·
Okunma
·
Beğeni
·
1.878
Gösterim
Adı:
En Alttakiler
Baskı tarihi:
1985
Sayfa sayısı:
261
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783462017687
Kitabın türü:
Çeviri:
Osman Okkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milliyet Yayınları
En Alttakiler, 21 Ekim 1985 yılında yayınlanan araştırmacı gazeteci yazar Günter Wallraff'ın 1980'li yılların başlarında, Federal Almanya'daki insan hakları ihlalleri ve yabancı düşmanlığını anlatan, uluslararası bir başarı elde etmiş olan kitaptır.
Kitap, Günter Wallraff'ın, Almanya'da çalışan bir Türk işçisi (Levent Ali Sigirlioğlu, daha sonraki baskılarda Sinirlioğlu) kılığına girerek, çalıştığı çeşitli işyerlerinde karşılaştığı sömürü, yok sayılma ve kini anlatmaktadır.

Wallraff, Mart 1983 tarihinden itibaren iki yıl boyunca araştırma yaptığı kitabının önsözüne şunları yazar:

“ "Ben gerçek bir Türk değildim. fakat toplumun maskesini düşürmek için kılık değiştirmek zorundasınız. Gerçekleri ortaya çıkarmak için aldatmak ve sahte tavır takınmak zorundasınız.
Ben hala, bir yabancının, günlük aşağılamalarla, düşmanlıklarla ve kinle nasıl başettiğini bilmiyorum. Ama şimdi, neler çektiğini ve bu ülkede insanları aşağılamanın nereye kadar gittiğini biliyorum.
Bir parça Apartheid içimizde, demokrasimizde yer alıyor.
Yaşananlar benim beklediklerimi tam olarak karşıladı. Tabii olumsuz açıdan. Ben federal Almanya'da, aslında sadece 19. Yüzyıl üzerine yazılan tarih kitaplarında yer alması gereken olayları yaşadım." ”
Wallraff, Ali Sinirlioğlu olarak, tanınmış firmalarda, çok ağır işleri, çok az saat ücreti ile yapmak, Alman iş arkadaşlarından eziyet görmek, emniyet önlemleri alınmadan, sosyal haklardan mahrum olarak sigortasız ve çoğu zaman vardiyaları arka arkaya çalışmak zorunda kaldı. Alman iş arkadaşları koruma elbiseleri alırken, ona vermediler. (Örneğin kanal işlerinde ısının sıfır derecenin altında olduğunda) Nükleer enerji santrali'nde çalışan Türk işçileri tehlikeli dozda ışınlara maruz kalıyorlardı. Bu çalışanların çoğu, bu insanlık dışı çalışma koşullarına karşı gelemiyorlardı. Ya kaçak işçi idiler ya da sınır dışı edilmekten korkuyorlardı. Wallraff'ın sağlığı da bu araştırma esnasında, Ali Sinirlioğlu olarak çalışmak zorunda olduğu için, kötü etkilenmişti.

Sadece çalıştığı iş yerlerinde değil, günlük yaşamında da, akıcı Almanca konuşmasına ve örneğin bir Almanya - Türkiye futbol karşılaşmasında, Almanlar lehine tezahürat yapmasına rağmen, görünümü yabancı olduğu için, "Türkler defolun", "Almanya Almalarındır" gibi düşmanlıklara maruz kalmış, çeşitli hakaretlere uğramış, saçlarına sigara atılmış ve kafasından aşağı bira boşaltılmıştır.
Günter wallraff alman demokrat bir yazar türk işçilerinin gurbet ellerde nasıl kobay olarak kullanıldıgını ölüme gözü kapalı itildiğini anlatıyor anlatmaklada yetinmiyor türk işçisi ali kılıgına giriyor emperyalizmin beşiği kapitalizmin agababası almayanın gerçek iç yüzünü çok güzel anlatan bir kitap yazar dönem dönem ülkemizede gelerek emekçilerin mucadelesine omuz vermiş destek olmuştur..
En Alttakiler, 21 Ekim 1985 yılında yayınlanan araştırmacı gazeteci yazar Günter Wallraff'ın 1980'li yılların başlarında, Federal Almanya'daki insan hakları ihlalleri ve yabancı düşmanlığını anlatan, uluslararası bir başarı elde etmiş olan kitaptır.
Kitap, Günter Wallraff'ın, Almanya'da çalışan bir Türk işçisi (Levent Ali Sigirlioğlu, daha sonraki baskılarda Sinirlioğlu) kılığına girerek, çalıştığı çeşitli işyerlerinde karşılaştığı sömürü, yok sayılma ve kini anlatmaktadır.

