Gönderi

Abartılmış Bir Hikâye
3/10
·672 syf.··
2024 40. kitabı
İncelemeye nereden başlasam diye çok düşündüm o yüzden de beni rahatsız eden kısımları tek tek yazmaya karar verdim. Öncelikle yorumumda spoiler olacağını kitabı okumayı düşünen kişilere iletmek isterim. Spoiler almaktan hoşlanmıyorsanız verdiğiniz para ve aldığınız verim eğrisine değmeyecek bir kitap olduğunu bilin yeter. Ayrıca kitabı 2.5 saat kadar gömdüğüm podcast tadındaki videoma da ulaşmak isterseniz: Kanal adım: benSülde Video: youtube.com/watch?v=etQEIw9... O hâlde başlıyorum: 1) Okurların Tutumu ve Yanlış Hype Kitaba ve hatta seriye dair bu kadar negatif düşüncelere sahip olmamın başlıca sebebi sanırım yazarın sahip olduğu okurların kitap hakkındaki yorumları. Herhangi bir epik fantastik ya da sağlam temelleri olan fantastik kitaplar okumuş bir okurun bu kitabı ve seriyi bu kadar yücelteceğini düşünmüyorum çünkü serideki normal olaylara bile "çok iyi düşünülmüş, zeka parıltısı hareketler, muazzam kurgulanmış" gibi gerçek dışı olduğunu düşündüğüm yorumlar yapılmış. İlk defa fantastik okumuş olabilecek insanların pohpohlamalarından sonra gaza gelerek okuduğunuzda gerçekten de hüsrana uğrayabilirsiniz, bu yönden baktığınızda yorumların yanıltıcı olduğunu düşünüyorum. Ne ana konusu ne de karakteri açısından yazarın hayranı olan okurların coştuğu kadar bir kitap ya da seri değil. 2) Diyar ve Yaratılan Evren Olaylar dünyanın içinde gizlenen ama insanlarla sakinleri Alfinleri ayıran bir bariyerin olduğu "Elemental" denen yerde geçiyor. Dünyadaki insanlar için Elemental ve Alfinler birer efsane, inanan da var inanmayan da lakin bunun kitabın başında bize yeterince geçmediğini hissediyorum. Öncelikle hikâye nerede geçtiğine karar vermemiş. Karakterlerin isimleri (Sıla - Ayzer - Sonay vs) gereği hikâyenin başında Nova ve Ayzer'in Türkiye'de bir şehirde yaşadığını düşünüyorsunuz lakin ilerleyen sayfalarda bizim bilmediğimiz bir dünyada yaşıyor olabileceklerini fark ediyorsunuz. Hikâyenin geçtiği mekânları tam olarak isimlendirememek beraberinde hikâyenin bir kimlik bunalımı yaşadığını düşündürtüyor. (Bu konuya sonradan değineceğim.) Çünkü ben, Türk yazarların yazdıkları kurgularda Türk esintileri olması gerektiğini düşünüyorum. Kitaplar, diziler, filmler büyük bir kültür propagandasıdır ve Türkiye'de geçmiş köklü bir fantastik eser yazmama isteği bana mantıklı gelmemekte. Bir şeyleri "fantastik" ve modern yapmak için illa yabancılara gerek duymamalıyız. Neyse devam ediyorum, başta böyle bir olmamışlık hissiyle başlayıp Nova'yı diyara gidişiyle birlikte takip ediyoruz. İlk kitapla ilgili en büyük sorunum sanırım diyarın ve yazarın yarattığı evrenin nasıl işlediğinden yazarın da emin olmadığı konular olduğu için birçok şeyi anlatmamış ya da anlatmaya değer görmemiş, bunun yerine Nova'nın kıskançlıklarını yazmayı tercih etmiş olması. Diyarın tarihiyle ilgili bildiğimiz tek şey yüzyıllar önce yaşamış, Arın'ın atası olan Lord Nahu'nun diyarı yerle bir ettiği ve Su Kralı Arın'ın öldürüldüğü, diyarda büyük bir felaket yaşandığı ve vârislerin kaçırıldığı. Ama bir fantastik evreni "evren" yapan şey detaylardır. Kitabın başında evrenin nasıl kurulduğuna dair bir demeç bulunuyor ama biz kitapta hiçbir şekilde krallıkların ilk atalarını, krallıkların yüzyıllar boyunca kendi içlerinde yaşadığı siyasi gerginlikleri belki de savaşları okumuyoruz. İlerleyen kitaplardan bir örnek olacak