında McDonald's ve Thyssen gibi büyük işletmelerde iş bulup, ilaç geliştirme laboratuvarında üzerinde ilaç denenen insanların arasında yer alır.
Bir süre nükleer enerji santralinde çalışır ve buradaki Türk işçilerin tehlikeli dozda ışına maruz kaldığına şahit oldu.
İşin sonunda gördüklerini “En Alttakiler” bukitabında anlatır .
Kitap yayınlandıktan sonra büyük ses getirir, pek çok dile çevrilir.
Kitapta geçen şirketler Wallraff’a dava açarlar.
Bu işi neden yaptığını soranlara şöyle söyler :
"Toplumun maskesini düşürmek için kılık değiştirmek zorundaydım."…
Benim tanıdığımız Alamancıların tamamı meslek hastalığı olarak rahmetli oldu ve hepsi battı hayırsız evlatları yüzünden…