Hatıralarım

·
Okunma
·
Beğeni
·
2623
Gösterim
Adı:
Hatıralarım
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
404
Format:
Karton kapak
ISBN:
2880000108733
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aram Yayınları
Musa Anter denince aklıma üç önemli şey geliyor. Sadece duygusallığa değil akla da dayalı bir Türk - Kürt kardeşliğinin militanı, bir mizah ustası ve nihayet bir gazeteci.

Türk - Kürt kardeşliğinin militanlığını yapan Anter'in bu yanına önümüzdeki dönemlerde çok daha fazla ihtiyaç duyacağız. O, Marmara Denizi ile Van Gölünü, Uludağ ile cudi'yi eşit gören, Ahmet ile Şehmuz'u birleştiren bir, düşünce adamı.
(Arka Kapak)
365 syf.
·22 günde·Beğendi
Çok akıcı ve çok bilgi içerikli bir kitap.
Bir çok bilinmeyen, yada yanlış bilenen konuları ele alıp kaliteli bir şekilde yazıya dökmüştür. Hem tarihe, hem siyasete, hemde yaşama dokunuyor.
Her bölüm de bir renk, her renkte bir acı, ihanet, öfke, zulüm, sızı, kahır, yoldaşlık, hayınlık var. O kadar bilindik isimlere denk geliyorsunuz ki, hayret ediyorsunuz, hayret etmekle kalmıyor, gayrette ediyor okurken araştırma içi ne giriyorsunuz ki, bildiğinizi sandığınız şeyin, yada hiç bilmediğiniz şeylerin arasında kalıyorsunuz haliyle sorguluyorsunuz. Birebir yaşadığı olayları gerek bedeniyle, gerek ruhuyla yaşadığı olayları anlatırken ki üslubu bazen gülünç bazen sert ama çoğu zaman vurgulayıcı ve akılcıdır... Zamanın hükümeti ile halkın arasındaki ilişkiyi aşikar bir şekilde dile vurmuş taraflı gibi görünse de aslında insani yanıyla değerlendirmiştir bir çok şeyi bunu anlamak için insan yanınızla yaklaşmanız yetecektir. Kendimden şunu da belirtmek istiyorum, bizler dünyaya gelirken hiç bir hatırası olmayan varlıklarken, giderken bir yerlere, birilerine hatıra olarak kalmak için çok çırpınıyoruz derdim hep.. Ama anladım ki; bazıları bu çırpınışın hakkını fazlasıyla veriyor. Bizlere kattığı duygularla,hislerle, bilgilerle ve umutla.. Ape Musa'nin bu kitabın dan sonra şunu diyebilirim ki; ne çok eksiğiz, ve ne çok eksiltilmişiz, hor görülüp ötekileştirilmişiz, bilinmemiş, bildirtilmemişiz, hem herşeyken, hemde hiç bişey değilmişiz, görünürken, gösterilmemiş, hiç edilmişiz, konuşurken susturulmuş, susturulunca, çok çektirilmişiz, yaralıymışız, yanmışız, yandırılmışız, kanamışız, ama kanmamış direnmişiz... Saygı ve rahmetle anıyorum kendisini...
374 syf.
Doğum tarihi kesin olarak belli değil ama büyüklerinin dediğine göre “Berfa Sor” veya “Ermeni Katliamı “ zamanında Ziwinge’de (Eskimağara) dünyaya gelmiş. Bu da tarih olarak 1915 ile 1917 seneleri arasındadır, ailenin ilk erkek çocuğudur. kendisinden büyük ablası var. Bu arada bir kız çocuk daha dünyaya geliyor, ama hastalıktan sonra vefat ediyor. Annesi erkek çocuk doğurmak isteyince Sultan Şeyhmuz’a gidip dilekte bulunuyor. Onun için nüfusta ki adı Şeyhmus olarak geçer. Soyadı kanunu dolayısıyla da soyadı Elmas’tır. Zamanla adını ve soyadını değiştirir ve Musa Anter yapar. Babasının adı Anter annesinin adı Fesla’dır. Aile olarak soy ağacını kendisi şöyle ifade eder. "Botan aşiretinin, temikan kolunun, Mihotezé dalının Anter ailesindeniz." Beş kardeş olarak büyürler, yaş sıralamasına göre Hanse, Musa, Hasan, Wetha ve Yusuf kardeşlerdir. Yusuf 1958 senesinde askerlikte başına musallat olan zatürree hastalığı verem hastalığına dönüşünce vefat eder. Hasan 1975 senesinde kansere yenik düşer. hanse 2003 yılında vefat eder. Wetha şu an Nusaybin’de yaşamaktadır.

