8/10
·430 syf.··
2024 10. kitabı
Savaşın her zaman arkasında, insanlar üzerinde izlerini bıraktığını biliriz. Öyle bir hâl aldık ki o izleri taşıyan topluluklara yada insanlara rast gelmek artık bizler için de mümkün. Duyması başka yaşaması ise bambaşka olmalı.. "İnsan başkalarının acısını çekiyorsa insandır" sözünden esinlenerek birkaç cümle kurmak istiyorum ve tabiki kitabın ele aldığı içeriğe de ithafen.. Savaş denilince; bir savaş gibi hiçbir zaman konuşulmayan Türkistanlı kardeşlerim geliyor hemen aklıma. Çektikleri işkenceler.. Kadınların uğradığı zorbalıklar, tecavüzler. Kız çocuklarının hayattan koparılmaları/yanlış yollara sürülmeleri, babasız bırakılan evlatları, eşsiz bırakılan kadınları yahutta evlatsız bırakılan anneleri, karşılaştıkları zorlukları geliyor. Erkeklerin annelerine, kadınlarına, bazen de evlatlarına yapılan zorbalıklara maruz kalması geliyor sonra.. Ve tüm bunlar yetmez gibi zincirlere vurulup ölene dek köle olarak hapsedilişleri, türlü işkencelere katlanışları geliyor.. Bu zorlukların hüznünü dahi yaşayamadan hayata devam etme çabaları geliyor.. Tüm imkansızlıkların içinde imkânlar üretme çabaları.. Ve tüm bunları ırkları ve dilleri seçimiyle yaşıyor olmaları geliyor.. Düşündükçe nefes almakta güçlük çekiyorum.. Sonra Filistin geliyor aklıma, bugün an be an film izlercesine tüm dünyanın karşısında zulüm gören Filistin.. Çıldırmışcasına Gazze'yi yok etmeye uğraşan kana susamış zalimler ordusu ve bu orduya seyirci olmuş bizler, tüm dünya insanları.. Türkistan gözler önüne serilmiyor-konuşulmuyor diye kızarken bugün gözlerimizin önünde Gazze'nin yok oluşunu seyrediyor olmak.. İslamın nurunu söndürmemek için canhıraş verilen mücadele geliyor aklıma.. Meğer görmekte yetmiyormuş zulmü durdurmak için! Yüreği mazluma merhamet edip saran, bileği cesurca zalimin kalbini söküp alan yöneticiler olmadıktan sonra tüm dünya bilse ne olurmuş ki diyorum şimdi.. Ahhh kardeşim.. Söylenecek çok fazla söz var ama biliyorum ki hiçbir şey ifade etmeyecek. Kitaba değinmem biraz zaman aldı hakkınızı helal edin. Sözlerimden de anlaşıldığı üzere kitabın içeriğinde bir savaşın yaşandığını, onun izlerini, halka olan zulmünü ve kalıntılarını göreceksiniz. Afganistan'daki Taliban terörünün ülkeye verdiği zarar.. Çocuklara, kadınlara, erkeklere, ailelere, okullara, hastahanelere ama en çokta islama.. İslam adı altında islam ile hiçbir ilgisi olmayan sözde kurallarla yaptığı zulümlere yer veriliyor. Ve en önemlisi her zulmün başında önce kadınlara uzanan ellere yer veriliyor; onların üzerine dikilen gözlere, sözde namus bekçilerine, şeref yoksunlarına, haysiyetsizlere.. Küçücük çocukları kendilerine bir yatak arkadaşı olarak gören iki ayaklı yaratıklara yer veriliyor.. Tutamıyorum gözlerimden akan yaşları.. İnsan canlısının ne ara bu kadar gözü döndü ben gerçekten anlam veremiyorum.. Anlayamıyorum.. Ah Meryem.. Sen böyle bir sonu kesinlikle hak etmedin.. Leyla'nın hayatını kurtarıp asla yaşamadığın hayatı ona armağan etmen.. Senin bu yüce gönüllülüğünü asla unutmayacağım(!) Sen ve senin gibiler yarınların umudu olacaksınız; gelecek nesillere, en çokta kız çocuklarına.. Buradan her hem cinsime sesleniyorum; ne olur erkek evlatlarınızı merhametli yetiştirin, ahlaklı yetiştirin, adaletli yetiştirin. Yalvarıyorum.. Artık kadınlara, küçücük kız çocuklarına eller uzanmasın. Korumak için uzansın o eller, dokunmak için değil(!) Kitabı okumanızı tavsiye ediyor muyum, evet kesinlikle tavsiye ediyorum. Leyla ve Meryem'in serüvenini büyük bir heyecanla okudum ve eminim ki bir çoğunuzda okurken benim gibi hissedeceksiniz. Kitap ilerledikçe özellikle de Leyla'nın çocukluğuna giriş yapıp ilerleme kaydettikten sonra şimdi ne olacak, yarın onları ne bekliyor diye diye devam edeceksiniz. Hikâye Meryem ve çektiği zorluklarla başlayıp Leyla'nın çocukluğu ve ergenliğe girişiyle bambaşka bir hâl alıyor. Ve ondan sonra elinizden bırakamıyorsunuz. Ben kitabı çok beğendim(bu beğendim kelimesi lütfen yanlış anlaşılmasın); beğendiğim kısım, kitabın akıcı bir dille ele alınmış olmasının yanı sıra zulmün en çok kadınlar üzerinde oynandığı gerçeğiydi.. Bu gerçeklikler artık yok olsun. Ne kadın, ne çocuk, ne erkek, ne yaşlı, nede hasta olan hiçbir birey zarar görmesin. Dünya'ya barış gelsin ve herkes hak ettiği gibi mutlu, huzurlu, güvenli ve korkusuz yaşasın. Zalimler ölsün, iyiler kazansın (!) Çok uzattım yine biliyorum.. Hâlâ da yazsam yazasım var ama yeter dediğinizi duyuyorum, bencede yeter. Doğu Türkistan başta olmak üzere, Gazze'ye, Afganistan'a, Arakan'a, Yemen'e, Lübnan'a, Suriye'ye, Myanmar'a ve ismi aklıma gelmeyen yada duyurulmayan nice savaş, yokluk, yoksulluk beldelerine; "Allah'ım yardım et" diyerek sözlerimi sonlandırıyorum. Sevgiyle, saygıyla, huzurla, mutlulukla ve fazlasıyla güvende kalın. Allah'a emanet olun Keyifli okumalar..
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,5bin okunma
·
142 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.