Wallraff, Mart 1983 tarihinden itibaren iki yıl boyunca araştırma yaptığı kitabının önsözüne şunları yazar:

“ "Ben gerçek bir Türk değildim. fakat toplumun maskesini düşürmek için kılık değiştirmek zorundasınız. Gerçekleri ortaya çıkarmak için aldatmak ve sahte tavır takınmak zorundasınız.
Ben hala, bir yabancının, günlük aşağılamalarla, düşmanlıklarla ve kinle nasıl başettiğini bilmiyorum. Ama şimdi, neler çektiğini ve bu ülkede insanları aşağılamanın nereye kadar gittiğini biliyorum.
Bir parça Apartheid içimizde, demokrasimizde yer alıyor.
Yaşananlar benim beklediklerimi tam olarak karşıladı. Tabii olumsuz açıdan. Ben federal Almanya'da, aslında sadece 19. Yüzyıl üzerine yazılan tarih kitaplarında yer alması gereken olayları yaşadım." ”
Wallraff, Ali Sinirlioğlu olarak, tanınmış firmalarda, çok ağır işleri, çok az saat ücreti ile yapmak, Alman iş arkadaşlarından eziyet görmek, emniyet önlemleri alınmadan, sosyal haklardan mahrum olarak sigortasız ve çoğu zaman vardiyaları arka arkaya çalışmak zorunda kaldı. Alman iş arkadaşları koruma elbiseleri alırken, ona vermediler. (Örneğin kanal işlerinde ısının sıfır derecenin altında olduğunda) Nükleer enerji santrali'nde çalışan Türk işçileri tehlikeli dozda ışınlara maruz kalıyorlardı. Bu çalışanların çoğu, bu insanlık dışı çalışma koşullarına karşı gelemiyorlardı. Ya kaçak işçi idiler ya da sınır dışı edilmekten korkuyorlardı. Wallraff'ın sağlığı da bu araştırma esnasında, Ali Sinirlioğlu olarak çalışmak zorunda olduğu için, kötü etkilenmişti.

