Durkheim'ın en ünlü yapıtı 'İntihar' dır. Kitaba çok çarpıcı 2 gözlemle başlar: Dönemin Avrupa ülkelerinde 'ölüm oranları' birbirine çok yakın ama 'intihar oranları' birbirinden çok farklı. Ölüm Oranlarındaki benzerlik şaşırtıcı değil; o gün de bugün de Avrupa ülkelerinin yaşam standartları (gıdaya, sağlığa, vb'ye) erişimleri benzer. Ama, neden intihar oranları birbirinden farklı? İkincisi ve daha önemlisi, aynı ülke için 'intihar oranları' sabit. Bu ne demek? Eğer intihar bireysel seçimle ilgili olsaydı, bu oran sabit olamazdı.
Örneğin; Türkiye'de bir yıl 1000 ertesi yıl 500 sonraki yıl 7000 kişi intihar ederdi. Oysa Tr'de her yıl yaklaşık 3000 kişi intihar ediyor. Yani, her ne kadar bireyselmiş gibi gözükse de intiharı toplum belirliyor. Bu da toplumsal entegrasyon ve regülasyon sorunlarından kaynaklanıyor. Şimdi, 'intihar'ın yerine istediğiniz bir başka toplumsal olguyu koyun: cinayet, alkolizm, hırsızlık, kadına şiddet vb. Bunların da hepsinin tıpkı intihar gibi stabil oranları var. Dolayısıyla, toplumsal süreçler tarafından belirleniyorlar.