Merhabalar Kafka’nın; “Eğer okuduğumuz bir kitap, bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa niye okumaya zahmet edelim ki?” sözünün tam karşılığı olan bir kitapla geldim: Körleşme.
Oğuz Atay’ın Ahmet Cemal’e derhal çevirmesi gereken bir eser olduğunu söylemesi ile edebiyatımıza kazandırılan bu şaheserle tanışmak şimdiye kısmetmiş.
1-) Dünyasız Bir Kafa
2-) Kafasız Bir Dünya
3-) Kafadaki Dünya
bölümlerinden oluşan eserde Profesör Kien, kitaplardan ördüğü kozasında kitapları dışında hiçbir şeyi önemsemeyen hasta olma pahasına canını dahi hiçe sayıp evindeki kütüphanesini korumaya çalışan hatta onların başına bir şey gelecek korkusuyla paranoya haliyle roman boyunca bezdiriyor kendinden.. Eee bu fena bir şey mi diyebilirsiniz fakat bu sevgi o kadar uç noktalara varıyor ki eser boyunca Hırsız-Polis,Kim Katil oyununa döndüğünde kendi fikirleri dışında hiç kimseyi önemsemeyen hatta insanlara tepeden bakan “Aydın” prototipinin bir eleştirisi ile karşı karşıya olduğumuzu anlatmakla kalmayıp Kien’e karşı pek de hoş olmayan hislere kapılmamız işten bile değil.
Bölüm adlarıyla eserin; Hegel’in Diyalektik Yöntemine göre değerlendirildiğimizde ilk bölümün tez, ikinci bölümün antitez son bölümün de sentez olduğunu görebiliriz. Yazarın, ilk bölümde Kien’i tanıtırken 25 binlik kütüphanesinde (fildişi kulesinde) onları korumak adına verdiği mücadele ile “Aydın kimdir ?” sorusunu cevaplamaya çalışırken Nazilerin Alman prensibine aykırı olduğu için yaktığı 25 bin kitaba göndermesiyle Nazi zulmününe de dikkatleri çekmeyi başarıyor. Eserin ikinci bölümünde evini ve kitaplarını kaybeden Kien’in, onları geri kazanmak için Halk’tan, tabiri caizse cahil kişilerle muhatap olmak zorunda kalınca hayatının kitaplar arasında geçerken gerçek dünyadan ne kadar da uzak kaldığını gözler önüne serer. İlk bölümde zekası ve kitaplarıyla hayranlık uyandıran Kien’den gittikçe nefret etmeye başlayan okuyucu için son bölümde senteze ulaşması adına sahneye giren Profesörün kardeşi George, hem bilimi hem de hayatı bilen biri olarak idealize bir karakter olarak denge unsurunu oluşturur. Daha doğrusu iki karakterin birleştiği anda varılacak nokta idealize edilir..