İçindeki anızihin, kendini Jessica'ya açtı... Jessica geniş bir koridor gördü; bu koridora baktığında başka Rahibe Analar görüyordu... Sayıları sonsuzdu sanki. Ürken Jessica geri çekildi... Bu teklik okyanusunda yitmekten korkmuştu. Fakat koridor hâlâ oradaydı; Jessica'ya Fremen kültürünün sandığından çok daha eski olduğunu gösteriyordu.
Babam bir keresinde bana, gerçeğe duyulan saygının, ahlakın neredeyse temeli olduğunu söylemişti. "Hiçlikten bir şey doğamaz," demişti. "Gerçeğin" ne kadar değişken olabildiğini anlarsanız oldukça derin bir fikir bu.
-PRENSES IRULAN, "Muad'Dib ile Konuşmalar"
Yücelik geçici bir deneyimdir. Asla kalıcı değildir. Kısmen insanoğlunun efsane yaratmaya meyilli hayal gücüne dayanır. Yüceliği deneyimleyen kişi nasıl bir efsanenin içinde olduğunu anlamalıdır. Kendisine hangi imajın verildiğini düşünmelidir. Alay etmesini de bilmelidir. Böylece rolünü inanmadan oynar. Alaycılık kendini rolüne fazla kaptırmasını önleyecek tek şeydir. Bu nitelik olmazsa, kısa süreli yücelik bile insanı mahveder.
-PRENSES IRULAN, "Muad'Dib'in Toplu Özdeyişleri
Bizim işlerimiz nasıl yürür bilirsin, Jessica. Irk faniliğinin farkındadır ve kalıtımının durağanlaşmasından korkar. Kanımızda var bu... Genetik soyları bir plan olmaksızın kaynaştırma dürtüsü.
Bu bir mentat, Feyd. Belirli görevleri yerine getirmek üzere eğitilip koşullandırılmıştır. Bununla birlikte, onun bir insan bedeninde olduğu gerçeğini de göz ardı etmemek gerekir. Büyük bir dezavantaj bu. Atalarımızın düşünen makineler yapmakta haklı olduklarını zaman zaman düşünüyorum.