Geri Bildirim
Adı:
Kürt Sorunu
Yazar:
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
600
ISBN:
9789752638846
Yayınevi:
Timaş
Kürt Sorunu… Ülkemizin kanayan yarası… Sadece son 30 yılda 40 binden fazla cana mal oldu, binlerce köy boşaltıldı, milyonlarca insan yerinden oldu. Onlarca söz söylendi, kararsız bazı adımlar atıldı, ancak yeterli irade gösterilemedi, çabalar yarım kaldı.

Kalıcı ve gerçekçi çözüm bambaşka bir perspektif gerektiriyordu çünkü. Bölgenin hemen her karışını bilen ve hayatını bu sorunun çözümüne adayan ünlü Kürt aydını Altan Tan yılların birikimini kaleme aldı.

Altan Tan düşünce ve siyaset dünyasının aşina olduğu bir isim.12 Eylül sonrasında insanlık dışı muamelelerin adeta karargâhı durumuna gelen Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde gördüğü işkence sonrasında hayatını kaybeden babası Bedii Tan'ın acısı belki de Güneydoğu ve Kürt sorununa farklı bir gözle bakmasına yol açtı.

Türkiye'deki muhafazakâr ve dindar hareketlerin Kürt Sorununa ısrarla uzaktan ve resmi görüş çizgisinden bakmaları Altan Tan'a göre sorunun kangren hale gelmesinin en önemli sebeplerinden biri.1991 seçimleri öncesinde Güneydoğu'da ciddi bir destek devşirmiş, ümit verici bir zemin yakalamış olan RP'nin MÇP ile ittifaka girmesi sebebiyle ciddi bir fırsat kaçırılmış oldu. Oysa yazara göre sorunun çözümü tam da buradan, İslami anlayıştan neşet edebilir; İslam dini içindeki ümmet anlayışı, tüm milletlerin dilsel ve kültürel haklarını koruma altına alan barışçıl yorumuyla sadece bizim ülkemizin değil, tüm bölgenin etnik problemlerini çözebilirdi; ve hâlâ da çözebilir.

Altan Tan geç kalmış bir Kürt ulusalcılığına da mesafeli duruyor. Bir yüzyıl öncesinin gözde kavramlarının bugünkü koşullara uygulanmasını gereksiz ve Kürt halkını geriye götürecek bir çaba olarak görüyor. Bununla birlikte Kürt ulusalcılığının kapsamlı bir tarihçesini vermekten de geri durmuyor.

600 sayfayı aşkın bir kaynak kitap hüviyetindeki çalışma Türkler ve Kürtler arasındaki ilk münasebetlerden Osmanlı dönemindeki özerk yapılanmaya, Kürt edebiyat ve folklorundan isyanlarına, II. Meşrutiyet'in Kürtler nezdinde ki etkilerinden İttihat ve Terakki yönetimine, Cumhuriyet dönemi olaylarına, Kürtlerin Türkiye'deki sağ ve sol düşünce içinde siyaset yapma biçimlerinden İslami bir Kürt hareketinin mecra bulma imkânına, 'federasyon mu, bağımsızlık mı, yoksa demokratik Cumhuriyet'te entegrasyon mu? ' tartışmalarına uzanan kuşatıcı bir inceleme sunuyor.
Ben daha ilkokula gider iken babamın elinde gördüğüm bu kitap daha o zamanlardan merak uyandırmıştı. Tabi büyüdük ve Altan Tan'ı sevmemeyi de öğrendik ama merakım geçmedi tabi o ayrı.


Alıntılarıyla tartışmalara sebep oldu yeri geldi engelle beni uleen diye mesajlar aldım, yeri geldi benim bu sitede ne işim var deyip hesabımı kapattım.


Kitaba gelecek olursak Tan bey bana göre çooook islami açıdan yaklaşmış soruna (Şimdi yine ne sorunu diye atlayanlar olacak ama ) açıkçası beklentilerimi karşılamadı kitap. Yani devlet ağzıyla yazılmış gibiydi ne bileyim tatmin etmedi beni. Yani bu konuda okumam devam edecek.


Kitap berbat, vasat falan diyemem ciddi bir emek var ama objektifliğin yanından dahi geçmiyor. Konu hakkında hiç olmazsa bir fikrim olsun diyorsanız okuyun derim ama öyle efsane bir kaynak değil bunu da belirteyim.


Keyifli okumalar...
Lise gençliğinde temin ettiğim kürt tarihini öğrenimini genel olarak özetleyen ve o sıralarda henüz milletvekili değilken okuduğumuz ve lise pansiyonunda elden ele en az 10 kişinin okuduğu, pek çok kişinin göz attığı ve bir o kadar yıpranan tarih ve gençlik anıları ile kokan bir kitap oldu benim için..

