Yeterince düş kırıklığı yaşamadık mı? Savaş istemiyoruz..
"İnsanın, tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşamadığı zaman bir şeye inanması çok zordur. İşte tam da o dönemde, Drogo, insanların her zaman birbirlerinden uzakta olduklarını fark etti, birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde, duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsun, diğerlerinin bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti"
"Aylar boyunca odaya tozdan, bir de belki güneşli havadan ince ışık huzmelerinden başka hiçbir şey girmeyecekti. İşte, çocukluğunun küçük dünyası böylece karanlığa gömülüyordu."
"Öyle bir şey ki, insan, "Artık sonuna gelmiş olsam bile beklemeye değmiş." diyebilmeli."
"Belirli bir zamanda, arkamızda bir kapı kapanır, kapanır ve bir şimşek hızıyla kilitlenir; geri dönecek zaman kalmamıştır.."
"Şimdiki an kaybedeceğimiz tek şeydir çünkü sahip olduğumuz tek şey şimdiki zamandır."
Uzaktan bakarsın, kaçırdığın hayatı, elde edenlere…
Kaybettiğiniz vakti, kim için, ne için harcadığınızı sorgulatacak bir eser.
Giovanni Drogo Bastia Kalesi'ne yeni atanmış ve bu kalenin kuzeyinde tatar çölü bulunan bir subaydır. Ve olay bundan sonra başlıyor.. Kitap sizi o kalenin içine gönderiyor ve kendinizi, hayatınızı sorgulamaya başlıyorsunuz.. İsteklerinizi.. Umut ettiklerinizi.. Kararlarınızı.. Keşkelerinizi.. Gitmek mi zor ? Kalmak mı? Karar vermek mi? Ümidi kesmemek mi ? Şikayet ettiğimiz halde eylemsiz tavrımız. Farkına vardığımız halde ,görmezden geldiklerimiz. Söylemden öte geçmeyen fikirlerimiz. İnanmadığımız halde, inanmaya mecbur kaldıklarımız mı ? İstemsizce konuşmak zorunda kaldıklarımız mı ? Çok güzel bir eserdi..