Aslında ilk bakışta kitabın bir olay örgüsü yokmuş gibi görünüyor. Kitap, 16 yaşındaki bir genç kızın ailesi tarafından akıl hastanesine yatırılması ile başlıyor. Sonrasında karakterin geriye dönük anılarına şahitlik ediyoruz. Psikiyatristi ile konuşmalarında iç dünyasını keşfediyoruz. Kitap yer yer durağan bir havada seyrediyor. Olaylar değil düşünceler ön planda. Ben kitabı beğendim. Şizofreni teşhisi konulmuş bir insanın aklından neler geçtiğini, nasıl kendine özgü bir dünyası olduğunu görmüş oldum. Yazarın kendisinin de psikolojik sıkıntılar yaşadığını göz önünde bulundurursak kitabın gerçekçilik seviyesinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Ama naçizane tavsiyem kitabı psikolojinizin sağlam olduğu bir dönemde okumanız. Söylediğim gibi kitapta bir durağanlık var ve insanı düşünmeye sevk ediyor. Sana Gül Bahçesi Vadetmedim