·1025 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Ekim 2024 13:51 "Dünya çoktandır başka yola sapmış, yalanı gerçek diye kabul etmiş, herkesten aynı yalana katılması isteniyor..."
Adalet, suçsuz yere bir insanı cezalandırmak mıydı? Kendi uydurdukları bir masala, körü körüne inanmak, haksız yere bir insanı mahkum etmek ne adalete ne de insanlığa sığardı. Ah! Mitenka...(Dimitri Fyodoroviç Karamazov) sana o kadar üzüldüm ki kelimeler yetmez anlatmaya. Çocukluğunu, gençliğini dahi yaşayamamış; hırçın, öfkeli, asi ruhlu kahramanım. Herkes hatta baban (Fyodor Pavloviç Karamazov) bile senden öylesine nefret ederken, yine de içindeki merhametini hiç söndürmedin. İçinde her zaman sevgiye ve güzel bir vicdana sahiptin fakat bunu dışarıya göstermekten çekindin. Çevrendekiler daima seni, kötü kalpli, aşağılık, kavgacı biri gibi düşündüler. Haksız da sayılmazlardı. Sen, kötü olmak için elinden geleni yaptın onların gözünde. Kavga çıkardın, adam dövdün fakat hiçbir zaman katil değildin. Olamazdın da zaten. Avukat, Fetükoviç'in de dediği gibi: "Oysa biz böyle romanlar yüzünden bir insanın hayatına kıymaya hazırız." Seninde de hayatına böyle kıydılar Mitenka. Seni yapmadığın bir şey yüzünden sürgün ettiler. Belki de söylediklerin, davranışların onların gözünde seni katil yapmaya yetti. Halbuki seni birini öldürdüğüne bizzat şahit olmadılar. Yalnızca kafalarında kurdukları bir hikayeyle senin biletini kestiler.
Dostoyevski'nin Dünya Edebiyatına adını yazdıran kült eseri; Karamazov Kardeşlerdir. Bu eser, Suç ve Ceza'yı bile geride bırakır benden söylemesi. Karakter tahlillerini öyle bir derinlemesine incelemiş ki okurken her karaktere hak veriyorsunuz. Romandaki hiçbir karakter haksız sayılmaz, her karakterin kendine göre haklılık sebebi var. Ayrıca romanda siyasetten, dine, felsefeye, tarihe, psikolojiye ve sosyolojiye kadar ne ararsan var. Dönemin Rusya'sını gerek toplum gerekse bireysel olarak ele almıştır. Kitapta verilen mesaj şuydu aslında: "Ne olursa olsun, başıma hangi felaket gelirse gelsin, hiçbir zaman içimizdeki iyiliği, dostluğumuzu unutmayalım."
Kitabın genel konusundan çok fazla bahsetmeye gerek duymuyorum. Kitabı okuduğunuzda siz zaten olay örgüsünü anlayacaksınız. ama unutmayın kitapta basit bir olay örgüsünden çok öğreticilik de var. Kim bilir belki kendinizden, günümüz Türkiye'sinden bir parça örnekler görebilirsiniz. Çünkü ben gördüm.
Romanın en can alıcı kahramanını sona sakladım. Çünkü o öyle birisi ki melek gibi bir kalbi var. Her şeyden önce dürüst, güvenilir ve adaletli. Kimden mi bahsediyorum tabi ki Alyoşa (Aleksey Fyodoroviç Karamazov). Fyodor Pavloviç'in üçüncü oğlu fakat ne babasına ne de diğer kardeşlerine benziyor. Ah Alyoşa! kötülüklerin hüküm sürdüğü bu dünyada beyaz bir güvercin gibisin. Öyle saf, temiz bir yüreğin var ki değerli bir insandan çok başkasın. Bambaşka bir varlıksın sen Alyoşa, tıpkı bir melek gibi. Bu dünyaya bir kurtarıcı olarak gelen bir melek. Mesela sen de o babanın(Fyodor Pavlaviç) bir evladı, bir Karamazov olmana rağmen kalbinde tek bir kötülük tohumu yoktu. Tam aksine iyilik, sevgi, vicdan vardı.
Neyse romanın bir diğer kahramanı İvan Fyodoroviç Karamazov, Ortanca kardeşi de siz kitabı okuyacaklara bırakmak istiyorum. Bakalım İvan hakkındaki görüşleriniz neler? İvan'ı da siz anlatın?
"İnsanın mutluluğun derinliğine varması için bir gün bile yeter."