Evin erkek çocuğu olarak annesi tarafından yetiştirilir zira babası kendisi küçük yaştayken yatalak olarak hasta düşer. Annesi fasla hanım hem ev işlerine bakar ve hem de muhtarı olduğu ziwinge köyünün işlerine bakar. O zamanlar köye gelip gidenler çok olduğu için oğlunu türkçe öğrenmesi ve tercümanlık yapması için okula gönderir. Okulda başarılı bir öğrencidir ve sınıflarını birincilikle bitirir. İlkokulu bitirince okumaya devam için imtihana girer ama annesinin onu okula göndermeye niyeti yoktur. İmtihanı kazandığını Nusaybin’den ekmeğe sardığı gazeteyi açınca fark eder ve öğrenir. Gazetede adını görünce çok sevinir. Bu arada Gerçüş’te de bir dönem okur. Mardin’de yatılı olarak ortaokulu bitirir ve lise için tekrar imtihana girer onu da kazanarak Adana’ya yatılı olarak liseye başlar. orada ilk defa kooperatif kurar. Okulun başarılı öğrencisidir. Adana’da okurken Seyit Rıza olayı yaşanır ve öğrencilerden biri Bese’ye küfür eder( Besé, Dersim isyanının lideri Seyit Rıza’nın eşidir). Bu küfre tahammül etmeyen kendisi de Zübeyde’ye aynı şekilde küfür eder. Şikâyet üzerine ilk defa gözaltına alınır. Gözaltındayken Mustafa Kemal, Adana’ya gelir ve kendisine bu durum aktarılır o da onun affedilmesini söyler.

Liseyi bitirdikten sonra Istanbul’a üniversiteye okumaya gelir. Edebiyat Fakültesine kaydını yaptırır ve ilk sene orada okur. Sonradan Faik Bucak ve diğerleri ile tanışır, onlar hukuk fakültesinde okumaktadır ve arkadaşlarının isteği üzerine hukuka başlar. Üç sene sınıfını birincilikle bitirir son sene birinciliği haksız olarak elinden alındığı için okulu bitirmeden ayrılır. arkadaşlarıyla birlikte Kürt özgürlük mücadelesi için kırmızı, yeşil, sarı ve beyaz kumaşları bir araya getirerek ve tabancaya sararak ellerini üzerine koyarak ant içerler. Dicle- Fırat talebe yurdunun müdürlüğünü yapar. Bu arada Medrese mezunu kişilerle tanışır. İleride kayınpederi olacak Abdurrahim Zapsu ile tanışır. Bu kitabında bu ilişkileri ayrıntılarıyla anlatıyor, 1944 yılında Zapsu’nun küçük kızı Ayşe hale ile evlenir. Hale Hanım Alman lisesi ikinci sınıfından ayrılarak evlenir. 18.08.1945 de oğlu Anter, 18.10.1948 de kızı Rahşan (Reşe) ve 30.03.1950 de oğlu Dicle dünyaya gelir.

Şark postası ve dicle kaynağında yazılar yazmaya başlar. Cok partili sisteme geçilmiş ve umutlar tazelenmişti. ama zamanla bunun da yalnız umut olduğunu fark etmişlerdi. 1956 yılında Gelibolu’da yedek subay olarak askerliğini yapar, 1958 de hem kayınpederini ve hem de küçük kardeşini kaybeder. Sonra da Diyarbakır’a gider, orada turistik otelin müdürlüğü yanında bir ilaç firmasının temsilciliğini yapar, Canip Yıldırım ve Yusuf Azizoğlu ile birlikte çalışmalar gerçekleştirir. ‘İleri Yurt’ gazetesini çıkarırlar, gazetede seneler sonra Kürtçe olarak yazdığı Qımıl şiiriyle türkiye gündemine damga vurur, 1959 senesinde Diyarbakır’da yakalanarak İstanbul’a getirilir. Harbiye cezaevinde ki hücreye konulur, böylece tarihte 49 lar olarak geçen dava başlamış olur. 50 kişilik guruptan Emin Batu vefat edince 49 kişi kalırlar ve dava bu adı almış olur. İdamla yargılandılar, ama 27 Mayıs askeri darbesiyle affa uğrarlar. Cezaevinde, ‘Birina Reş’ tiyatro eserini ve Kürtçe-Türkçe, Türkçe-Kürtçe sözlüğünü yazar. Cezaevinden çıktıktan sonra ‘Deng’ dergisini Medet Serhat ve Ergün Koyuncu ile beraber çıkarırlar ‘Deng’ de kısa bir süre sonra kapatılır. Barış dünyası ve yönde yazmaya başlar, 1963 Haziranın da tekrar cezaevine girer ve 23'ler davası başlar, Mamak, Sultan Ahmet ve Balmumcu cezaevlerinde yatar. Cezaevi çıkışında Türkiye İşçi Partisinde görev yapar. 1965 seçimlerinde Mardin’den aday olur ama son anda aday değişikliği yüzünden bağımsız olarak seçimlere girer.

