Ölüm herkese bir anda gelir ama geldiğini bilmek, haber almak insanı derin bir korkuya ve sorgulamaya sürükler. "Bu hayatta ne yaptım? Arkamda ne bırakacağım? İnsanlar beni nasıl anacak?" gibi. Ölüm karşısında gözümüzde büyüttüğümüz her şey bir anda yok olur gider. Maddi kaygılar, küs olduğumuz insanlar, zaten belirsiz olan gelecek için bile endişelenmeyi bir kenara bırakırız. Karakterimiz hasta olduğunu ve çok az ömrü kaldığını öğreniyor ve şeytanla, ömrüne bir gün eklenmesine karşılık dünyadan bir varlığı silme anlaşması yapıyor. Başta mantıklı gelse de buradaki sorun silinecek şeyleri şeytanın seçecek olması. Hayatımızı kolaylaştırıp güzelleştiren birçok icat var ve çoğumuz bunların içine doğduk. Onlar olmadan nasıl yașanır bilmiyoruz hatta çoğu vazgeçilmez gibi geliyor. Yine de ömrünüze bir gün daha eklemek için nelerden vazgeçebilirdiniz?
Anlatılmak istenen konular derin ancak felsefe sevmeyenler için sade, net, anlaşılır ve eğlenceli bir dille anlatılmış. Mevlana der ki: "Nasibinde varsa, alırsın karıncadan bi̇le ders. Nasibinde yoksa, bütün cihan önüne seri̇lse sana ters." Nasibinizde varsa bu kitap size hayata, ölüme ve birlikte yaşadığınız, sizde anısı olan eşyalara karşı yeni pencereler açacak. Aslında gereksiz olarak gördüğümüz her eşyanın, her insanın ve her deneyimin bizi olmamız gereken kişiye doğru götüren bir yol olduğunu anlıyoruz. Hiçbir şey tesadüf değildir.
Felsefi mesajları olan bir kitapta duygulanacağımı düşünmezdim ama yazar bunu başarmış. Anlam arayışı temalı bir kitap için dili beklediğimin aksine ciddiyetten uzak, samimi ve sade. Rahatlıkla okunabilir. Özellikle RS (reading slump) de okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.
"Yaşamak demek; ağlamak ve bağırmak, aptalca davranmak, üzülmek ve neşelenmek, hatta korkunç ve berbat deneyimlerden geçmek... ve gülmek demekti."
Bir Gün Kediler Dünyadan Yok OlsaydıGenki Kawamura