9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2024 63. kitabı
Ahsen Dalca Korkutan'ın ilk öykü kitabı Belki de Muhteşem, leziz anlatım diliyle öne çıkan bir eser. Kitapta yer alan tüm öykülerde bunu görebiliyoruz. Bir ilk eser olduğu için ufak tefek problemler olsa da anlatım nefis, usul usul. Birinci şahıs anlatıcı kullanımı öykülerde çoğunlukta. Özellikle eserin başlarında bunu daha çok görüyoruz. Yazarın "ben" anlatıcı kullanımını üçüncü şahıs anlatıcıya göre daha başarılı buldum. Kitapta şu öyküler öne çıkıyor diyemem. Bütünü itibarıyla bir duygu veren, meselelerini sakince ifade eden bir kitapla karşı karşıyayız. Öykülerde ritim çok yükselmiyor, bazılarındaysa finaller sürpriz sonlu. Metinler konu olarak daha çok aile üstünden. Ama bunu öyküye dökerken yazar fazlasıyla incelikli yapmış. Belki de Muhteşem'i bitirince üstüne kim ne demiş, diye bakma ihtiyacı duydum ve Olağan Hikâye dergisinin 23. sayısında Sebahat Meraki ve Merve Çakır'ın değerlendirmelerini okudum. Merve Çakır'ın 19 öykü bu kitap için fazla tespitine katılıyorum. (Gerçi benim gibi kitabında küçürekler dahil 27 öyküyü barındıran bir yazar için bu durum enteresan ama bana da okurken öyle geldi.) En azından son iki öykü dahil edilmeyerek kitabın 96 sayfada bitmesini tercih ederdim. Dilindeki lezzetin de etkisiyle tek nefeste okuması kolay bir yapıt değil Belki de Muhteşem. Bundandır ki sonlara doğru okuru tık nefes bırakabiliyor. Sebahat Meraki'nin öykü isimleri hakkında söylediği, yazarın muhtemelen adları sonradan metinlere verdiği düşüncesine de katılıyorum. Gerçi bunu ben de yazarıyla konuşmadım ama tahminim bu yönde. Bu anlatıma yaraşır daha imgesel öykü isimleri isterdim. Hem kapak tasarımı hem de eser adı daha iyi olabilirmiş. Sebahat Hanım'ın tespit ettiği "çukur" imgesi gibi özellikle baştaki öykülerde, anlatılan durumu ya da olayı simgeleyebilecek bir imgeye denk geliyoruz. Bu edebi hareketi başarılı buldum. Ayrıca yazar diyalog kullanmıyor ama "dedi" kalıbı üstünden bahsedilen kişilerin ne söylediğine tanık oluyoruz. Bunu da metnin normal akışı içinde yapabilmeyi başarmış. Kitapta özellikle sevdiğim uygulamalardan biri de bu. Kimi öykülerin finalleri çok başarılıyken kimilerinde finallerin muğlak olmasını pek sevemedim. Geleneksel öykü yapısına uygun metinler olduğundan son kısmın daha belirgin olması gerektiğine inanıyorum. Şuraya tadımlık bir alıntı bırakayım da dilin güzelliğine hep birlikte bakalım: "Kulaklarım uğuldamaya başlıyor ve bir rüzgar gibi Kemal'in son sözleri esiyor üzerime. Gözlerimi kapatıp dinliyorum. Kemal bana buselikten sesleniyor." s.96
Edebiyat
Belki de MuhteşemAhsen Dalca Korkutan · Ötüken Neşriyat · 202410 okunma
··
215 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.