Gönderi

Modern dünyaya fırlatılmışlık
10/10
·888 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
Bir dönüşüm hikayesi. Günümüz dünyasına doğmuş bir insan, izole bir halde yetiştiği taktirde, antik dönemlerde dünyaya gelmiş bir kimse ile hiçbir fark oluşturmayacaktır. Fark yaratan, yazılı ve sözlü olarak aktarılmış yaşam formlarıdır, kültür genetiğidir. İnsan, kurulum sürecinde — bilhassa çocukluk ve ergenlik — adeta tüm insanlık serüveninin fikir akımlarını, yaşam deneyimlerini ve olanaklarını kültür aracılığıyla idrak eder ve pozisyonu buna göre şekillenir. Bir dönüşüm hikayesi. Bildungsroman deniyor buna. Hikayenin kahramanı gençtir, hamdır, bilgisizdir, deneyimsizdir. Bir serüvene atılır ve zaman içinde gelişir, büyür, olgunlaşır. Hayatın sillesini yer, aşık olur, gözleri açılır, uykudan uyanır, aydınlanır. Olacağı şeye dönüşürken, biz izleyiciler inşa sürecine şahit oluruz. Mann’ın kendi hayatı da bir çeşit inşa sürecidir. Burjuva bir ailede başlayan ham bir yaşamdan, Almanya’nın en büyük yazarı olmaya dönüşen bir yaşam. Cumhuriyet karşıtı bir monarşistten, Weimar Cumhuriyeti’ne destek veren bir yazar olmaya evrilen bir yaşam. Bir dönüşüm hikayesi fakat 20.yüzyılda, modern dünyanın içine fırlatılmış bir kimsenin dönüşüm hikayesi. Bu aslında sıradan bir kimsedir. Onu farklı kılan şey maruz kaldıklarıdır. Bahsettiğimiz kişi Hans Castorp’tur. Fakat bu aynı zamanda yazarımız Thomas Mann’dır. Ve izin verirseniz bu, günümüz dünyasına fırlatılmış, kesin bir taraf olamayıp olayları gözlemleyerek mevzuların özünü idrak etmeye gayret eden biz şaşkınların, bağımsız kimselerin hikayesidir. Bir okuyucu, istisnaları elimine ettiğimizde, daima özgür ruhlu olacağı için biz okurları başkahramanımız ile eşleştirebiliriz. Buraya fırlatıldık ve maruz kaldığımız tonla düşünce akımı var. Aydınlanmacılar, modernistler, post-modernistler, liberaller, mistikler, cumhuriyetçiler, demokratlar, kapitalistler, sosyalistler, akılcılar, sezgiciler, dogmatistler… Tam 100 sene önce yazılmış bu roman, korkunç derecede bizi ilgilendiriyor ve güncelliğini koruyor. Bunlar tam olarak bizim sorunlarımızdırlar. Bizi dünya savaşına götüren şeyler neydi? Bir eylem, bir düşünce tarzının sonucudur. Haliyle, 200 senelik aydınlanma sürecinin bizi kaçınılmaz olarak dünya savaşlarına ve hatta Nazi realitesine götürdü diyen filozoflar haklıdırlar. Arttırıyorum. 20.yüzyıl savaşları, Grek temelli batı medeniyetinin kaçınılmaz bir sonucudur diyen Heidegger haklıdır. Weil, Arendt ve Ursula Le Guin haklıdır. Madalyonun öteki tarafı mevcuttur. İşte bu düşünce ortamını, bu paradigmayı, modern dünyanın oluşum süreçlerini ve yapılarını anlatmaya çalışır bize Büyülü Dağ. Devamı için: medium.com/t%C3%BCrkiye/mo...
Büyülü DağThomas Mann · Can Yayınları · 20191,523 okunma
·
172 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.