Yılanlar Palazlanıyor
9/10
·292 syf.··
2024 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2024 21:48
Yılanların Öcü’nün devamı niteliğinde olan Irazca’nın Dirliği’nde de ilk kitapta olan çatışmaların devamını okuyoruz. Olaylar hemen hemen bir yıllık bir aranın ardından olanlarla devam ediyor. İlk kitapta olduğu gibi ikinci kitapta da olaylar kısa bir zaman diliminde gerçekleşiyor. Yılanların Öcü’ndeki çatışma unsuru, muhtar ve köyün ileri gelenlerinden Deli Haceli’nin Kara Bayram ve ailesiyle olan derdi üzerine kuruludur. Deli Haceli ev yaptırmak ister, muhtar da ona Kara Bayram’ın evinin önünden bir yer satar. Kara Bayram ve özellikle Kara Bayram’ın anası Irazca, buna şiddetle karşı çıkar. Bu hukuksuzluğa karşı çıkacak devlet adamı ise kaymakamdır. Irazca’nın Dirliği’nde de çatışma unsuru yine aynı karakterler üzerinden ilerler gibi görünse de aslında durum biraz daha farklıdır. Muhtar ve Deli Haceli’nin yerini muhtarın oğlu Cemal ve Deli Haceli’nin kardeşi Boz Ömer alır. Onların Kara Bayram’ın oğlu Ahmet’e ettikleri bir kötülük üzerinden olaylar ilerler. İlk kitaptaki hukuksuzluk sadece ev yerinden ibaretken ve belki de çözümü daha basitken ikinci kitaptaki hukuksuzluk daha ağır suçlar, karmaşık bir yapı üzerinedir. İşin içine bu defa sadece kaymakam dâhil olmaz. Bu defa köyün onbaşısı, savcı, Reis Bey olarak geçen belediye başkanı hatta Ankara’daki bürokratlara kadar uzanan bir bürokrasi silsilesi vardır. Rüşvetin dayanılmaz cazibesi ve paranın gücü ile hukuksuzluğu hukuk belleyenlerin karşısında dimdik duran bir kaymakam vardır fakat onun da gücünün sınırları vardır. Genel hatlarını çizmeye çalıştığım olay örgüsünde daha fazla detaya inerek tat kaçırmak istemiyorum. Olaylar neticesinde Kara Bayram’ın da başından bazı tatsızlıklar geçer. Bir süre hastanede yatar. İşte bu süreçte bazı kararlar alır. Ailesi köyde yaşam mücadelesi verirken o da hastanede farklı bir yaşam mücadelesine girişir. Sonuç olarak da kente göç ederek kendisinin ve ailesinin hayatını kurtarmaya karar verir. İkinci kitabın ortasından sonra ilk kitapta hiç görmediğimiz göç kavramının ciddi bir şekilde işlendiğini görürüz. Kara Bayram’da göç fikrinin oluşması da tanıştığı biri sayesinde olur. Başına benzer olaylar gelmiş birini görünce daha çabuk ikna olan Kara Bayram, kendisine ve karısı Haçça’ya hastanede iş bile ayarlar. Taburcu olup köye döndüğünde aldığı bu karardan ötürü herkesin mutlu olacağını düşünür ama hesaba katmadığı biri vardır: O da Irazca’dır. Irazca, ilk romanda olduğu gibi ikinci romanda da çok baskın bir karakterdir. Bu romanları bu denli başarılı kılan da Irazca gibi güçlü bir karakterin varlığıdır. Irazca köyünü bırakıp gitmek istemez. Doğduğu, büyüdüğü yerden ayrı kalamayacağını bilir. Fakat konu sadece bu değildir, kendisine düşmanlarından kaçtı dedirtmek de istemez. Ona göre kalıp mücadele etmek en doğrusudur ve bu sebeple oğlu Bayram’a çok sert çıkar, ağzına geleni söyler ve onu ödlek olmakla suçlar. Kara Bayram normalde anasının sözünden çıkmayacak terbiyede biridir fakat yaşananlar onu da değiştirir ve kararından dönmez. Sadece kendisini düşünmez, çocuklarını da okutmak ister. Aslında ilk romanda bahsi geçen bazı konuların ikinci romanda daha somut olarak ele alındığını görüyoruz. Bu konulardan en önemlisi belki de eğitim. Bayram, çocukları okusun ister. Üç çocuğunu da okutmak, onlara güzel bir gelecek hazırlamak ister. Okuyan çocukları vasıtasıyla kendilerinin de rahat edeceğini düşünür. Sonuç olarak Kara Bayram ve ailesi, geride Irazca’yı bırakarak kente göç eder. Roman da ailenin bu yeni hayatından ufak bir kesit sunarak sonlanır. Artık çocuklar okula gider, Kara Bayram ve Haçça hastanede çalışır. Irazca ise köyde kalmıştır. Ailenin Irazca’ya duyduğu özlemle roman tamamlanır. Üçlemenin son kitabı Kara Ahmet Destanı’nda neler olacak, merak ediyorum. Onu da ara vermeden okuyup üçlemeyi tamamlamak istiyorum. Üslup özellikleriyle ilgili yeni bir şeyler söylemiyorum. Yılanların Öcü için ne dediysem Irazca’nın Dirliği için de aynı şeyler geçerli. Yazarın bu kitapta daha fazla geriye dönüş tekniğini kullandığını söyleyebilirim. Özellikle Irazca’nın geçmişe dönerek ölen kocasının ona anlattığı savaş dönemi anılarını hatırlaması önemli. Romanda diyaloglar da önemli bir yer tutuyor. Bu romanı Yılanların Öcü’nden daha çok sevdim diyebilirim. Bu romandaki merak unsuru daha kuvvetliydi. Genel olarak da daha sert bir roman bu. Okurken sinirlendiğiniz, isyan ettiğiniz yerler daha fazla. İlk romandaki masumiyet bu romanda hiç yok, kötülüğün dozu bu romanda epey artıyor. Sonuç itibarıyla severek okudum, üçlemeye son kitapla devam edeceğim.
Irazca'nın DirliğiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık Dağıtım · 20181,607 okunma
·
777 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.