·528 syf.····Okunma: 27 Ekim 2024 13:21 Bu eserin sevdiğim yönleri oldu, sevmediğim yönleri de oldu.
Sevmediğim kısmı "Kahraman, fedakar, iyi niyetli, cesur, vicdanlı ve o bütün güzel vasıfların sahibi Amerikan Askeri" anılarıydı. Stephen King iyi bir yazar insanları olayları iyi çözümlüyor. Lakin o dar Amerikan bakış açısından da çıkamıyor. Neden mi? Bu bakış nasıl mı?
Aynen şöyle oluyor baştaki kişiyi Amerikalılar eleştirir. Mesele Trump mesele Bush, kahrolsun başkan söylemlerini pankartlarını görürsünüz. Lakin iş Amerika politikalarını gelince hepsi tek yürek tek bilek olur.
"Politikacıya Söv Politikayı Sev" dar bakış açısı King'den beklemezdim. Politikacıyı sev sevme kimsenin umurunda değil ama gerçekleştirdiği politikalar binlerce insanı öldürüyorsa bunu savunmak için bir neden var mı? Batı üç maymunu oynuyor; King de bu gösteriye katılıyor. Politikacıyı eleştirmek suya sabuna dokunmayan bir körebe oyunudur. Belki politikacı giderse politikalar değişebilir en azından onu eleştireyim vicdanım rahat olsun...
Sevdiğim kısımlara gelirsek, izlenme-açığa çıkma-kılık değiştirme-tekrar gizlenme sarmalında dolanan bir seri katil ve kendi değerleri var. Kendi değerleri olması katil olmasının çirkinliğini örtmüyor ki Billy'nin düşüncesi de bu yöndeydi. Bu bakış açısı karaktere arada kalmışlık hissi veriyor.
Esasında Billy arada kalmış bir karakter. Geçmişle-Şimdi, Katil olmakla-İyi biri olmak, Yalnız çalışmakla-Ekip çalışması gibi bir çok durumda arada kalıyor. Her zaman bir özlemi var ki hepimizin var. Geçmiş öyledir ansızın kapı arasından sızar ve rüyalarımız girer. Bizi hüzünlendirir. Boya evi, bu evi boyalar tutuyor gibi söylemler güzeldi.
Aynı zamanda mekan değiştirmeleri, mekana adapte olmaları ve yolculuğa çıkmaları tam sinematik sahneler olmuş diyebilirim. Ki gelecek filmin şehir merkezi kargaşasından tutun da dağlara yollara uzanan güzel seyirlik olacak diye düşünüyorum.
Billy'nin yazarlık yönü geçmişi anlatmak için bir bahane olmuş gibi ve bir tomar kitaptan alıntı yapılması ana karaktere sanki havada bir okur-yazar vasfı yüklemiş. Bence yazma eylemi olduğu kadar belki de daha fazla okuma eylemleri de romanda olmalıydı. Okudum, alıntıyı paylaştım şeklinde bir yaklaşım çiğ duruyor, altınlar hedefine ulaşmıyor.
Son Not: Sanırım Billy romandan daha çok sinemaya yakışacak gibi duruyor.