Kitabın ana teması öncelikle kürt tarihini bilmeyen kürt ve türk ve bilumum milel-i saireye öğretmek. Sonra da türklerin eğer kürtlerle gerçek anlamda adil ve eşit şartlarda bir kardeşlik oluşturmazlarsa her iki milletin de köle olacağını söylüyor. Aksi sağlanırsa tarihte selim ve süleyman dönemindeki birliktelik gibi bir süpergüç olaleceğini söylüyor..

Bizim kitaptan gerçek anlamda anladığımız ise kürt sorunun olmadığı bir türk sorunun olduğu, kürt sorunu diyince sanki sorunlu olanlar kürtlermiş gibi algılanıyor. halbuki talepler gayet makul ve adilane..

Benzer kitaplar

Bu bölgeyi en iyi tanıyan adamlardan biri olan Altan TAN ın agzından bu bölgede yasananları okumak gercekten mukemmeldı. Kürtlere yapılan eziyetleri bütün gercekligiyle ortaya koymus. Cumhuriyet tarihinin kara lekelerini bir kez daha gözler onune sermıs bır kıtaptır. YA TAM KARDESLIK YA HEP BIRLIKTE KOLELIK !!
Kürt sorununa birazda islami bir bakış açısıyla yaklaşılmıış. Zaten Altan Tan muhafazkar kökenli birisi olarak kendi bakış açısıyla Kürt sorununun derinlilerine inme gayreti göstermiştir. Bu konu üzerine ilk defa kitap okuyanlar için tavsiye edilesi bir kitap.
Değinilmemiş üstü örtülü bilgileri gün yüzüne çıkaran bir kitap. Empati kurabilen insanlar için güzel bir eser dik kafalı dostlarıma pek önermiyorum ama .
Altan TAN,gerçek ve çok derin birikimli bir tarihçi aynı zamanda muhafazakar ve sol görüşlü turkiyede böylesini ilk defa gördüm. Kitabı insanları hatta ortadoğu yu,cevaplanması ve sorulması gereken sorular ve tatmin edici cevaplar barındırıyor. Okuyunuz.
Yazarın kürt oluşuna kürtlüğüne ve meseleyi tesbit etmesine diyecek bir şey yok...
fakat kitap çok sığ... çok yavan... çok basit..
bugünün türkiyesin de devlet ağzı jargonu ile yazılmış...
baskısı olan daha iyi metinler mevcut
Şehirleşen Kürt aileler üç kuşak sonra, aile içinde dahi yerleştikleri şehrin dilini, Türkçe veya Arapçayı konuşmaya başlamaktadır. Bu durumun istisnaları çok azdır.
Tarihçiler, İranlılarla Bizanslılar arasındaki savaşlarda en karlı çıkanın Araplar olduğunu söylemektedirler. Bir kısmı Hıristiyan, bir bölümü ise putperest olan Yukarı Mezopotamya Arapları duruma göre bazen İranlıları, bazen de Bizanslıları desteklemekte, sürekli olarak güçlüden yana bir tavır sergilemekteydiler.
Türkiye' deki yaygın kanaat Kürtlerin 'karakaşlı, kara gözlü' ve esmer oldukları noktasındadır. Ancak özellikle Bohtan (Şırnak-Cizre), Tor (Midyat-Nusaybin-Hasankeyf), Hakkari ve Zaho bölgelerinde Kürtlerin büyük bir kısmı sarışın, mavi ve yeşil gözlüdür. Kürt tarihçileri bu durumu Kürtlerin Balhk sahillerinden göç eden Ari Medlerin torunları olmalarına bağlamakta ve sarışın-renkli gözlülüğün bundan kaynaklandığını öne sürmektedirler.
Kürtler, Müslümanlığı Türklerden 200
yıl önce kabul ettiler. Türkiye'nin en eski camii, 639 yılında tarihi Mar-Toma Kilisesi'nden çevrilen Diyarbakır Ulu Cami'dir. Bugün çok az sayıda Yezidi'nin dışında, Kürtlerin yaklaşık %98-% 99'u Müslümandır.
Folklorumuz, yani halk edebiyatı, dünya ölçüsünde ön sıralarda yer alır. Yakın Doğu'da hiçbir ulusun folkloru Kürt folklorunun düzeyine erişemez.
"Kürtlerin ana dilleri Hint-Avrupa dil ailesinin İran kolunun kuzeybatı alt grubuna mensuptur. Kürtçeye en yakın dil Farsçadır. Kürtçe ile Farsça arasındaki yakın ilişki Almanca ile Danimarkaca arasındaki ilişki gibidir."
Kürtler, Hazreti Ömer zamanında, 636 tarihinden itibaren Müslüman olmaya başladılar. Türkler, Kürtlerden yaklaşık iki
yüzyıl sonra İslamiyeti kabul ettiler. Türkler ilk olarak Abbasi Halifelerinin ordularında 9.yüzyıldan itibaren görev almaya,
sonraları ise daha kalabalık kitleler halinde Kerkük-Bağdat hattı­na yerleşmeye başladılar. İlk Kürt-Türk ilişkileri de bu dönemde başladı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kürt Sorunu
Yazar:
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
600
ISBN:
9789752638846
Yayınevi:
Timaş
Kürt Sorunu… Ülkemizin kanayan yarası… Sadece son 30 yılda 40 binden fazla cana mal oldu, binlerce köy boşaltıldı, milyonlarca insan yerinden oldu. Onlarca söz söylendi, kararsız bazı adımlar atıldı, ancak yeterli irade gösterilemedi, çabalar yarım kaldı.

