Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2017 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2017 19:45
O ne bilgi ve kültür birikimi! Kitabın tanıtımında zaten 1980'lerden başlayarak 2000'lerin başına kadar kaleme aldığı denemelerden oluştuğu yazıyor.Ben denemelerin içeriğini not etmeye çalıştım diyeceğim.Tabii ki hepsinin değil. VALOIS'NIN YOĞUN SİSLERİ:Gerard de Nerval'e ait Sylvie&Rüya ve Yaşam:Ateşin Kızları kitabına adanmış bir bölüm.Kitap İthaki Yayınları tarafından bizde de basılmış.Hatta Hasan Ali Yücel Klasikleri arasında da yerini almış.Kitabı daha önce hiç okumadığım halde kitap hakkında fazlasıyla bilgi sahibi oldum.Eco'nun ayrıntılarla incelediği bu kitap M.Proust'un başucu kitaplarındanmış.Yahya Kemal öldüğünde ise başucunda açık halde bulunmuş.Biraz okuma fırsatı buldum.Yaşanıldığı ya da hatırlanıldığı tam belli olmayan olaylar aktarılıyor.Bu yüzden Eco yoğun sisler olarak betimliyor zaten.Zamanın yitikliği mevcut.Buna ithafen M.Proust'un da bu yitik zaman için(KAYIP ZAMANIN İZİNDE) zafer kazanmayı amaçlamış olabileceği söyleniyor. WILDE, PARADOKS VE AFORİZMA: Eco burada aforizma ve maksimin farklarından başlayarak bizdeki özdeyişi anlatmakla başlıyor.Bölüm içinde büyük çoğunluğu Oscar Wilde'e ait olan birçok aforizma ve paradoks var.Ancak yazarımız aslında hiç kendisinden hoşlanmamaktadır. SANATÇININ BİR BACHELOR OLARAK PORTRESİ: James Joyce'un "bachelor of art" unvanıyla ilgili anlatmaya başlıyor bölüm.Bachelor kelimesine değiniliyor.Bu bölümde adını daha önce hiç duymadığım ama Joyce üzerinde çok etkili olmuş "Kells Kitabı" ve İrlanda hakkında çeşitli bilgiler edindim. BORGES VE ETKİLENME ENDİŞESİ: Eco'nun a-b-x diye formülize ederek anlattığı yazarların birbirinden etkilenme üçgeni -en azından benim için- bölümü tek başına anlatabilecek yeterlilikte diye düşünüyorum.Yeni öğrendiğim ve anlamını çok sevdiğim bir kelime "zeitgeist" var bir de.Zamanın ruhu demekmiş.Geçenlerde Twitter'da Nevşin Mengü'nün kullandığını gördüm, tesadüf oldu:) Genel olarak Borges'ten etkilendiğini ama bazen sanıldığı gibi bütün kitaplarında ve yazılarında etkilenmediğini bunun zeitgeist kavramıyla ilgili olduğunu söylüyor.Bu bölümde en sevdiğim cümleler 161 ve 162. sayfalarda oldu.Kütüphane ve hiç okumadığımız o kütüphanedeki kitapların aslında dokunulurken bile bir şekilde okunuyor olması ile ilgili kurduğu cümleler muhteşem. SEMBOLE DAİR: Sembol kelimesi yazarın kendisi için dikkatli kullanılması gereken kelimelerdendir.Önce iki ayrı sembolden söz ediyor.P ve q diye adlandırdığımız mantıksal sembol ile anlaşılmaz güç sembollerin hakikatlerinin ve mantıklarının farklı olduğunu söylüyor.Goethe'den alıntı yaparak sık sık birbirlerinin yerlerine kullanılan sembol ve alegori kelimelerinin farklı kavramlar olduğu düşüncesinde.Ortaçağ dünyasının sembollerle arasının kötü olduğunu öğreniyoruz.Çünkü dini anlamda kullanılmış olması onu bu hale getiriyor.Laik bir evrede kullanılması ise Fransız sembolizmi ve "Çoklukta Birlik" manifestosu ile mümkün olur. BİÇİMİN PİSLİKLERİ: Her parçanın vazgeçilmezleri: yapı, takozlar ve kusurlar alıntı ile Pareyson'la başlar yazar.Biçimden bahsetmektedir.Ama özellikle üzerinde durduğu kısım takozlardır.Takozlar bütünün gidişatı için gerekli dayanak noktalarıdır ve her ne kadar estetik takıntılı birine kötü gözükse de olmazsa olmazdır metinde.Çünkü okuru soluklandırır. Bunlar başlıcaları özetleyebileceğim.Gersinde ne mi anlatılıyor?Şöyle sıralamalıyım: Metinlerarası ironi ve okuma düzeyleri, Amerika üzerine söylence, ebedi buz teorisi,yanlışın gücü, gül-haç manifestosu, çocukluk ve gençlik yıllarındaki yazma deneyimleri,yazma aşamalı mıdır yoksa ani bir kararla mı yazılır, sanatçı ve kısıtlamaları bunlardan gözüme en çok çarpanlar. Ayrıca Gülün Adı, Foucault Sarkacı ve Önceki Günün Adası kitaplarının yazma süreçlerinden de tadımlık bahsetmiş Çok uzun yazdım ama okuması çok daha zor ve uzundu.Değdi.İyi okumalar.
Edebiyata DairUmberto Eco · Can Yayınları · 2016117 okunma
174 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.