ama 3. kitapta diyarda krallıkların da ötesinde krallıklar olduğunu öğreniyoruz ve bize bunun çıtlatması asla verilmiyor. Sanki yazar 3. kitapta Nova'yı kıskandırmak ve Daren'e müttefik getirmek için bir prenses yazmak istemiş, diyarda bu rolde kimse kalmadığı için krallıklar dışına da yaşam koymuş gibi. Mesela ilk kitapta Nova Hava ya da Ateş Sarayı'nda gezerken koridorda eski bir lordun portresi olsa, lord da ona "Bilmem kaçıncı Lord bilmem Kim, zamanında diyarın dışındaki bilmem ne krallığıyla yaptığı savaşı kazanmasıyla Elemental'de nam salmıştır" dese, 3. kitapta da prenses gelince biz de "Vaaaay, ilk kitapta demişti bak demek ki o yüzden o bilgiyi verdi voooaaağğ" falan olsak. Devam ediyorum, krallıkların ishalarını diyarın seçtiği söyleniyor. Bu ishaları diyar seçiyorsa Ateş ve Toprak Krallıkları'nın lordlarının çocuğu Daren'in Ateş Lordu olması kadar saçma bir şey olamaz. Kaldı ki ilerleyen kitaplarda kendisi HEM ateş HEM DE toprak kralı oluyor ki buna ben "YOH ARTIK"tan başka verecek bir tepki veremiyorum. Madem buradan girdik konuya o zaman krallıkların ASLA bir medeniyeti, halkı ve tarihi olmamasından bahsedelim. 3 kitaplık bir seri, 4. ve final kitabı çıkacak bir seri için hiçbir krallığın kimliksel bir halkı yok çünkü yazar size bunun yerine Nova'nın bencillikleri, Nova'nın düşüncesizlikleri ve Nova'nın aşksal dramlarını okutmayı tercih etmiş. Ateş halkının bir kimliği yok, Toprak halkının bir kimliği yok, Hava halkının bir kimliği yok. Yazar size "Ateş Krallığı insanları ateşlidir, çabuk kaynarlar, cevvallerdir" ya da "Hava Krallığı insanları ılımandır, savaşmazlar ama unutmazlar da" falan dediği için sizlere bir kimlikleri varmış gibi gelebilir ama Ateş Krallığı'ndan Ateş İshası olabilecek, başka bir adam çıkmıyorsa bu krallığın hiçbir kimliği yoktur. Kaldı ki belli başlı stereotipler var. Mesela Ateş Krallığı ateş olduğu için volkan tepesinde, Toprak Krallığı toprak olduğu için Avatar: Son Hava Bükücü çizgi dizisindeki Ba Sing Se'deki gibi kocaman duvarlara sahip (which is ????) ama bu halkın tarihi nedir, bu halk kendini geçindirmek için ne yapar, bu halklar ne yer ne içerler? Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Madem ishalık babadan oğula geçebiliyor o zaman neden "diyar seçiyor" gibi bir cümle geçiyor? Elemental'de belli bir kimliksizlik bunalımı var. Krallıklar yazar orada krallık olmasını istediği için var, hiçbir tarihleri ya da alt yapıları yok. Nova oradan oraya koşturup saygısızlık ederken tek bir kişi bile ağzına bir tane çarpmıyorsa Ateş Krallığı sakinleri de cevval değildir yani. Bunu daha da uzatabilirim ama diğer kitaplardan da çok fazla spoiler vermem gerekeceği için kısa kesiyorum. 3) Nova'ya Çizilmek İstenen "Tahmin Edilemez Tsunami" İmajı ve Onun Yerine Çizilen "Salak Lan Bu" İmajı Kitapta su halkının kabaca ve kısaca deli olduğundan, suyun delilik olduğundan falan bahsediyor. Ki bence sorun yok, hikâye gidişatı için de önemli bir vurgu lakin yazar bunu öyle olmayacak yerden yapmaya karar vermiş ve o kadar komik hatta saçma bir şekilde yapmış ki kitabın içerisindeki halkı, olayları hatta bir yerde Nova'yı bile ciddiye alamamanıza sebep oluyor. Nova kitabın ilk kısmında yok edilen Su Krallığı'nın vârisi olduğunu öğreniyor - ki bu da onun da "deli" su halkından olduğu anlamına geliyor. Böylece Alfinler Nova'yı dışlamaya başlıyor. İşte Ayzer'in partisine davet edilmiyor vs vs. Yazar Nova'nın