Aslında kitabı almak gibi bir düşüncem yoktu ama izlediğim bir eleştiri videosu beni kitaba çektiği için bulduğum bir indirim fırsatında aldım. Ben o videodan dolayı kitaba biraz daha farklı beklentiler ve bir amaç için başlamıştım. Videoda ana karakter June için "kendini her zaman haklı çıkaran, hatayı asla kendinde aramayan, hep başkalarını suçlayan biri" ve onun iç dünyasını görüyoruz tarzı bir şeyler denmişti. Ben de tam bir siyasal İslamcı kafası, acaba onların nasıl düşündüğünü anlayabilir miyim, diyerek kitabı aldım ve okudum. Yani kitabı almamdaki amaç June karakterinin iç dünyasını görmekti. Açıkcası June beklediğim kadar yüzsüz değildi. (Bilmiyorum ben beklentimi fazla yükseltmiş de olabilirim.)
Konusu zaten arkasında yazdığı için bahsetmek istemiyorum, doğrudan düşüncelerime geçeceğim. Ama arka kapaktaki "ölümcül sonuçlar" yazısının özellikle belirtilmesinden sonra bir cinayet bekliyordum ne yalan söyleyeyim.
Dediğim gibi June beklediğim kadar yüzsüz birisi değildi. Arada "ben ne yapıyorum, acaba yapmasam mı" dediği oluyordu. Pişmanlık da yaşadı hatta bir ara. Yine de özellikle kitabın başında gerçekten sinir bozucuydu. Hele de 3. bölümde. Yine de June'un birkaç yerde kendi eserleriyle ilgili hislerini anlıyorum yazar olmak isteyen biri olarak. Bence gerçekten bir şeyler anlatmak isteyen herkes de öyle hissediyor.
Athena ise... Yazarın kendini yazdığı o kadar belli oluyordu ki :) Arada o kadar da abartmayayım diye Athena'yı da kötülüyordu ama gerçekten çok belliydi.
Ve hikayedeki ters köşeler o kadar da iyi değildi. June'un iç çatışmalarının güzel yansıtıldığını düşünsem de hikaye akışını ve ters köşeleri çok beğenemedim.
Kitabın kendisine gelecek olursak, kapakta The New York Times'ın "21. yüzyılın en önemli kitaplarından biri" yazısını göreceksiniz.