·256 syf.····Okunma: 18 Ekim 2024 18:19 Clarke'ın okuduğum ilk kitabı. Açıkçası bu kadar iyi bir perspektifle karşılaşacağımı asla tahmin etmiyordum. Yazarın dili, romanın kurgusu şahane, ancak anlatının ötesinde çok derin bir felsefi soru bıraktı bende.
Kitabın konusuyla ilgili pek çok şey yazılmış, bense ütopik ve distopik düşüncenin iç içe geçtiği bu romanla ilgili şu noktadan zihinlere bir pencere açmak istiyorum; yaşamsal faaliyet gösteren canlılar ve insanlığın evrimi kozmik bilince ulaşmak mıdır?
İnsan ırkı olarak nihai amacımız bireysellikten ve hatta toplumsallıktan sıyrılıp kolektif bilinci, daha ötesi kozmik bilinci yakalamak mı?
Hükümdarlar gelmeden önce evreni keşfetmenin arifesinde olan insanlığın yaşamı anlamlandırdığını sandığı ve oyalandığı bilim elinden alındığında ne yapıyor? Peki ya romanda aksi olsaydı; sadece son insan Jan değil, tüm insanlık her şeyin şeffaflaştığı bir evrende 'kumlara isim vermeye çalışan karınca' olduğunun farkına vardığında neye hizmet ederdi?
Kitap, bilim, din, felsefe, metafizik, mistizm gibi birçok alanda ele alınabilecek türden. Ancak yazarın en çok doğu mistizmiyle harmanladığı bir bakış açısı sunmak istediğini düşünüyorum. Yazıldığı tarihe bakıldığında Clarke'ın gerçekten büyük bir kahin olduğu da söylenebilir. Şayet yanıldığı şu ki; toplum olarak hala bencillik ve materyalizmle sınırlandığımız bu 'modern' dünyada biz daha çok daha uzun süre bu kafalara varamayız.
Son dönemde her ne kadar 'farkındalık' kisvesinde farklı disiplinlerde çalışma yapılıyor gibi görünse de insanlığın tekamülünde bırakın evrensel, kozmik bilinci, henüz bireysel farkındalığa bile ulaşmış değiliz. Yani çocukluk değil, bebeklik dönemini aşamamış bir ırk olarak daha emekliyoruz diyebiliriz. Siz ne düşünüyorsunuz? İnsanın evrimi kozmik bilince ulaşmakla mümkün müdür?