Puan vermedi·104 syf.····Okunma: 23 Ekim 2024 21:04 Gustav von Aschenbach elli yaşını bitirmiş Alman bir yazardır. Bir gün aniden içinden gelen bir dürtüyle seyahat etmeye çıkar ve kendini nihayet Venedik'te bir otelde bulur. Burada insanlari gözlemleye başlayan yazarın karşısına Polonyalı bir aile çıkar ve bu ailenin ergen çocuğu Tadzio, yazarın oldukça dikkatini çeker. Bu mükemmel görünüşteki çocuktan gözlerini alamaz, onu izlemek büyük bir coşkunluk verir yazara. Güzelliğin, estetiğin, vücut bütünlüğünün tam olduğunu görür bu çocukta ve artık onu sürekli takip etmeye başlar. Bu merak ve ilgi bir yerden sonra aşka dönüşen bir tutku olur. Tabi ki bu aşk temsili bir güzelliğe karşı duyulan aşktır. Yazarın bu süreçleri yaşarken de Venedik'te poyrazın etkisi ile zaman zaman kötü kokular oluşur. Orayı terk edip etmemeye karar veremeyen Aschenbach tutkusuna yenip düşüp kalmaya karar verir. Fakat polisin dezenfeksiyon işlemlerine önem vermesi bazı kuşkuları da beraberinde getirir, acaba bir salgın mı söz konusudur?
Ara ara anlamakta güçlük çektiğim cümleler kuran Thomas Mann, biraz mitolojik vurgular da yaparak yaşlı bir yazarın güzellik karşısındaki tutkusunu anlatıyor bu kitabında. Kitabı beğenip beğenmeme konusunda kararsız kaldım. Bir yandan ne kattı bana bu kitap derken bir yandan da acaba ben mi yeterince anlayamadım kitabı diye de düşünmeden edemedim. Önsözde verilen birtakım bilgiler de yine oldukça soyut ve sanatsal bir bakış açısı sunuyor kitaba. Ama o zor cümleler haricinde okuması zevkli bir kitaptı.