ani verilmiş kararlar içeren hareketlerinden ve tahmin edilemeyen ataklarından su halkının imajını vermeye çalışmış ve onu "deli" göstermeye çalışmış ama Nova benim gözümde saf salağın ve düşüncesiz bir bencilin teki. Örnek vereyim: Nova, sırf onu davet etmediler diye o sıralarda EN YAKIN arkadaşı olan Ayzer'in partisini basmaya gidiyor, üstüne olay çıkartıyor ve kızın gününü mahvedip gidiyor. Ve herkes aksini iddia edebilir ama bunun sebebi içten içe dünyadayken Ayzer dışlanmış ve Nova sevilmişken şimdi rollerin ters dönmesiyle Nova'nın bunu kendisine yedirememiş olması. Şimdi size yazarın bu "deli" imajını çok kötü yerden verdiğinden bahsetmiştim. Ne demek istiyorum? Nova Ayzer'in partisini basıyor ve Daren bize Nova'nın "deli" olduğunu kanıtlamak için (ki sadece Daren değil, kitap boyu birçok kişi bunu söylüyor) "Deli işte!" diyor. Başka bir sahne var ki Alfinler resmen Nova'yı ortalarına alıp "Deli deli kulakları küpeli!" diye şarkı söylemeye başlıyor. Yazar Nova'nın ona göre "cesaret" bana göre düşüncesizlik ve aptallık olan "deliliğini" hep başkaları üzerinden okuyucuyu ikna etmeye çalışmış. Ben okurken Nova'nın hareketlerinden "deli" olduğuna ikna olmuyorum, ikna olmamın sebebi bana sürekli birilerinin Nova'nın deli olduğunu söylemiş olması. Yoksa çağrılmadığın partiyi basmanın delilikle alakası yok, kıskanan, dışlanmış hissetmek istemeyen ya da sadece gıcıklığına eğlenceyi bozmak isteyen herkes partiyi basabilir. Yazar burada alt metin oluşturmak yerine tembellik yapmış. Ayrıca "deli deli kulakları küpeli" falan çok çocukça. Neredeyiz, anaokulunda mıyız? Yazarın kitapta kullanmayı tercih ettiği bazı dil tercihleri de problemli. Onun dışında dışlanmış olmanın acısını ve Nova'da yarattığı karmaşayı anlıyorum. Bir yandan ait olmadığını düşündüğü bu diyardan gitmek istiyor bir yandan da orada kabul görmek istiyor. Hele ki vâris olduğunu öğrendikten sonra daha da bir hırs ve onur meselesi hâline getiriyor ama bunların tepkisini hep yanlış zamanlarda veriyor. Cesaretle, açık sözlülükle alakası olduğunu düşünmüyorum. Akılsızca bir karar veriyor, gidiyor, zaten ondan korkan ve süregelen algı oyunlarından su halkından nefret eden halklar ondan daha çok nefret ediyor sonra da gelip "Herkes benden nefret ediyor, ühühü!" diye sızlanıyor. Hiçbir akılcı yaklaşımı yok, hiçbir hareketi ya da sözü düşünülmüş değil. Hele ki kendisini istemeyen ve ona "Ataları gibi saygısız" diyen Alfinler'e "Babasız bir çocuk doğuran Meryem'di ama çarmıha gerilen İsa oldu. Yadırgamamayı öğrendik." diye bir cümle kuruyor, okuduğum anda nasıl tepki vereceğimi bilemedim. Lafı gediğine oturttuğunu mu düşünmüş bilmiyorum ama ben okuduğum anda vücudum tepki verdi. Alakasız ve saçma demeçler kitapta aniden karşınıza çıkabiliyor. Ayzer'i kıskandığını ve bu yüzden ona karşı asla anlayışlı olmadığını da düşünüyorum. Üstelik dışlanma ve ait olma kompleksleri yüzünden tüm lordları sahiplenme ve onlara trip atma gibi halkın bir kısmı tarafından "kezban" olarak nitelendiren kadın refleksleri gösteriyor. Birisi Daren'e, Sina'ya, Arın'a yaklaştığı anda kendisini bağlamamasına rağmen kıskanıp tepki gösteriyor. Ariana'ya duyduğu anlayamadığım bir nefreti ve bunu göstermek için tercih ettiği çok çocukça bir dili var. "Çıngıraklı yılan! Sinsi!" gibi kelimeler kullanan koskoca bir kadın? İlerleyen kitaplarda da Ariana'ya karşı duyduğu bu nefreti anlamak mümkün değil, okurlar da Nova'nın nefret ettiği karakterlerden sadece o nefret ediyor, karakterler kötü bir şey yaptığı için falan değil. Nova'nın asla katlanılabilen bir baş karakter olmadığını düşünüyorum. Onu seven ve onunla "bağ" kuran okurların bunu da yazara olan sevgisinden ve kitap olmasından çok önce bu hikâyeyi sosyal medyadan okumuş olmalarına yoruyorum. Kısacası okurların bu esere ve karakterlere objektif bakabildiğine inanmıyorum diyebilirim. 