Kalıcı ve gerçekçi çözüm bambaşka bir perspektif gerektiriyordu çünkü. Bölgenin hemen her karışını bilen ve hayatını bu sorunun çözümüne adayan ünlü Kürt aydını Altan Tan yılların birikimini kaleme aldı.

Altan Tan düşünce ve siyaset dünyasının aşina olduğu bir isim.12 Eylül sonrasında insanlık dışı muamelelerin adeta karargâhı durumuna gelen Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde gördüğü işkence sonrasında hayatını kaybeden babası Bedii Tan'ın acısı belki de Güneydoğu ve Kürt sorununa farklı bir gözle bakmasına yol açtı.

Türkiye'deki muhafazakâr ve dindar hareketlerin Kürt Sorununa ısrarla uzaktan ve resmi görüş çizgisinden bakmaları Altan Tan'a göre sorunun kangren hale gelmesinin en önemli sebeplerinden biri.1991 seçimleri öncesinde Güneydoğu'da ciddi bir destek devşirmiş, ümit verici bir zemin yakalamış olan RP'nin MÇP ile ittifaka girmesi sebebiyle ciddi bir fırsat kaçırılmış oldu. Oysa yazara göre sorunun çözümü tam da buradan, İslami anlayıştan neşet edebilir; İslam dini içindeki ümmet anlayışı, tüm milletlerin dilsel ve kültürel haklarını koruma altına alan barışçıl yorumuyla sadece bizim ülkemizin değil, tüm bölgenin etnik problemlerini çözebilirdi; ve hâlâ da çözebilir.

Altan Tan geç kalmış bir Kürt ulusalcılığına da mesafeli duruyor. Bir yüzyıl öncesinin gözde kavramlarının bugünkü koşullara uygulanmasını gereksiz ve Kürt halkını geriye götürecek bir çaba olarak görüyor. Bununla birlikte Kürt ulusalcılığının kapsamlı bir tarihçesini vermekten de geri durmuyor.

600 sayfayı aşkın bir kaynak kitap hüviyetindeki çalışma Türkler ve Kürtler arasındaki ilk münasebetlerden Osmanlı dönemindeki özerk yapılanmaya, Kürt edebiyat ve folklorundan isyanlarına, II. Meşrutiyet'in Kürtler nezdinde ki etkilerinden İttihat ve Terakki yönetimine, Cumhuriyet dönemi olaylarına, Kürtlerin Türkiye'deki sağ ve sol düşünce içinde siyaset yapma biçimlerinden İslami bir Kürt hareketinin mecra bulma imkânına, 'federasyon mu, bağımsızlık mı, yoksa demokratik Cumhuriyet'te entegrasyon mu? ' tartışmalarına uzanan kuşatıcı bir inceleme sunuyor.

Kitabı okuyanlar 95 okur

  • byrm tsdmr
  • Abdullah Gure
  • Büşra Avci
  • Sarya
  • Serkan Uslu
  • Murat Koyutürk
  • Ahmet
  • Ahmet Tanriverdi
  • Nupel Da
  • Sîyajîn

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%31.6
25-34 Yaş
%36.8
35-44 Yaş
%21.1
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%5.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%21.3
Erkek
%78.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.1 (9)
9
%21.4 (6)
8
%25 (7)
7
%7.1 (2)
6
%3.6 (1)
5
%0
4
%0
3
%7.1 (2)
2
%0
1
%3.6 (1)