Hıristiyanlığı yeni insanlık fikirlerine uyacak şekilde yeniden tasarlamak istiyorsanız seçebileceğiniz bir yaklaşım, İsa’nın mevcut hikâyesini alıp doğaüstü her şeyden arındırmak ve geriye yalnızca uzun zaman önce yaşamış büyük bir ahlak öğretmeni hakkında ilham verici bir hikâye bırakmaktı. Bunun emsalleri zaten vardı; en dikkate değer operasyon Amerika’nın kurucu babası Thomas Jefferson tarafından gerçekleştirilmişti. 1819’da Yeni Ahit’in kopyalarını resmen kesip biçerek seçtiği pasajları, İsa’nın yaşamını, bir bakireden doğması, mucizeler ve Diriliş gibi unsurlardan arındırarak anlatan bir formda yeniden birleştirdi. Geri kalan metin, İsa’nın ahlaki öğretilerine, özellikle de Dağdaki Vaaz’a daha fazla vurgu yapılmasına olanak sunuyordu. Jefferson bu yeni metne The Life and Morals of Jesus of Nazareth, Extracted textually from the Gospels in Greek, Latin, French, & English [İsa’nın Yunanca, Latince, Fransızca ve İngilizce İncillerden Alıntılanan Hayatı ve Ahlakı] adını verdi. Yayımlandığında Jefferson İncili olarak tanınmaya başladı. Bir mektubunda söylediği gibi niyeti, “amfibolizmler” dediği şeyleri, yani şüphelendiği hikâyeler de dahil, çeşitli kişiler tarafından eklenmiş veya genellikle hurafe olan tüm belirsiz unsurları ortadan kaldırarak “insanlığa şimdiye kadar sunulan en yüce ve hayırsever ahlak kurallarını” bırakmaktı. Bir bakıma Valla ya da Erasmus geleneğinde çalışıyor, metinleri sorguluyor ve daha saf, daha faydalı olana geri dönmeye çalışıyordu. Ancak tabii ki Jefferson, bu geleneği biraz daha ileri götürdü.