4) Kitapta ve Seride Süregelen İki Yüzlülük Şimdilik sadece ilk kitap üzerinden ilerlemeye çalışıyorum ama kitapta yazarın gözettiği bariz bir ayrımcılık mevcut. Hikâye açısından bakarsanız Nova dışlanmış, ötekileştirilmiş, yalnız bırakılmış olarak görülüyor ve sağ olsun bunu bin kere kafamıza kakıyor. Fakat diğer şekilde baktığınızda aslında Su ve Nova olmayan her şeyin ne kadar dışlandığını algılayabilirsiniz. Yazar yanılmıyorsam bazı açıklamalarında her şeyi katarsa kitapların içeriğinin daha da uzayabileceğinden falan bahsetmişti (yanlışsam düzeltin) ama bana kalırsa samimi bir açıklama değil çünkü olaylara belli başlı karakterleri ve krallıkları koymamak yazarın kendi tercihidir. Kitapta Nova çok dezavantajlıyken kitabın ilerleyen sayfalarında Arın'ı geri getiriyor ve herkes buna yalandan bir tepki gösterip her şeyi unutuyor lakin ilerleyen kitaplarda Ayzer'e bu tepkinin bin katı veriliyor. Nova ne yaparsa yapsın aslında farkında olunmasa da arkasını toplayan, bir şeylerle ilgilenen birileri var lakin serideki diğer vârislerin öyle bir desteği yok. Yazar bile yarattığı karakterlere bu konuda eşit davranmıyor. 5) Ayzer Nefreti Ayzer'in serideki en kaliteli karakter olduğunu düşünüyorum. Başından beri Elemental'e geldikleri anda bile Nova'yı desteklemeye çalışan, elinden geleni yapan bir karakterdi. Ayzer her şeyini halkı ve krallığının sonrasına atan, kendisini yönetici olmaya adayan bir kadın. Nova kendi krallığı için Arın'ı geri getirip halkını bulmaya çalışırken millete kazıklar atarken haklı oluyor da Ayzer nasıl haksız bir duruma düşüyor bunu algılayamıyorum. Ariana'da olduğu gibi okurların birçoğunun Ayzer'den yaptıklarından dolayı değil, Nova'ya besledikleri sempati için nefret ettiklerini düşünüyorum. Ayzer'in bakış açısından bakmaya çalışmıyorlar, olayların onun tarafını görmüyorlar ya da karakterlerin ilkelerini anlamak istemiyorlar. Tek gördükleri çamurlar içindeki Nova ve ona nasıl davranıldığı. Gerçi bu konunun yazar tarafından okurlara da çok iyi geçirilmediğini düşünüyorum. Daima mağdur ve "haklı" bir Nova görüyoruz, Nova'ya ağzının payını veren neredeyse kimse yok . Hatırladıklarım kadarıyla yazmaya çalıştım, ikinci kitap yorumuyla devam edeceğim. Bana katılıyor ya da katılmıyorsanız bunu belirtirseniz sevinirim.
Lordlar ve VarislerN. G. Kabal · Martı Yayınları · 202210,3bin okunma
·1 alıntı·
1 +1'leme
·
4.503 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İlk okuduğumda beğenmiştim. Hatta baya yüksek puan vermiştim. Ancak şimdi baktığımda kesinlikle incelemene katılıyorum. Nova'nın kaprisleri yerine, evrenin işleyişini okumak isterdim. Hem fantastik türüne de daha uygun olurdu. Bu şekilde araya büyü serpiştirilmiş aşk romanı havasında. Özellikle novella baya saçmaydı. Fanlar için yazılmış gibi. Daren-Nova yerine Elemental tarihini önceki kralların gözünden okusak daha güzel olurdu. Ne kadar sevmesem de 4. kitabını da okuyacağım. 3. kitaptan sonra toparlayabilecek mi merak ediyorum.