1967 yılında ilk hükmü gerçekleşti ve Çanakkale’ye bir yıllık sürgüne gönderilir. Burada '38 nolu Hücre' kitabının çalışmaları otel odasında kaybolur. Çanakkale sonrası Suadiye’de ki evinde yaşamaya devam eder.  Ddko’nun kurucuları arasında yer alır. 12 Mart 1971 de tekrar cezaevine girer ve Seyrantepe askeri cezaevinde 3 yıl kalır. Cezaevinden çıktıktan sonra alAkarsu’ya yerleşir, 12 Eylül 1980’de Nusaybin cezaevine girer. Kısa bir süre sonra çıkartılır. Yazım hayatına tekrardan 1985 senesinde başlar Vaka-i Name'yi yazar, 1988 senesinde Dragos’ta ki evine yerleşir. Tewlo, Azadiye Welat, Rewşen ve Gündem dergi ve gazetelerinde Kürtçe, Türkçe makaleler yazar, 1988 de kurulan Halkın Emek Partisinde yer alır. 90’lı yılların başlarında kurulan MKM ve Kürt Enstitüsünün kurucularından biri olur.

20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır’ın Seyrantepe mahallesinde devlet içindeki derin güçler tarafından katledildi.
365 syf.
·4 günde·10/10
Böyle bir kitap nasıl adlandırılır ki bilemiyorum. Güzel mi? Değil bence. Acı çok acı ve acılarla dolu. Kitabı okurken üzüldüm, kızdım, öfkelendim ve kimi yerde de güldüm. Bu kitabı okurken bazı bölümler için dileyeceğiniz tek şey yazılanların hayal ürünü olması. Keşke öyle olsa. Musa Anter “Apê Musa” olarak tanınıyor. Onun da dediği gibi bu hatıralar kendisinden ziyade bir halkın hatıralarıdır. Acı ve zorluklarla dolu hatıralar. Kitabın içinde 1920’lerden 1990’lara kadar Musa Anter’in hayatından kesitler var. Kitap ayrı olarak yazılmış iki ciltten oluşuyor. Üzerinde çokça konuşulması, yazılar hatta kitaplar yazılması gereken bir kitap.
365 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yolculuk yaparken hiç kitap okumayan ben.okumaya çalıştığım an ilk sayfada başım ağrırdı ve uyurdum.ama bu kitabı okurken 23 saatlik yolun nasıl geçtiğini bilemedim. Uykum hiç gelmedi. Belki de özlemimi düşüncelerimi tam ifade ettiği içindir..
365 syf.
·28 günde·Beğendi·10/10
Ve evet binlerce senedir kara bulutlar çökmüştü Mezopotamya'nın üzerine. Hep bir ezilme hep bir zulüm ve hep acılar. Ama artık meşaleyi yakma vaktidir. Kawa olmalı bir yanımız zulüme karşı bir yanımız El Cezeri olmalı üretken ve rahmetli toprağımız gibi. Bir yanımız Cegerxwin Feqiye Teyran da olmalı. Acı da olsa hatıralar sanatımız güneşimiz olmalı...
365 syf.
·Beğendi·10/10
Bazen peygamberlerin sözleri hoșuma gider. Örneğin :Hz. isa. Luka incil'inde derki ;Zenginlerin ak yüzle Allahın huzuruna çıkmaları, devenin iğne deliğinden geçmesinden daha zordur.
404 syf.
·Beğendi·10/10
Meşhur Kürt şairi ve büyüğü Ehmede Xanî, Nûbehara Biçûkan adlı Kürtçe-Arapça manzum sözlüğünün ön sözünde der ki: “Ne ji bo sahip rewacan, Belkî ji bo bîçûken Kurmancan.” (Ben bu kitabı, şöhret ve bilginler için değil, Kürt çocukları için yazdım.)

Musa Anter de böyle söylüyor.
Samimi, sıcak bir şekilde anılarını anlatıyor.

Zamanında Kürtçe diline olan baskıları yüreği buruk olarak yazıyor:
“Çünkü şarkı Kürtçeydi; dışarıda, yani şehir içinde Kürtçe konuşmak yasaktı. Hatta konuşanlardan, eğer tespit edilmişse, kelime başı 1 lira ceza alırlardı. Bu yüzdendir, Mardin bir dilsizler kampına dönmüştü.” Sy.34

Kitapta birçok bilgi mevcut. Okumanızı tavsiye ediyorum, iyi okumalar.
365 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Musa Anter denince benim aklıma üç önemli niteliği, boyutu geliyor: Sadece duygusallığı değil akla dayalı bir Türk-Kürt kardeşliğinin militanı, bir mizah ustası ve nihayet bir gazeteci..

