Gönderi

Puan vermedi·80 syf.··
2024 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2024 01:13
"Utanç üzerine." Sanırım bu kitabı günümüzdeki insanlar olarak, çirkin gündemimizden mütevellit daha spesifik söylersek kendi ülkemizdeki insanlar olarak, kendimize böyle yormalıyız, bu yazılanları böyle dillendirmeliyiz. Veya sadece ben öyle anlamlandırdım bilemiyorum. Okurken kendimden sayısız kere utanç duyduğum bir yolculuk oldu ne yalan söyleyeyim; başımı kaldırdım bazen, birkaç dakika habersizce uçan kuşları izledim, yeniden eğdim kafamı ve ben bir 'insanım' dedim. Ve bunu tekrar tekrar söyledim okurken. Aynı o kuşlar gibi kendimizi habersizce uçarken bulduğumuz bu içi boş günlerde, çoğu zaman sadece bu seviyede bile kalmayı dilediğimi fark ettim. Tabii onların bağlamında bu kanat çırpışların bizimkilerden daha çok anlamı olsa da insanların deyimiyle sadece boş boş oturmak ve düşünmek bile bugünün dünyasında yaşanan onca kötülükten daha anlamlı ve faydalı olurdu şüphesiz; çünkü bu tarz bir düşünceyi boş yere hayatını harcamak gibi görmeyen, benim de örnek aldığım düşünürler ve şairler de vardı bu hayatta. Aynı zamanında William Wordsworth'un arkadaşının ona "Neden William, o eski gri taşın üstünde, Gün boyu böylece, Neden William, tek başına oturursun, Ve düşlerle harcarsın vaktini?" demesi üzerine şu sözleri sarf etmesi gibi. "O halde sorma neden, burada tek başıma, Konuştuğum kadarıyla, Oturmuşum bu eski gri taşın üstüne, Ve düşler içinde geçiriyorum zamanımı." İşte böyle zararsız ve doğaya kendisini teslim etmiş insanları da kendime hep rol model alıyorum. Ne kadar başarabiliyorum kısmına gelirsek, bu materyalist ve ruhunu kaybetmiş dünyada elimden geleni yapıyorum diyebilirim sadece. Ne kadar Seneca bu tarz bir yaşam şekline dahi çok sıcak bakmıyor olsa da ben kendimi yine çabalayanlar arasında gördüğüm için mutluyum. En azından günümüzde 'Erdem' denen, anlamından bihaber olunan, ağırlığı altında ezilip üzerinde düşünülmesi gereken o kavramın farkındayım diyebiliyorum. Seneca 3 yılında doğan biri olarak ve hayatını Stoacılık felsefesine adayan gerçek bir insan olarak bu kavramı o kadar çok tekrarlıyor ve onu hayatında amaç edinmemiş insanlara öyle büyük sitemler ediyor ki yukarıda söylediğim utanç kelimesini hissetmemek çok abes olurdu eminim. Ama bir yandan da yukarıda bahsettiğim gibi bazen düşünmenin hazzına, seyretmenin, akışa ve rüzgara kapılmanın keyfine kendimi bırakmanın doğru olduğunu düşünen biri olarak Seneca'nın fazla uç bir noktadan bana baktığını söylemem gerekiyor. Ne kadar düşüncelerine katılsam da bu kadar mükemmeliyetçi bir hayatı yaşayamayacağımı hatırlattı her sayfada bana. Tabii bu noktada kendisinin bile o seviyede yaşayamadığını da kabul etse de yine de ben, kendi harmanlanmış, özellikle çizilmiş hayat yolumu çizmeye kararlıyım. Çünkü ne olursa olsun, kim olursak olalım hepimizin nihai gayesi aynı şey olmalı; İnsan olmak. Çok sevdiğim bir öğretmenimin hayatına motto olmuş bir sözü vardı. O bize bunu gülerek de söylese iletilen mesajın ağırlığını her zaman içimden hissederdim. "İnsan olun biraz." Sahi ya, her şey zaten bu olamamaktan dolayı doğmuyor mu? Tüm kötülükler, tüm irinli, pislik dolu düşünceler, şeytani eylemler... Seneca ve hayatını iyi ve en yüce varlık olarak yaşamaya adamış tüm filozoflarımızın da derdi hep buydu zaten. Farklı tanımlar da yapsalar, farklı bir sürü şeye de inansalar hepsinin derdi nasıl insan olunur sorusuna cevap bulmaktı. Bu yüzden Seneca kardeşine ve arkadaşına mektup niteliğinde yazdığı bu metinlerde benim gayet hiddetli bulduğum bir tonla bas bas 'Erdem' diye bağırıyordu. Bağırıyordu diyorum çünkü bağırılmalı. Özellikle bu iğrenç çağda yaşayan bizler için yapabileceklerimizin en başında gelen şeylerden biri de bu kelimeyi bağırmak olmalı. Bağırmak derken yanlış anlamayın. Kimseye zorla erdemli ve ahlaklı ve etiğe uygun yaşamayı öğretemeyiz. Bağırmak diyorum çünkü bir kelimeden çok fazlası olan bu kavramın önemini ancak bu şekilde vurgulayabilirim. Bu yüzden hep erdem diyeceğim. Aynı Seneca ve bize örnek olan tüm düşünürler gibi. Bu adamlar deli değildi, tek dertleri hayatlarını erdemli, onurlu ve bir insana yaraşır şekilde yaşamaktı. Yani hepimizin varması gereken noktaya varmaktı. Bizim de bu saatten sonra yapacağımız tek şey buna odaklanmak olmalı; insan. Çünkü hayatımızda bundan önemli bir kavram yok. Bu kitabı okuduğum bu zamanlar ruhumu incitiyor, dilerim ki bu kitabı bir gün yeniden elime aldığımda ben de kendim için utanç değil mutluluk duyarım.
Felsefe-Düşünce
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,5bin okunma
·
55 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.