Sülde
Gönderi Sahibi
Evrenin işleyişi olduğunu da düşünmüyorum. Krallıkların ihtiyacı için doğan vârislerin sırf enerjiler karıştı diye yeniden seçilecek olması ne kadar mantıklı? Bunun bir kuralı, mantığı yok. Sırf heyecan olsun, Nova ateş vârisi olabilsin ya da Daren'le arasında bir etkileşim olsun diye yapılmış. Nasıl ki bizim dünyamızın kuralları ve işleyişleri var, fantastik kitaplardaki evrenlerin de öyle kuralları vardır. HGOİ kuralları ve temelleri olan bir eser değil bana kalırsa yazar o anda ne istiyorsa ona göre değiştiriyor bir şeyleri. Toparlamak için önünde 3 kitap vardı, final kitabında hiçbir şeyi toparlayamaz. Anlatması gereken bin tane mevzu var.
Ya daha önce bu kadar haklı bi yorum görmedim yemin ederim ellerine sağlık her cümlesine katılıyorum
Sülde
Gönderi Sahibi
demilune Doğru ve haklı olan bir serzenişti bence.
Bir yoruma bu kadar katılabilirdim. Seride katlanılabilir bir karakter varsa o da ayzerdir ama novanın kıskançlıklarından dolayı kötü olan oymuş gibi lense ediliyor. Nova narsist olduğu için her zaman o haklıymış gibi göstermeye çalışıyor ancak oradaki varisler novanın yaptığı bir hatayı bile yapsalar (bknz: ayzer ki bence o bir hata değildi, yapması gerekeni yaptı) bütün herkes ondan nefret eder çünkü muhtemelen bu novanın ve çok kıymetli lordlarımızın keyfini bozacak bir şeydir. Nova hepsine ağzına geleni söyleyip, diyarı birbirine kattığında ulu güçlü ilahi lordlarımızın yapabildiği tek şey novaya iltifat etmek, onu düşünmek, onun için krallıklarını riske atmak. Sonra bütün fanlar diyor ki onlar çok iyi lordlar, yönetmeliler, varisler yerlerini bilmeli ama nova işin içine girince lordlar ve varisler eşit derler :D Orada yönetmeyi hak eden biri varsa o da ayzerdir. Diğer varisler de bir şey yapamaz. Hepsi lordların ağzının içine bakıyor. 3. kitabın başında daren ayzere demediği bırakmıyor ancak hepsinde ayzer haklı. Sırf novayı düşünmediği için hain oluyor. Mesela daren ayzere diyor ki meseleleri kişiselleştirme ancak arın her şeyi kişiselleştirebilir, ayzer yapamaz? Ve birkaç bölüm sonra hava sarayında sadece kişisel meselelerden bahsediyorlar. Yarım yamalak tarihi, bizim dünyamızın hikayeleriyle oluşturulmaya çalışılan empatiyle olayı anlatma çabası, ana karakteri yüceltmek için yapılmış her şeyi ve saçma aşk üçgenleriyle sadece vasat olan bir hikayeydi. Yazar baktı arın daren nova üçlüsündeki aşk üçgeni bitti bari prensesi getiriyim dedi muhtemelen. Ayrıca metal krallığı tüm tuşlara basmaktır :D daha hikayedeki boşlukları dolduramamış, mantık hataları (ya da yazar açıklamadığı için hata gibi geliyor) dolu, sanki tüm krallıkları anlatabilmiş gibi yeni yeni şeyler ekliyor. Bir de yedi yirmi dört su krallığını övmesi var, yok yıldız okuyucu çok önemli ama sadece su krallığında ortaya çıkar yok su gökyüzünü yansıtır o yüzden onlar kendilerini gökyüzüne daha yakın hisseder, bu mantıkla hava krallığı kendini yakın hissetmeli aq onlar gökyüzüne sizden daha yakınlar. Hava krallığının vasıfsızlığı ve otel niyetine kullanılması da ayrı sinir bozucu. Nefesini kesse ölür gidersin ama mal lordları yüzünden kimse ciddiye almıyor. Sonay bi işe yarasa dicem o da lordların ağzının içine bakmaktan başka şey yapmıyor.
Sülde
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, ikinci kitap yorumu yaptım onu yaparken kitabı şöyle bir karıştırdım ve cidden Nova'dan neden nefret ettiğimi bir kez daha anladım.
Öncelikle yorumunu çok beğendiğimi söylemem gerek, bu seri sevdiğim bir seri ancak yorumunda katıldığım noktalar kesinlikle var. Belirtmek isterim ki fantastik kitapları sevdiğimi söylesem de çok fazla örnek okuma şansım olmadı, dolayısıyla dediğin gibi beğenmemin nedenlerinden biri de bu durum olabilir. Son kitap hariç tüm kitapları okudum ve özellikle üçüncü kitabı burada bahsettiğin konulardan ötürü beğenmedim ancak ilk iki kitabın gayet güzel olduğuna inanıyorum. Zevkler ve renkler tabi<3