Yazının yabanında ele güne rezil olmak vardı, ne derlerdi tanıdık bildik. Hele o doktorun anası yok mu anası. Amma zehir olsa yutulacaktı, kütlüden toplanan parayla ısmarıççılığa başlayacaklardı. Hâlli mâllilerden sayılacaklardı. Kocaman bir konağa taşınmak hayali için çekilmez miydi yabanın sıcağı sineği. Aaah güm güm gümleyen konak.
Orhan Kemal, Anadolu insanının yoklukla imtihanını, yoksulluğun yozlaştırdığı toplumdaki aile bağlarının ne denli kopacak noktaya geldiğini gayet güzel anlatmış bu eserinde. Gerek mahalle yapısı gerek esnaf-komşuluk ilişkileri gerek dönemin sosyo kültürel, ekonomik durumu net olarak okuyucuya aktarılmış ve tarihsel boyutta Anadolu kültürüne merakı olan benim gibi okuyucular için mükemmel bir ayna olmuş. Okumaktan yorulduğum veyahut okumaya vakit bulamadığım zamanlarda sesli kitap olarak devam etmemi sağlayacak şekilde merakımı sürekli kıldı. Yalnız absürt bulduğum ya da hoşuma gitmeyen şey dini değerlere küfür boyutunun, haddi fazlasıyla aşmış isyan ve inkâr cümlelerin sıklığı idi. Evet, yokluk ve imtihan her türlü değerleri zedeleyecek boyutta olduğunda insan nazlanmaya sızlanmaya hakkı olduğunu düşünüyor lakin son kısımlara doğru fazlaca şirk içeren cümleler bana gereksiz geldi. Bunun dışında kitap harikaydı, hikaye içimizden biriydi, yazımı olması gerektiği gibiydi. Ayrıca kitabı okuduktan sonra filmini de izledim ona başka bir gönderide değineceğim. Okunmaya değer hele ki Orhan Kemal'le yeni taşıcaksanız gönül rahatlığıyla bu eserinden başlayabilirsiniz.