İbrahim Tenekeci bana uzaklardan seslenen abim…
Ne zaman elime bir şiir kitabı alsam, çocukluğuma gider gelirim. İçinde çocukluğuma dair bir sayfa, bir satır, bir kelime ararım… Şu devrin yaşantısıyla kıyaslaya bildiğim en güzel dönemdir çocukluğum ya da çocukluğumdaki o saf düşünce. Uzun hikaye… İbrahim abi benim çocukluğumun elinden tutar, şiirler boyu gezdirir. “Bak oğlum burada senin çocukluğunun baş ağrısı yatıyor, şu köşede yetişkinliğinin yetişemedikleri duruyor, şu sayfada anlatamadıkların, şu sayfada gökyüzü ile dertleşmelerin, şu dizede kalbinin ağrısı yazıyor. Ne kadar uzağa gitsende kendinden öteye gidemezsin oğlum. Aklını başına devşir şiirden uzak durma!” diyor… Gittikçe uzar anlatmak istedikleri… Ben gezerim satırlar boyunca bulmak istediklerimi… Satırlar karşımda bazen harp düzeni alır, bazen anne şefkatiyle kucaklar. Yıkılır dururum bir kaç dizede, alır o dizeyi gezerim saatler boyunca… ( uzatmayacağım incelemeyi)
Kısacık kitap. ( klişe bir cümle oldu değil mi ?) hayır öyle demek istemedim. Hemen okudum. Ama aklımdakilerle günlerce gezerim…
İbrahim abi yazdıysa okunur…