·440 syf.····Okunma: 23 Ekim 2024 09:45 Bu kitapta Minel gözlerini açıyor. Aslında açıyor demem doğru olmaz. Açmaya çalışıyor ve açmakta zorlanıyor. Her gözünü biraz daha açmaya başladığında kanlar akıyor. Bunun verdiği acı ise gözünü açmak istememesine sebep oluyor. Evet olay tamamen bu işte.
(İlk incelememde Begüm karakterinden nefret ettiğimi söylemişim. Evet ilk kitapta öyleydi ama ikinci kitapta içim kaynadı ve sevdim.)
İlk kitaptan daha heyecanlı ve merak uyandırıcıydı. Bazen öyle sahneler vardı ki ben burada çıkmaza çıktım. Ama bir şeyler oldu ve her seferinde büyük izler bırakacak acılar yaşansada bir şekilde kaçmayı, yollarına bakmayı başardılar.
Sonra dedim ki yazar bizi bu kadar psikolojikmen mahvetti o yüzden üst üste güzel sahneler yazmış. Fakat yazdığı kadar da acısını çıkardı sonunda.
Kitabın sonu çok ayrı bir olay. "O nasıl bir şeydi?" "Ne oluyor?" "Oha!" kelimeleri hiç eksilmedi ağzımdan. Zaten kitabı bitirdikten sonra bir 5- 10 dakika bir daldım. Olayları sindirmeye çalıştım.
Bundan sonra diyeceklerim spoi içerir. Sorun etmeyecekler okusun.
Birde kitabın sonunda Korel'in Prometheus olduğunu okuyoruz. Şahsen ben buna inanmıyorum. Bir kere kumarhanede Korel Minel ile kaçıyordu. O sırada Prometheus başka bir odada Minel'in babasıyla konuşuyordu. Eger kitabın sonuna göre Prometheus Korel ise yazarın bize bu sahneyi açıklaması gerek. Ayrıca Minel'in babası Prometheus'un tutsağıydı. Bir anda nasıl kurtuluyor ve gelip Korel'i suçluyor. Yine bana göre Prometheus Minel'in babasını sırf bunu söyletmek şartıyla serbest bıraktığını düşünüyorum. Umarım böyledir. Çünkü Korel'in Prometheus olması sadece Minel'i kandırmak olmaz, tüm okuyucuları kandırmak olur.
Ayrıca Minel kesin kanacak çünkü bizim bildiğimiz şeyleri o bilmiyor. Üstelik bu iddiayı ortaya atan babası. Ve zaten Minel'in Korel'e karşı bir güvensizliği vardı. Yani bir nevi olan Korel'e olacak gibi.