Sadece çalıştığı iş yerlerinde değil, günlük yaşamında da, akıcı Almanca konuşmasına ve örneğin bir Almanya - Türkiye futbol karşılaşmasında, Almanlar lehine tezahürat yapmasına rağmen, görünümü yabancı olduğu için, "Türkler defolun", "Almanya Almalarındır" gibi düşmanlıklara maruz kalmış, çeşitli hakaretlere uğramış, saçlarına sigara atılmış ve kafasından aşağı bira boşaltılmıştır.
İlk baskısını alıp okumuştum.Birden, çok popüler olan bir kitaptı.Aslında insan hakları ihlallerini bizim gazetecilerimiz defalarca yazmışlardı.Bu kitabın çıktığında bu kadar ilgi görmesinin sebebi, yabancı bir gazetecinin, bir Almanın bunu kaleme alması ve bir kitap haline getirmesiydi.Yabancıya bu kadar değer vermemiz, biraz da kendi ezikliğimizden kaynaklanmaktaydı.Gerçi, halâ da biraz öyle miyiz ne?
1986 yılında Türk işçisi kılığına girip 2 yıl onlar gibi çalışan Alman gazetecinin yazdığı bir araştırma yazısı.
Almanyadaki yabancı işçilerin çok zor şartlarda sigortasız, vaat edilenin çok altında ücretlerle çalıştırılmasını anlatıyor. Bizzat inşaatlarda 16-20 saat çalışmasından, ilaç firmalarında kobay olarak denenmesinden, nükleer merkezlerde yüksek radyasyon altında çalıştırılmaları ve Alman devletinin bu olaylara seyirci kalmasından bahsetiyor. Kitap Almanyada 4 milyon adet satılınca bir çok değişikliklerin olduğu son bölümde bahsediliyor. Vasat bir kitap...
Bir metodoloji dersinde tanıdığım Günter Wallraff'un mükemmel eseri. Bir solukta heyecanla ve acıyla okuyacağınız tamamı gerçek bir kitap. Hikayesi ayrı, metodolojisi ayrı, yazım süreci ayrı bir ders niteliğinde. Hem Almanlar için hem de Türkler için bir uyanma/uyandırma özelliği taşıyor. Maalesef yeni basımı yapılmıyor. Elinizde varsa kıymetini bilin.
Okudukça içimi karartmaya yakın olan bir içeriğe sahipti. Nitel araştırma dersim için okuduğum kitaplardan bir tanesi yine. Alman araştırmacı-yazar Günter Wallraff, gizli ajan modelini kullanarak (gerçek kimliğini gizleyerek) ve imajını tamamıyla değiştirerek bir Türk işçi kılığına giriyor ve Almanya'nın değişik bölgelerinde, inşaatlarda, fast-food zincirlerinde, maden ocaklarında işe giriyor. Esasen üzerine söylenebilecek çok şey var. O tarz yerlerde çalışan işçilerin aldığı maaşın çok çok düşük olması ve o işin getirdiği zorluklar, (örneğin maden işçilerinin kötü hava soluması sonucu ciğerlerinin mahvolması) ve Almanların farklı bir milletten, kültürden, inançtan olanlara bakışını görüyoruz. Bunun yanında Almanların Türkler için kullandıkları o kadar çok çirkin ifadeler var ki, faşizanlığın bir diğer örneğini de bu kitapta görmüş oldum. Hepimiz insanız, hepimiz aynı dünyada yaşıyoruz, bu ayrımcılık niye? Kendini veya ait olduğu grubu üstün tutmaya çalışmak niye? Bu neyin kavgası (kafası)? Bunu kolay kolay anlayamayacağım...
''Biz her şeyi yaparız'' aslında kapitalizmin parolasıdır. Yalnız buna bir şey daha eklemek gerekiyor; Biz, kar getiren her şeyi yapmaya hazırız, biçiminde. Hitler dönemi Almanyası dışında şimdiye kadar başka hiçbir yerde ve hiçbir zaman insanlardan sabun yapılmadıysa... bunun nedeni bazı kaygılar değil, insan cesedinden sabun yapmanın o kadar karlı olmamasındandır.
Almanya'da yaşayan yabancılar, günlük yaşamdaki ırkçı tutuma, ayrımcılığa, horlanmaya nasıl katlanıyorlar; bunun sırrına hala ermiş değilim. Ama hiç değilse artık nelere katlanmak zorunda olduklarını biliyorum. Çünkü insanlara karşı saygısızlığın ülkemde ne kadar yaygın olduğunu yakından görebildim. Bizim demokrasi olarak adlandırdığımız bu sistemde bir ırk ayrımcılığı yaşanıyor.
Keyfi istediği zaman -adamları- işten alma gücünü buluyor kendinde. Artan işsizlik, nasıl olsa hangi koşullarda olursa olsun çalışmaya hazır insanları onun kapısını çalmaya zorluyor.
Grupların bileşimi her gün değişiyor. İşçilerin belli bir süre bir araya gelip, aralarında karşılıklı güvene dayalı bir dayanışma ortamı geliştirmeleri önlenmiş oluyor...

