·256 syf.····Okunma: 03 Ekim 2024 15:40 Kitabın en başında tutkulu bir aşkın dramatik bir şekilde son bulacağı tahminini yürütmüştüm. Ömer'in ilk defa gördüğü bir insan hakkında hissettiği yoğun duyguları beni şaşırtmıştı. Bir insan ilk defa gördüğü bir kişiye bu denli nasıl aşık olur diye düşündüm. Fakat kitabın gidişatı hiç de tahminim gibi olmadı açıkcası. Hissedilen yoğun duygular zamanla biter mi, insan arzuladığı duyguyu ve insanı elde ettiğinde tüm arzusu biter mi? Sorularını sordum kendime.
Peki tüm bunların içimizdeki şeytanla ilgisi ne? Her hatamızı, yanlışımızı veya eksik yanımızı içimizdeki şeytana yüklemek ne kadar doğru? Kabul etmek sorumluluğu altına girmeye cesaret edemediğimiz her şeyi kötü bir tarafımıza atfetmek ne kadar basit ve rahat.
Ömer'in kendisi gibi herkesin içinde bir şeytan olduğunu ve kimsenin iyi biri olmadığına kendini inandırıp Bedri ve Macide'yi suçladığı an anladım. Evet bizler de çevremizde kötü insanlara ve kötü olaylara denk geldikçe artık iyiye olan inancımız gün gün azalıyor. İyilik altında bir bit yeğini arıyoruz ve kendimizi de duyarsızlaşıyoruz. Kendimizi insanlara ve olaylara karşı duygusuz, sert duvarları olan biri haline getiyoruz farkında veya farkında olmadan. Hatta ilk yaptığımızda vicdanımızın sızladığı, kötü hissettiğimiz şeyleri yapa yap artık iyi-kötü ayrımı yapamıyoruz ve eskisi kadar kötü gelmiyor bize yaptığımız şeyler.
Üniversiteki bir hocam " İnsanı diğer canlılardan ayıran şey iradedir " demişti. İradeyi ne derece kullandığına bağlı insanlığın yani.
Farklı yaşlarda okunduğunda her defasında farklı bakış açıları kazandıracağına inandığım bir kitap oldu İçimizdeki Şeytan.