·126 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Kasım 2017 00:00 Okurken yavaş yavaş üstünüze bir fil oturduğunu, kalbinizin, beyninizin, midenizin sıkıştığını hissedip yine de bırakamadığınız, içinize edip tansiyonunuzu çıkarma gücü yüksek bir yapıt.İlla ki hayatınızdan bir şeyler bulup durup dururken oturup gereksiz bir şekilde acı çekmenize neden olan fazla etkileyici, fazla içine çekici, "fazla" bir kitap.Gayet zararlı.Sadece bir ‘aşk’ romanı olarak değerlendirilmemesi gereken romandır. Yazar asıl hikaye içinde resim, edebiyat, psikoloji, sosyoloji gibi alanlarda da açıklamalar/tespitler yapıyor.Tabii ki kitabın en akılda kalan özelliği saplantılı bir ‘aşk’ı anlatması. 1700’lü yılların sonunda böylesine başarılı bir kurgu da yazarın ne kadar ileriye dönük bir çalışma yaptığını da gösterir nitelikte.
Dikkatimi çeken bir durum var. edebiyatımızda ve dünya edebiyatında bu saplantılı aşkları konu alan romanlara genel olarak baktığımızda bu saplantılı aşk maliklerinin genellikle kalburüstü insanlar oluşunu görüyoruz. Buradan çıkarmamız gereken sonuç, böylesine ‘ulvi aşkların’ sadece böylesine insanlar tarafından mı yaşanacağıdır? Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sında, Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’nde kısmen Tolstoy’un Diriliş’inde buna rastlıyoruz.