...İnsanların birbirlerini doğru dürüst tanıyamadığı bir toplulukta dayanışma yerine karşılıklı güvensizliğin, çekingenliğin yeşereceği açık.
İşyerinde maske, eldiven gibi şeyler bile Türk işçilerden daha değerliydi. Bu eşyalar onlardan hep esirgenirdi.
Almancası Türkçesinden biraz daha iyi ama, her ikisini de yabancı dil gibi konuşuyor. Gerçek yeri yurdu neresi, kendisi de pek bilmiyor. Sanki birileri ruhunu çalıp götürmüşler; öyle geliyormuş ona.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
En Alttakiler
Baskı tarihi:
1985
Sayfa sayısı:
261
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783462017687
Kitabın türü:
Çeviri:
Osman Okkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milliyet Yayınları
En Alttakiler, 21 Ekim 1985 yılında yayınlanan araştırmacı gazeteci yazar Günter Wallraff'ın 1980'li yılların başlarında, Federal Almanya'daki insan hakları ihlalleri ve yabancı düşmanlığını anlatan, uluslararası bir başarı elde etmiş olan kitaptır.
Kitap, Günter Wallraff'ın, Almanya'da çalışan bir Türk işçisi (Levent Ali Sigirlioğlu, daha sonraki baskılarda Sinirlioğlu) kılığına girerek, çalıştığı çeşitli işyerlerinde karşılaştığı sömürü, yok sayılma ve kini anlatmaktadır.

Wallraff, Mart 1983 tarihinden itibaren iki yıl boyunca araştırma yaptığı kitabının önsözüne şunları yazar:

“ "Ben gerçek bir Türk değildim. fakat toplumun maskesini düşürmek için kılık değiştirmek zorundasınız. Gerçekleri ortaya çıkarmak için aldatmak ve sahte tavır takınmak zorundasınız.
Ben hala, bir yabancının, günlük aşağılamalarla, düşmanlıklarla ve kinle nasıl başettiğini bilmiyorum. Ama şimdi, neler çektiğini ve bu ülkede insanları aşağılamanın nereye kadar gittiğini biliyorum.
Bir parça Apartheid içimizde, demokrasimizde yer alıyor.
Yaşananlar benim beklediklerimi tam olarak karşıladı. Tabii olumsuz açıdan. Ben federal Almanya'da, aslında sadece 19. Yüzyıl üzerine yazılan tarih kitaplarında yer alması gereken olayları yaşadım." ”
Wallraff, Ali Sinirlioğlu olarak, tanınmış firmalarda, çok ağır işleri, çok az saat ücreti ile yapmak, Alman iş arkadaşlarından eziyet görmek, emniyet önlemleri alınmadan, sosyal haklardan mahrum olarak sigortasız ve çoğu zaman vardiyaları arka arkaya çalışmak zorunda kaldı. Alman iş arkadaşları koruma elbiseleri alırken, ona vermediler. (Örneğin kanal işlerinde ısının sıfır derecenin altında olduğunda) Nükleer enerji santrali'nde çalışan Türk işçileri tehlikeli dozda ışınlara maruz kalıyorlardı. Bu çalışanların çoğu, bu insanlık dışı çalışma koşullarına karşı gelemiyorlardı. Ya kaçak işçi idiler ya da sınır dışı edilmekten korkuyorlardı. Wallraff'ın sağlığı da bu araştırma esnasında, Ali Sinirlioğlu olarak çalışmak zorunda olduğu için, kötü etkilenmişti.

Sadece çalıştığı iş yerlerinde değil, günlük yaşamında da, akıcı Almanca konuşmasına ve örneğin bir Almanya - Türkiye futbol karşılaşmasında, Almanlar lehine tezahürat yapmasına rağmen, görünümü yabancı olduğu için, "Türkler defolun", "Almanya Almalarındır" gibi düşmanlıklara maruz kalmış, çeşitli hakaretlere uğramış, saçlarına sigara atılmış ve kafasından aşağı bira boşaltılmıştır.

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Bilal Yıldız
  • İlkay Şal
  • Bahar Karadag
  • Tuna Ç
  • Murat Alkin
  • Aykan
  • Halil Demircioğlu
  • Arda Cansunar
  • Tc Kemal Cengiz
  • Murat Erim

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%61.5 (8)
9
%0
8
%7.7 (1)
7
%7.7 (1)
6
%15.4 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%7.7 (1)