William Shakespeare -in anlatımına bayıldım. Çeviri de çok başarılı olmuş. Konusu da takdire şayan. 2 düşman ailenin çocukları bir-birine aşık olur, olaylar gelişir. Bunlar herkesin bildiği kısım. Şimdi asıl meseleye geçmek istiyorum.
-- Spoiler içerir --
Romeo- Yıllar geçince düşüncelerim değişir mi bilmiyorum, ama kitabı okurken Romeo gözümden düştü. Hatta kitabı okumasaydım, bu 2 kişinin aşkı bana hala masalsı görünürdü. Takıldığım şey, Romeo'nun Rosaline'yi unutması. Yıllardır süren ve herkesin dilinde olan bu aşk nasıl bir anda sönüverdi Juliet'i görünce? Belki de, Romeo "aşka aşık" biridir. Acaba Juliet karşılık vermeseydi neler olurdu?
Juliet'in Ay ile konuştuğu sahneye kalbimi bıraktım, kendine karşı dürüst olması, düşman ailenin oğluna aşık olduğunu kendince yadsımaması...
Rahip Lawrence beğendiğim bir karakter oldu, Romeo'yu tembihlediği sahne güzeldi.
En sinir olduğum karakterlerden biri Mercutio oldu, eğer o Tybaltla laf dalaşına girmese, kaşınmasa, belki bu iki aşığın hayatı daha parlak olabilirdi. Ama işte, kader ağlarını örmüştü.
Dadı karakteri komikti, yer-yer güldüren, ama en sonda hüzünlendiren bir eser oldu.
Romeo ve Juliet'in aşkının talihsiz olmasının sebebi onların etrafındaki insanlardı. Düşman aileler olmanın endişesi, aile üyeleri ve dostlarının karşı tarafa olan kini bu aşkın hüzünlü bitmesine neden oldu.
"Daha acıklı bir öykü yoktur, bunu böyle bilin,
Bu öyküsünden, talihsiz Romeo ile Juliet'in."