·140 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Ekim 2024 14:06 İnsan, doğduğundan beri bir arayışın, bir sorgulayışın içinde debelenen bir varlıktır. Halil Vural, bu eserinde bizlere bir insanın ağzından dünyayı anlamlandırma çabasını okuyoruz.
Hemen hemen çoğumuzun yaşadığı hayat, bize ait değilmiş izlenimi verir. Kendimize ait bir şeyler var ederiz ki bu hayatta var olduğumuza bir kanıt sunabilelim. Halil Vural, Berhava adlı karakterini bir yazar - daha doğrusu düşünce kusmukçusu- olarak kurgulamış. Berhava, yazarak bu hayatta var olduğunu ispatlamaya çalışır.
Berhava, kendi çapında kendisini geliştirmiş bir karakterdir. Hayatın hangi döneminde olursa olsun her bir doğruyu kendi süzgecinden geçirmeyi başarmış biridir.
Berhava, kitap okuyarak ve yazarak insanları daha iyi tanıyacağını düşünmüş, istediği gibi olmayınca da hayal kırıklığına uğramıştır.
Berhava, ne kadar dünya ile iç içe olmaya çalışsa da evinin odasından ve kafatasından dışarıya zihin olarak çıkamaz. İnsanlar arasında sadece bedenen var olur. Zihin olarak hep onlardan farklıdır. Zaten bu da karakterimizin felaketidir.
Berhava da belli bir kurgu yok. Postmodernist bir şekilde kaleme alınmış bu eser, okuyanlarla farklı bir deneyim sunuyor.
Eserin içerisinde çok fazla gönderme yer alıyor. Kinyas ve Kayra'dan tutun Dostoyevski'ye, Dostoyevski'den tutun Habil ve Kabil'e birçok gönderme yer alıyor.
Halil'le pandemi sürecinde bir Telegram kitap grubu sayesinde tanıştım. Yıllardır okur ve yazar olarak gelişimini an be an olmasa bile yakından takip ediyorum. Başarıların daim olsun. Kitap dostun Erdem.