Türk-Kürt kardeşliğinin militanlığını yapan Anter'in bu yanına önümüzdeki dönemlerde çok daha fazla ihtiyaç duyacağız. O, Marmara Denizi ile Van Gölünü, Uludağ ile Cudi'yi eşit gören, Ahmet ile Şehmuz'u birleştiren bir düşünce adamı.

Ortadoğu'nun bu hem güllü hem de silahlı dünyasından bıyık altından gülümsetecek öyküler yaratırdı sohbetlerinde yazılarında. Kürtler kadar acı ve cefa çekmiş bir halkın da gülmeye, eğlenmeye hakkı olduğunu savunurdu hep ve onun mizahı öyle şimdiki gibi şaklaban ve kakarakikiri cinsinden değildi.... OKUYUN TABİİ...
365 syf.
·76 günde·Beğendi·10/10
Sanırım insanlık bazı kitapları okurken olayların gerçek olmasına çok üzülüyor Apê Musa nin hatıraları aslında bir halkın hatiralaridir okurken sizden bahsedebilir elbet, bu olaylardan en az 1 tanesi ya sizin başınızdan geçmiştir ya da yakınlarınızın basindan. Gerçek yazılmış ama kimse takmamış kafasına
365 syf.
·Beğendi·10/10
Asla tadını unutamayacağım değerler barındıran bir Kitap ..................................................................................................................................................................
404 syf.
·Puan vermedi
"Musa Anter çocukluğundan 1990 yılına değin, gördüklerini, duyduklarını, başından ve başkalarının başından geçenleri anlatıyor. Güzel bir Türkçeyle ve rahatlıkla veriyor vereceğini; üslûp, tam bir anı üslûbu. "

"Çok şey öğrendim Musa Anter'in kitabından. Eser, Kürt tarih ve kültürü üstüne nice değerli bilgiler verirken, aynı zamanda çağdaş Türkiye üstüne de aydınlıklar serpiyor. Hatırlatmaya gerek Yok; Çağdaş Türkiye halk ve aydınlar olarak, Kürtler için dayanılmaz acılarla doludur. Bu acıları, Musa Anter'in kitabından yüreğim burkularak izledim."

"Özetle, Musa ANTER'in hatırların adlı kitabı mutlaka okunmalı ve okuyuculara onu hararetle tavsiye ediyorum."
Servet Tanilli.
"Abê em dibêjin huriyet, ewan me dikin zindan. Lê xem meke, tişt nabe."
(Biz hürriyet istiyoruz, onlar bizi zindana tıkıyor ama üzülme bir şey olmaz.)
''Lo metirsin , roja me wê hilê''(Korkmayın, günümüz doğuyor) diye bağırırdım.
.....
Yaşar sesimi duyunca, hücre kapısının arkasına gelir, bana teselli verir, "Metirsê Abê em neviyê Exmedê Xanî ne" (Korkma Ağabey Ehmedê Xani'nin torunlarıyız) derdi.
Kürtlerde iki türlü holî vardır .Gerçi sonradan İngilizler Hindistan 'dan alarak Avrupa'ya götürüp okey diye dejenere ettiyseler de bu oyun bizimdir .
Tabi okey aristokrat oyunu ,doğal olarakta saf kan İngiliz atlarının sırtında oynanır !!!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hatıralarım
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
404
Format:
Karton kapak
ISBN:
2880000108733
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aram Yayınları
Musa Anter denince aklıma üç önemli şey geliyor. Sadece duygusallığa değil akla da dayalı bir Türk - Kürt kardeşliğinin militanı, bir mizah ustası ve nihayet bir gazeteci.

Türk - Kürt kardeşliğinin militanlığını yapan Anter'in bu yanına önümüzdeki dönemlerde çok daha fazla ihtiyaç duyacağız. O, Marmara Denizi ile Van Gölünü, Uludağ ile cudi'yi eşit gören, Ahmet ile Şehmuz'u birleştiren bir, düşünce adamı.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 260 okur

  • Serhan yıldırım
  • Kutsi
  • İkarpot
  • Muhammet emin çetingül
  • Zozân
  • E. can
  • Cehennem Yürekli Bir Yiğit
  • Pınar Eviz
  • Hêlîn Taş
  • Mehmet can sönmez

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%16.7
25-34 Yaş
%54.2
35-44 Yaş
%29.2
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%34.5
Erkek
%65.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (48)
9
%15.3 (11)
8
%9.7 (7)
7
%5.6 (4)
6
%1.4 (1)
5
%1.4 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0