Kitabı bitirdikten hemen sonra zihnimde ki cümleleri bir araya getirip inceleme yazamadım. Galiba biraz beklemem gerekiyordu. Kitap bittikten sonra öylece kaldım kemal gibi bende bu aşkın mutlu sonlanmasını uzun uzun umutla bekledim. Bazı yerlerde korksam da, anlasam da, içimde bir yerlerde kemalin mutlu bir hayata kavuşmasını istiyordum. Ama zaten kitabın son cümlesi de buydu “çok mutlu bir hayat yaşadım” mutluluk bir süreç değildi sadece anlar da vardı. Tıpkı diğer duygularımız gibi bir anda olur ve sonra geçerdi. Oturup onu beklemek diğer duygulara haksızlık olurdu. Kemal hep mutlu olduğu anları istedi geri dönmeyi o mutluluktan hiç çıkamamayı. Bu yüzden de hem kendini hem de füsunu mutsuzluğa mahkum etti ama en sonunda dönüp baktığında mutlu bir hayat yaşadığını gördü. 8 yıl füsunu sadece akşam yemeğinde seyretmişti. Çoğu zaman bir an için yaşadı. Ona kavuşmak için bir sigara izmariti bile çok değerliydi. füsunun dudaklarına değdiği için yüzlerce ânı biriktirdi. Aşkını herkesten farklı yaşadı. Saklayarak,gizleyerek,biriktirerek. Sanki o zaman hep bu aşk yaşanacaktı yeniden başlayacaktı. bu yüzden kimilerimize göre hastalıklı bir takıntı. Kimilerimize göre de romantik bir aşık olarak kalacak. Orhan pamuğun bu kurgusunu, romanın içinde kendine bir karakter vermesini, romanı somutlaştırarak müzeyle birleştirmesine gerçekten bayıldım. Umarım en kısa sürede masumiyet müzesini ziyaret eden okurlarından biri olabilirim.