·496 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Ekim 2024 17:00 Şahsen her zaman mafya kurgularına karşı derin bir çekimim olduğundan seriye büyük bir hevesle başladım. Bitirdiğimde hayal kırıklığına uğradım mı? Hayır. Ama beklentimin altında mıydı? Evet. Tam olarak ne beklediğimden de emin değildim ama ilk bölümler benim için okurken "Okumasa mıydım?" düşüncesi oluşturmuştu. Ama pes etmeden devam ettiğinde kitabın bir yerden sonra çok daha sararak ilerlediğini fark ettim.
Kitap Rory'nin Alberto adındakş dayımız yaşındaki herifle olan zoraki ilişkisi ile başlıyor. Beni Alberto kadar o ailedeki Tor hariç -Amelia dahil- herkes sinirlendirdi bu süre boyunca. İstismara göz yummak ve görmezden gelmek, neden olmak kadar iğrenç bir şey. Tor da sonlardaki işbirlikçi hareketleri ve eğlenceli karakteri sayesinde gözümde yükseldi.
Kitabın devamında Şeytan Yamacı'nın gerçek sahibi -ayrıca kalbimin?- Angelo'nun gelmesi ve Rory ile aralarında ilerleyen ilişki ile devam ediyor. Dip not: Alberto, Angelo'nun amcası. Ironic, isn't it?
Kitapta beni sinirlendiren kısım herkesin kadınlara olan bakış açısının ne kadar yüzeysel ve cinsellik üzerine olması da oldu doğrusu. Herkesin ağzından küfür için düşmeyen sözler mafya kitabı olduğu için ne kadar normal karşılamam gereken şeylerden biri olsa da, cidden asla alışamadığım bir durum. Gönül isterdi ki kadınların aşık olmadan önce de saygıyla karşılandığı bir mafya kitabı okuyalım da keyfimiz yerine gelsin ama hiç sanmıyorum.
Yine de umudumuzu yitirmiyor ve kadınların da mafya dünyasında büyük yerinin olduğu mafya kitaplarında görüşmek üzere diyorum -ve ayrıca umuyorum-